Pakistan, Suudi Arabistan ve Türkiye, 7 Ağustos’ta Mekke’de imzaladıkları ortak savunma anlaşmasını hayata geçirmek üzere 31 Ağustos’ta İstanbul’da bir araya geldi.
Üç ülke, yeni yapının resmi adını “Mekke Savunma İttifakı” olarak ilan etti.
Toplantının ardından konuşan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ittifakın daimi sekretaryasının Riyad’da kurulacağını, ilk genel sekreterin ise Pakistanlı olacağını açıkladı.
İstanbul’daki toplantıya üç ülkenin dışişleri ve savunma bakanları ile en üst düzey askeri yöneticileri katıldı.
Türkiye’yi Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu; Pakistan’ı Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı İshak Dar, Savunma Bakanı Hâce Muhammed Asıf ve Mareşal Asım Münir; Suudi Arabistan’ı ise Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan, Savunma Bakanı Halid bin Selman ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Fayyad El-Ruveyli temsil etti.
Fakat masada bir ülke yoktu: Mısır.
Dörtlü diplomasi üçlü savunma ittifakına dönüştü
Mısır’ın yokluğu özellikle dikkat çekici çünkü Mekke İttifakı’nın ortaya çıkmasını sağlayan diplomatik süreç başlangıçta üç değil dört ülke üzerinden ilerliyordu.
Türkiye, Suudi Arabistan, Pakistan ve Mısır, ABD-İran savaşının sona erdirilmesi için aylardır birlikte hareket ediyordu. Dört ülke haziran ayında Kahire’de, 5 Ağustos’ta ise Amman’da bir araya gelmişti.
Ancak bu diplomatik işbirliği 7 Ağustos’ta askeri bir ittifaka dönüştürülürken Mısır dışarıda kaldı.
Pakistanlı bir kaynak, Mısır’ın koalisyona katılmasının teklif edildiğini ancak Kahire’nin bunu kabul etmediğini söyledi. Mısır’ın kararı, Kahire’deki yetkililer ve bölgesel diplomatlar tarafından da Mısır’ın kendi hareket alanını koruma isteğiyle açıklanıyor.
İstanbul toplantısı öncesinde Pakistanlı yetkililer Mısır’ın görüşmelere katılabileceğini belirtmişti. Ancak Kahire 31 Ağustos’taki toplantıya da temsilci göndermedi.
Böylece İran savaşı sırasında ortaya çıkan Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan-Mısır dörtlüsü, ortak savunma söz konusu olduğunda Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan üçlüsüne dönüştü.
Sisi neden ittifaka girmek istemiyor?
Mısır’ın çekincelerinin başında yeni anlaşmanın niteliği geliyor.
Mekke anlaşması sıradan bir diplomatik işbirliği mekanizması değil. Üç ülkeden birine yönelik silahlı saldırının diğerlerine de yapılmış sayılmasını öngörüyor.
Bu nedenle Kahire’nin ittifaka girmesi, Mısır’ın Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın gelecekte yaşayabileceği askeri krizlerde pozisyon almak zorunda kalması anlamına gelebilir.
Mısır yönetimi ise son yıllarda bölgedeki rakip güçler arasında mümkün olduğunca geniş bir hareket alanı bırakmaya çalışan bir politika izliyor.
Kahire yönetimi resmi olarak da ittifaka katılmadan önce bazı anayasal ve hukuki meseleleri değerlendirdiğini açıkladı.
İsrail faktörü
Mısır açısından en hassas meselelerden biri İsrail.
Kahire, 1979 Camp David düzeninden bu yana İsrail’le barış anlaşmasına sahip ve ABD’den yılda yaklaşık 1,3 milyar dolar askeri yardım alıyor.
Son yıllarda Gazze, Refah ve Sina çevresinde İsrail ile ciddi anlaşmazlıklar yaşanmasına rağmen Sisi yönetimi İsrail’le doğrudan askeri gerilimden kaçınmaya çalıştı.
Mekke İttifakı’na girmek ise özellikle Türkiye veya Suudi Arabistan ile İsrail arasında gelecekte yaşanabilecek bir askeri krizde Kahire’yi çok daha zor bir tercihle karşı karşıya bırakabilir.
Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü de Mısır’ın yokluğunu, Kahire’nin artan bölgesel gerilim ortamında bağlayıcı savunma anlaşmalarına girme konusundaki isteksizliğiyle açıklıyor.
