Reform Vakfı Direktörü Mehmet Ali Çalışkan’ın Özgür Özel’in kurduğu ve Genel Başkanı olduğu Yeni Parti’nin programını ve tüzüğünü yazdığı iddia edildi.
Çalışkan, Yeni Parti Genel Başkanı Özel ile dört veya beş kez görüştüklerini belirterek partide bir rolü olmadığını açıkladı.

Çalışkan, “Parti kurulduktan sonra benimle profesyonel bir ilişki isterlerse bir daha düşünürüz. CHP’nin mutlak butlan kararından sonra bu süreçte benim bir rolüm olmadı” dedi. “Performans yetmezse başarılı olamazsınız” diyen Çalışkan, “AK Parti, 2002’de, Milli Görüş gibi devasa bir davadan ve Erbakan gibi kült bir liderden koparak var oldu. Bugün CHP görece yıpranmış bir geçmişten ve kopulması daha kolay bir liderden koparak kendini var ediyor. Erdoğan’a göre daha kolay” değerlendirmesini yaptı.
Reform Vakfı Direktörü Mehmet Ali Çalışkan, Nefes yazarı Aytunç Erkin’e konuştu.
Mehmet Ali Çalışkan partinin programını yazıyor mu?
Hayır, yazmıyor. Bugüne kadar olmadı. Parti kurulduğuna göre yazılmış programda ve tüzükte de ben yoktum. Parti kurulduktan sonra benimle profesyonel bir ilişki isterlerse bir daha düşünürüz. CHP’nin mutlak butlan kararından sonra bu süreçte benim bir rolüm olmadı.
Nereden çıktı bu iddialar?
Varsayımsal olarak söylüyorum: Ben CHP’nin 2019 yerel seçimlerinde ve 2024 seçimlerinde veri araştırma, analiz ve strateji geliştirme işlerinde rol aldım. Profesyoneldi. 2019’da Kılıçdaroğlu, 2024’te Özgür Özel döneminde. 2023 genel seçimlerinde de Reform Enstitüsü, Altılı Masa’nın politika dökumanlarına içerik katkısı veren öneriler geliştirdi. Dolayısıyla bu benim hayatımda CHP çevrelerinde profesyonel olarak beni tanınan biri haline getirdi. Mesleğim de siyaset sosyolojisi alanında olduğu için bunun yakıştırıldığını düşünüyorum.
Mehmet Ali Çalışkan’ın Özgür Özel’le bir teması oldu mu?
Benim tahliyemden sonra şubat ortasından bugüne kadar beş aylık süre içerisinde 4-5 kez görüştüm. Sohbet görüşmelerim oldu, çoğu birebir değildi. Tartışmalar, konuşmalar oldu.
Özgür Özel’in veda konuşmasını nasıl buldunuz?
Bir tarafını çok duygusal buldum. Kendi geçmişi, partinin siyasal geçmişi… Kopuşun onun için ne kadar zor olduğunu gördüm. Öte yandan, sanıyorum son dönemde yaptığı saha faaliyetleri, toplumla teması sırasında oluşan etkileşim, onu, üzerinde bir başka yol bırakmadığı sonucuna götürdü. Yani “İstemezdik ama mecburuz. İstemezdik, çünkü burada doğduk, büyüdük. Tarihsel olarak buralıyız. Mecburuz, çünkü millet bizi bir istikamete çağırıyor” diyebiliriz.
İçeriğine baktığınızda… Sosyal demokratız, Altı Ok vs… Bir de bütün demokratlara çağrı.
Özgür Özel, bütün demokratlara çağrıyı 2024 yerel seçimlerinden bu yana yapıyor. Muhazafakar demokratlar, liberal demokratlar, Kürt demokratlar, sosyal demokratlar, milliyetçi demokratlar diye tarif ettiği bir siyasi anlatı geliştirdi. Buna da Türkiye İttifakı adını veriyor. 2024 yerel seçimlerinde çok kuvvetli yaptı. Masada diğer siyasi partilerle bir ittifak söz konusu olmayınca bunu seçmenle, sandıkta gerçekleştirdi. Bunun giderek Özel’in kafasında siyasal stratejiye dönüştüğünü düşünüyorum. Ama bu, CHP’nin tarihsel birikiminden vazgeçerek bir rota seçimi değil. Onu kapsama çabasını da çok kuvvetli görüyorum. Partinin kurucularının milletvekillerinden olması da CHP geçmişine dayanma kuvvetini, oraya yaptığı vurguyu gösteriyor.
Bagaj ve miras… Özgür Bey de “miras” dedi. Bagaj nedir? Miras nedir?
