The Odyssey, ABD’de ve Türkiye’de 17 Temmuz’da gösterime girmişti; Çin, filmin henüz açılmadığı son büyük pazarlardan biri
Nolan ve başrol oyuncusu Matt Damon, filmin tanıtımı için 30 Temmuz’da Pekin’e gitti ve Çin Ulusal Film Müzesi’nde bir ticari film için ilk kez düzenlenen kırmızı halı etkinliğine katıldı.
Bu basın turu kapsamında Nolan, doktora öğrencisi ve siyaset felsefesi dersleri veren Zhong Shu ile Bilibili’de yayınlanan röportajı ise sosyal medyada viral oldu.
Teknik ayrıntılardan çok filmin düşünsel temellerine odaklanan röportajda Nolan, Homeros’u neden farklı yorumladığını, “kefaret” eleştirilerine nasıl baktığını, Antik Yunan’ın xenia anlayışını neden filmin merkezine yerleştirdiğini ve “Deniz Halkları” temasını neden hikâyeye eklediğini anlattı.
“Odysseia’yı Hristiyanlaştırdınız mı?”
Röportajın en dikkat çekici anı, Zhong Shu’nun filmin en çok tartışılan yönlerinden birini doğrudan Nolan’a sorması oldu.
Eleştirmenlerin önemli bir bölümü, filmde Odysseus’un geçmişiyle yüzleşmesi ve vicdani hesaplaşmasının ön plana çıkarılmasını, Homeros’ta bulunmayan modern bir “kefaret” fikrinin hikâyeye eklenmesi olarak yorumluyordu.
Zhong Shu, “Kefaret kavramı Antik Yunanca’da da Homeros’ta da yok. Bu fikri ekleyerek Odysseia’yı Hristiyanlaştırmış olmuyor musunuz?” diye sordu.
Nolan ise bunun bilinçli bir tercih olmadığını söyledi.
“Bu çok iyi bir soru. Bunu hiçbir zaman ‘Hristiyanlaştırma’ amacıyla yapmadım.”
Yönetmene göre filmin merkezinde aslında başka bir Antik Yunan kavramı bulunuyor:
Xenia.
“Zeus’un Yasası”
Nolan, filmde izleyicinin daha kolay anlayabilmesi için “Zeus’un Yasası” adını verdiği kavramın Antik Yunan toplumunun temel ahlak ilkelerinden biri olduğunu anlattı.
Xenia, misafire, yabancıya ve yolcuya saygı göstermeyi ifade eden kutsal misafirperverlik anlayışıydı.
Nolan bunu modern izleyiciye şu şekilde aktardığını söyledi: “Sana nasıl davranılmasını istiyorsan sen de başkalarına öyle davran.”
Ancak Antik Yunan’daki gerekçe bugünkünden farklıydı.
Çünkü karşılaştığınız yabancı aslında kılık değiştirmiş bir tanrı olabilir ve ona kötü davranmanın bedelini Zeus ödetecekti.
Nolan’a göre filmin bütün ahlaki çatısı bu fikir üzerine kurulu.
Taliplerin Odysseus’un sarayını işgal edip bu kutsal misafirlik hukukunu çiğnemesi de filmin temel kırılma noktası oluyor.
“Kefareti Belki Siz İzleyiciler Getiriyorsunuz”
Nolan, Odysseus’un gerçekten tövbe edip etmediğinden bile emin olmadığını söyledi.
Ona göre izleyici modern bir bakış açısıyla filmi okuyor ve finalde gördüğü duygusal hesaplaşmayı “kefaret” olarak yorumluyor.
“Belki de kefaret duygusunu hikâyeye biz değil, izleyici getiriyor.”
Nolan, asıl ilgisini çeken şeyin bir insanın ruhunu kurtarması değil, xenia’nın ihlal edilmesinin bütün bir uygarlığı nasıl çöküşe sürüklediği olduğunu vurguladı.
“Deniz Halkları” Neden Filmde?
Röportajın en ilginç bölümlerinden biri de Nolan’ın tarihsel esin kaynaklarını anlatması oldu.
Yönetmen, uzun zamandır Tunç Çağı Çöküşü’yle ilgilendiğini söyledi.
MÖ 12. yüzyıl civarında Doğu Akdeniz’deki büyük uygarlıkların birbiri ardına yıkılmasına yol açtığı düşünülen gizemli Deniz Halkları (Sea Peoples), tarihçilerin bugün bile tam olarak kim olduklarını açıklayamadığı en büyük tarihsel bilmecelerden biri olarak görülüyor.
Nolan bu gizemi kendi hikâyesine farklı şekilde uyarladı.
Film boyunca herkes dışarıdan gelecek “Deniz Halkları”ndan korkarken, finalde Odysseus’un ulaştığı sonuç çok daha karanlık oluyor:
Deniz Halkları aslında Truva’dan dönen Yunanlıların kendisi.
Yani medeniyeti yıkan güç dışarıdan gelen barbarlar değil, savaştan dönen galiplerdir.
Bu yorum, Nolan’ın savaş sonrası uygarlığın kendi içinden çöküşe sürüklendiği fikrini güçlendiriyor.
“Oppenheimer’dan Kalan Duygu”
Nolan, The Odyssey’nin aslında Oppenheimer sonrasında zihninde şekillendiğini de anlattı.
Oppenheimer‘ı “medeniyetin sonunu anlatan bir film” olarak tanımlayan yönetmen, aynı uygarlık çöküşü duygusunu Homeros’un dünyasında da gördüğünü söyledi.
Tunç Çağı’nın çöküşü ile modern dünyanın kırılganlığı arasında bilinçli bir paralellik kurduğunu belirten Nolan, Homeros’un metninin bugün hâlâ güncel olmasının nedenini de buna bağlıyor.
“Medeniyetin Temeli Karşılıklı Saygıdır”
Nolan’a göre Homeros’un şiiri bugün hâlâ güçlü çünkü yalnızca bir kahramanın eve dönüşünü değil, medeniyetin hangi ilkeye dayandığını anlatıyor.
O ilke ise xenia.
Yönetmen bunu modern dünyanın “Altın Kuralı” olarak tanımlıyor. “Karşılıklı saygı olmadan medeniyet ayakta kalamaz.”
Nolan, günümüzde bu ilkenin her zamankinden daha fazla zorlandığını, bu yüzden Homeros’un üç bin yıllık metninin modern dünyaya doğrudan hitap ettiğini düşündüğünü söyledi.
Çin gösterimine dair beklentiler oldukça yüksek:
IMAX China filmi ülke çapında yaklaşık 800 IMAX ekranında gösterecek. IMAX China CEO’su Daniel Manwaring, açılış haftasında ağın büyük kısmının, belki tamamının filmi oynatacağını söyledi ve bu tür bir heyecanı uzun süredir görmediklerini belirtti.
Bilet satış platformu Maoyan Pro’ya göre, 24 Temmuz itibarıyla filmi “görmek istiyorum” kaydı 252.000’i geçti, bu da filmi yaklaşan ithal yapımlar arasında öne çıkarıyor.
Film şu ana kadar (Çin hariç) dünya çapında **700 milyon doları geçti ve 2026’nın en çok hasılat yapan dördüncü filmi konumunda. Çin’in dünyanın ikinci büyük sinema pazarı olması nedeniyle, oradaki açılışın hasılatı büyük ölçüde artırması bekleniyor.
Nolan’ın önceki filmi Oppenheimer Çin’de 66,8 milyon dolar hasılat yapmıştı; bunun 20,2 milyon dolarını (%30’dan fazlası) tek başına IMAX gösterimleri oluşturmuştu.
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.