Bir Sanatçının İzinde: İstanbul-Paris-İstanbul

 

Seza Sinanlar Uslu küratörlüğünde düzenlenen sergi ile 20. yüzyılın özgün ve Türkiye için gizli kalmış sanatçısı, doğumunun 100. yılında, doğduğu semt olan Pera’ya geri dönüyor. Uzman Catherine Prassinos ve Thierry Rye danışmanlığında hazırlanan sergiye kapsamlı bir de yayın eşlik ediyor.

 

 
1916’da İstanbul Pera’da Rum-İtalyan ve sanatla içiçe geçmiş bir ailede dünyaya gelen Mario Prassinos 6 yaşında ailesiyle birlikte Paris Nanterre’e yerleşir. Gençlik yıllarında Avrupa’da sürrealizm akımı etkili olduğundan bu akıma uygun olarak resimler yapan sanatçı, Paul Eluard, André Breton, Salvador Dalí, Man Ray. Max Ernst, Marcel Duchamp gibi isimlerle tanışır. Herhangi bir akademik sanat eğitimi almayan Prassinos 1937’de Dali ve Picasso ile L’Art Cruel sergisine davet edilir ve ilk kişisel sergisini aynı yıl açar. Prassinos 1945 sonrası Prevert, Peret gibi sürrealist yazar ve şairler için kitap illüstrasyonları çizer. Sinemacı Bunuel’in filimiyle aynı adı taşıyan ‘’Altın Çağ’’ edebiyat serisinin kitap kapaklarını hazırlar.

 
1958 yazında Yunanistan’ın Spetses adasında Servi Ağaçları serisini yapan Prassinos’un bu çalışmalarında çocukluğunu geçirdiği İstanbul günlerine göndermeler vardır. Sanatçı daha sonra Türk Peyzajları ve Ağaçlar serilerinde de bu dönemi anımsar. 1985’te aramızdan ayrılan Prassinos’un 800’ü aşkın eseri bugün Fransa’da devlet himayesinde bulunuyor.

 
Mario Prassinos’un resimlerinden kitap illüstrasyonlarına, dokuma örneklerinden gravürlere uzanan farklı teknikteki özgün ve çarpıcı eserlerinin bir araya getirildiği katalogun eşlik ettiği sergide, sanatçının kızı Catherine Prassinos, Enis Batur ve Seza Sinanlar Uslu’nun yazıları da bulunuyor.

Catherine Prassinos sergi kataloğunda babasının İstanbul’la kurduğu ilişkiden ve şehirdeki anılarından bahsederken, Enis Batur sanatçının eserlerinde İstanbul’da geçen çocukluğunun ve Fransa yıllarında içinde bulunduğu sanat ortamının izlerini arıyor. Prassinos’un çarpıcı ve özgün karakterini, sürrealizmle başlayıp realist bir anlayışa yönelen üslubunu, II. Dünya Savaşı sırasında faşizme karşı aldığı sanatsal duruşu inceleyen Seza Sinanlar Uslu, sanatçının bellekle kurduğu ilişki üzerinde özellikle duruyor: “İnsan şeyleri, (ya da insanları) tanımaz, onları anımsar” diyen sanatçı, eserlerinde belleğindeki geçmişe dair izleri yansıtıyor.

Hafızaya aldığını bildiği ama erişemediği, tam ve net olarak anımsayamadığı hatıraları, kendi deyişiyle “zarara uğramış bir belleğin oluşturabileceği” portreler olarak izleyicilerine sunuyor.

 
Mario Prassinos, Bir Sanatçının İzinde: İstanbul-Paris-İstanbul Sergisi 14 Ağustos’a dek Pera Müzesi’nde yer alacak.