Özilhan: “Düşen sadece TL’nin değeri değil; birbirimize güvenimiz, mutluluk ve huzurumuz da geriliyor”

TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi (YİK) bugün (19 Ekim) toplandı. YİK Başkanı Tuncay Özilhan konuşmasında demokrasi ve özgürlüklere dikkat çekerken, Merkez Bankası’nın bağımsız olması gerekliliğini vurguladı. TÜSİAD Başkanı Simone Kaslowski de “Kadınların birçok gelişmiş ülkeden daha önce siyasi haklarını elde ettiği Türkiye'de, İstanbul Sözleşmesi'nden çıkılması kabul edilebilir değil” dedi.

Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Yüksek İstişare Konseyi (YİK) toplandı. Toplantıda TÜSİAD’ın 50. Yılı projesi “Geleceği İnşa”nın tanıtımı yapıldı. 

Özilhan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

  • Demokrasi ve laiklik, farklılıklarımızın bizi bölen, ayıran fay hatlarına dönüşmek yerine kültürel ve düşünsel iklimimizi besleyen, bilimde, sanatta, teknolojide ileri gitmemizi mümkün kılan zenginlikler haline gelmesini sağlar.“Bereketsiz ve dengesiz ekonomik büyüme, mahşerin dört atlısı arasında yer alıyor.
  • Türkiye’nin yüzde 60’ı çölleşmeyle karşı karşıya. Su rezervleri tarihsel olarak en düşük seviyelerine iniyor. Kuraklık tarımı ve çiftçileri olumsuz etkiliyor. Şu anki ekonomik modeli tamamen değiştirmemiz, karbon nötr bir ekonomi olmayı hedeflememiz gerekiyor.
  • Toplumsal adaleti tesis etmemiz gerekiyor.
  • Başta Merkez Bankası olmak üzere düzenleyici kurumların bağımsızlığı tartışma dışı olmalı.
  • Hukukun üstünlüğü, katılımcı demokrasi ve kuvvetler ayrılığı hayati önemde.
  • Cari açık ve bütçe açığına beceri açığı, bilgi açığı, liyakatli kadro açığı ve yönetişim açığı da ekleniyor. Düşen sadece TL’nin değeri değil, su rezervlerimiz, birbirimize güvenimiz, ihracatımızda yüksek teknolojili ürünlerin payı, mutluluk ve huzurumuz da geriliyor. Sadece makroekonomik dengesizlikleri değil, bölgesel kalkınma farklılıklarını ve gelir dağılımı bozukluklarını da gidermek istiyoruz.
  • Faiz ve enflasyonun yanı sıra emisyonları, hava, su ve toprak kirliliğini de azaltmak gerekiyor. Üretimin, tüketimin, yatırımların artmasına ihtiyaç duyduğumuz kadar, hak ve özgürlük alanlarının genişlemesine de ihtiyaç duyuyoruz.
  • Farklı dil, din, ırk, mezhep, etnisite, sosyo-ekonomik kökenden insanlardan oluşan milleti düşününce, herkesi harekete geçirmek, herkesin katkısını almak, kimseyi dışarıda bırakmamak ancak demokrasi ve laiklik ile mümkün olabilir. 
Önceki İçerikSANAL HAFIZA | Cumhurbaşkanı Erdoğan 2001’de Kılıçdaroğlu gibi konuşmuş
Sonraki İçerikDoğalgaz fiyatları bir yılda 8 kat arttı; bu kış çok zor geçecek