MEDYA ANALİZ: ‘Patlama ânı gazeteciliği’nin Libya performansı

İdeolojileri ya da iktidar karşısındaki pozisyonları ne olursa olsun, Türkiye’deki ‘reel’ gazeteciliklerin hiçbirinin dışında kalamadığı bir sorun var: Türkiye’de medya süreç izlemeyi sevmiyor, sıkılıyor, ancak süreç nihai noktalarına yaklaşırken, hatta çoğu kez ‘patlama’ anından itibaren izlemeye başlıyor. Sonuç: Bazı çok önemli gelişmeleri ıskalamak ve süreç işbâ noktasına ulaşıp da patladığında afallamak!

‘Patlama ânı gazeteciliği’ diye kavramsallaştırabileceğimiz bu nevi şahsına münhasır gazetecilik pratiğine en fazla editoryal çizgisini iktidarların arzularına göre ayarlayan gazetecelik türünde rastlanmasında anlaşılmayacak bir şey yok. Çünkü bu pratiğin içinde bulunan gazeteciler neyi haberleştirip neyi haberleştirmeyeceklerine karar verme ölçüsünü iktidarların ağzına bakarak oluşturdukları için, haber gelişirken süreç boyunca susuyorlar ve ancak haber “patladığında” onlar da habere dahil oluyorlar; ki bu nokta, iktidarların da “patladığı” ve “haber serbest ama şöyle serbest” dedikleri noktaya tekabül ediyor.

Libya’daki iç savaşla ilgili son haberler ‘patlama ânı gazeteciliği’ne güzel bir örnek teşkil ediyor.

Türkiye, bu cephede Avrupa; Mısır başta olmak üzere Arap dünyası ve Rusya ile çıkar zıtlığı içinde. Uzunca bir süredir oralardan Türkiye’ye sert uyarılar geliyor fakat iktidarın kontrol ettiği gazeteler ve televizyonlar bunları pek yansıtmıyor. Bunlardan ancak, Türkiye’nin bu ülkelere verdiği “sert cevaplar” münasebetiyle haberdar olabiliyoruz.

Halbuki o cephe çok fazla ısınmış durumda. En son dün, Mısır Devlet Başkanı Sisi Parlamento’dan orduyu yurt dışına gönderebilmek için yetki aldı. Yine dün Almanya Dışişleri Bakanı, Almanya’nın Türkiye ile iyi ilişkilerinin sürdürülmesini Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki “provokatif girişimlerini” durdurması koşuluna bağladı.

Libya cephesi yakında patlarsa Türk halkı çok şaşıracak, çünük ‘patlama ânı gazeteciliği’ süreci izlemedi, okurlarını-izleyicilerini bilgilendirmedi.

Olay patladığında meseleye dahil olacak ama o zaman da haber yerine ne vereceğini hepimiz biliyoruz.

Önceki İçerikANALİZ- Etyen Mahçupyan: Önümüzdeki günlerde yeni bakanlar görürsek şaşırmayalım
Sonraki İçerikSeçim Suriye’de, seçmen Türkiye’de