Suudi Arabistan-BAE rekabetinde taraf olmak istemiyor
İkinci önemli mesele Körfez’de giderek belirginleşen Suudi Arabistan-BAE rekabeti.
Mısır her iki ülkeyle de yakın ilişkilerini korumaya çalışıyor.
Suudi Arabistan özellikle Sudan ve Somali gibi dosyalarda Kahire için önemli bir ortak. Buna karşılık BAE, Mısır ekonomisinin en önemli yatırımcılarından biri.
Kahire bu nedenle Riyad ile Abu Dabi arasındaki rekabette açık biçimde taraf olmak istemiyor.
Mısırlı ve bölgesel kaynaklara göre Sisi yönetiminin çekincelerinden biri de Mekke İttifakı’nın zaman içinde Suudi Arabistan merkezli daha geniş bir siyasi ve güvenlik bloğuna dönüşmesi ihtimali.
Mısır böyle bir yapının içine girerek kendi bölgesel manevra alanını daraltmak istemiyor.
Türkiye ile Yunanistan ve Kıbrıs dengesi de var
Mısır açısından başka bir sorun Türkiye ile yapılacak bağlayıcı askeri ittifakın Doğu Akdeniz’de yaratabileceği sonuçlar.
Ankara-Kahire ilişkileri son yıllarda büyük ölçüde normalleşmesine rağmen Mısır’ın Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti ile geliştirdiği stratejik ilişkiler devam ediyor.
Mısır’ın Türkiye ile karşılıklı savunma yükümlülüğü içeren bir ittifaka girmesi, Kahire’nin Doğu Akdeniz’de yıllardır kurduğu dengeyi değiştirebilir.
Aynı şekilde Pakistan ile yapılacak bağlayıcı savunma anlaşmasının, Mısır’ın ekonomik ilişkilerini geliştirmeye çalıştığı Hindistan açısından yaratabileceği sonuçlar da Kahire’de değerlendirilen başlıklardan biri.
Ankara hâlâ Mısır’ı istiyor
Türkiye ise Mısır’ın ittifaka katılması konusunda kapıyı açık tutuyor.
Hakan Fidan, Mısır’ı yeni güvenlik mimarisinin “doğal ortağı” olarak nitelendirdi ve bazı teknik meselelerin çözülmesi halinde Kahire’nin ileride katılabileceği mesajını verdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan da ittifakın üç ülkeyle sınırlı kalmasını istemediklerini ve bölgedeki diğer devletlere açık olduğunu söyledi.
İstanbul toplantısının ardından Fidan bir kez daha Mekke İttifakı’nın herhangi bir devlete karşı kurulmadığını ve bölgedeki bütün ülkelere açık olduğunu vurguladı.
Bir ülkeye saldırı üçüne saldırı sayılacak
Mekke İttifakı’nın en önemli hükmü kolektif savunma taahhüdü.
Türkiye, Pakistan veya Suudi Arabistan’dan birine yönelik silahlı saldırı, üç ülkeye birden yapılmış kabul edilecek.
Bu nedenle anlaşma NATO’nun 5. maddesine benzetiliyor.
Ancak ittifakın henüz NATO benzeri entegre komuta sistemi, daimi askeri gücü ve ortak harekât mekanizması bulunmuyor.
İstanbul’da yapılan ilk Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi toplantısında da tam olarak bu altyapının kurulması ele alındı.
Orduların birlikte çalışabilirliği, ortak tatbikatlar, savunma sanayii işbirliği, ortak üretim ve araştırma projeleri ile terörle mücadele koordinasyonu toplantının gündemindeydi.
İlk sınav İran savaşı
Toplantının yapıldığı gün ABD ile İran arasında yaklaşık bir aydır süren çatışmasızlık da sona erdi.
Bu nedenle yeni ittifak daha ilk kurumsal toplantısını yaparken, üyelerinden birinin bölgedeki savaşın içine çekilmesi halinde ortak savunma maddesinin nasıl uygulanacağı sorusuyla karşı karşıya.
Pakistan açısından durum özellikle hassas. İslamabad, bir taraftan Türkiye ve Suudi Arabistan’la askeri ittifak kurarken diğer taraftan İran ile ABD arasında arabuluculuk yapmaya çalışıyor.
Türkiye açısından ise İsrail’le Suriye üzerinden yaşanan askeri gerilim aynı soruyu gündeme getiriyor.
Dolayısıyla Mısır’ın İstanbul’da bulunmaması, yalnızca protokol düzeyinde bir eksiklik değil.
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