CHP sonuçta 103 yıllık en eski parti. 40’ların CHP’si farklı, 50’ler farklı, 60’ın ikinci yarısı başka, 72’de Ecevit’le başka. Baykal’la, Kılıçdaroğlu’yla da başka bir CHP’ye dönüştü. Hepsi temel referanslarını korusa bile farklı CHP’ler var. Bence bir tane CHP tarihi yok. CHP tarihinde pek çok sayfa var birbirlerine benzemiyor çoğu. Bir kısmında otoriterlik eleştirisi var bir tarafta demokrasinin yegane temsilcisi diye konumlandırılıyor. CHP tarihini bagajlarla tarif eden en önemli isim tüm iktidarı boyunca Tayyip Erdoğan oldu. Bir CHP tarihi anlattı. Onun anlattığı CHP, 1940’ların CHP tarihi. Bir sayfayı alıp CHP’nin tüm tarihi haline getirdi. Bu anlatının seçmen tarafında yarattığı bir etki var. Erdoğan’ın anlattığı CHP denilince akla gelen; sekülerlikle-laiklikle kurduğu bağ üzerinden dindarları dışlayan siyasi parti algısı, bir başkası, Kürt meselesinin Türkiye’de demokratik eksende tartışıldığı süreçte orayla CHP’nin tarihinde kurduğu ilişki dışlayıcı bir ilişki olarak görülmesi. Dindarlar, Kürtler gibi çeşitli toplumsal kesimleri dışlayan bir parti olarak CHP konumlandırıldı. Bu konumlandırılmayı da en başarılı şekilde sağ ve dindar seçmeni ikna ederek Erdoğan yaptı. Burayla CHP’nin bir derdi var mı? Bence Kılıçdaroğlu’ndan bu yana derdi var. Kılıçdaroğlu, helalleşme politikasını bunları aşmak için kullandı. Özgür Özel de geriye düşmedi ve son kurultayında oluşturduğu PM’yle Türkiye’nin toplumsal çeşitliliğini korudu, her kesimin demokratlarıyla buluşmak şeklinde yeniden tarif etti. Helalleşme gibi, demokratların birliği gibi kavramlar, bagaja verilmiş özeleştiri yanıtıdır. Miras nedir derseniz? Cumhuriyet derim buna. Yurttaşların eşitliği ve milletin egemenliği. En kuvvetli miras bu.
Altı Ok nereye oturuyor?
Altı Ok, Cumhuriyet’in inşası sırasında Cumhuriyet’in temel referanslarını oluşturan ilkeler bütünlüğü. İlkeler bütünlüğü de kurulduğu gün kadar bu yana net ve sabit kalmadı. Örneğin; Ecevit’in milliyetçilik tanımı da devletçilik tanımı da değişti, laiklik tanımı da değişti. Bu ilkeler korundu ama uyarlandı. Bugün bir kez daha kapsayıcı olmak istiyorsa CHP, iktidar olabilmek için yeni parti, bunları nasıl yorumlamalıyım demeli. Özgür Özel yaptığı bu ilkeleri tasfiye etme girişimi değil. Yeniden yorumlama girişimi.
“Yeni Parti’nin oy oranını 3-5 ay içinde anlarız”
Araştırmacısınız. Anketler yayımlanıyor. Özel’in oy potansiyelinin yüzde 35’ten 49’lara kadar ölçüldüğünü görüyoruz. Böyle bir rakama ulaşmak doğru mu?
Açıkça söyleyeyim: Bu anketler, yeni partiye oy veririm diyenlerin oranlarını gösteriyor. Bunların hepsini naif ve zamansız buluyorum. Bu rakamlar bize yeni partinin oy oranını göstermiyor. Partinin erişebileceği potansiyeli gösteriyor. Seçmenler yeni bir siyasete sosyolojik olarak açık olduğunu söylüyorlar. Ama bu açıklığı kurulan Yeni Parti dolduracak anlamına gelmez. Seçmen zihni, bir uzmandan, gazeteciden, araştırmacıdan daha net çalışır. Yeni Parti kim? Lideri kim? Bana söylediği ne? Söylediklerini yapacak bir kadrosu var mı? Bu sorulara yanıt almak ister seçmen. Bunlar bir resim olarak bulanıklıktan sonra ortaya çıktığında seçmenin beyni de berraklaşır. O zaman biz anlarız. Bana göre, Yeni Parti’nin oy oranını anlamamız için bize üç ila beş ay lazım. Ben araştırma yapıyor olsam, yeni partinin ne kadar oy alacağını sormayı üç aydan sonra tercih ederim.
“Bence Özel’in işi Erdoğan’ın 2002’deki kopuşundan daha kolay”
Özgür Özel hem mirasa sahip çıkıyor hem kapsayıcı olacağını söylüyor. Zor bir göreve soyundu diyebilir miyiz?
Ben AK Parti’nin bunun daha çok zorunu yaşadığını düşünüyorum. AK Parti, 2002’de, Milli Görüş gibi devasa bir davadan ve Erbakan gibi kült bir liderden koparak var oldu. Bugün CHP görece yıpranmış bir geçmişten ve kopulması daha kolay bir liderden koparak kendini var ediyor. Erdoğan’a göre daha kolay. Toplumsal ve siyasal olarak böyle düşünüyorum. Erdoğan ve Yenilikçiler hareketinin gösterdiği beceri de inkar edilemez. Kopmaya karar verirsiniz ama iyi bir performansla yeniyi inşa edebilirsiniz. Performans yetmezse başarılı olamayabilirsiniz.
“ANAP’ın dört eğilimi, 2002 AKP tecrübedir ama bunlar kopyalanamaz”
Dört eğilim ya da AKP’nin 2002 süreci. Bunlarla da benzerlik kuruluyor.
Demokrat Parti’nin CHP’den kopuşu, Ecevit’in İnönü CHP’sini dönüştürmesi, Özal’ın 70’ler boyunca oluşan sağ geleneği, Erdoğan’ın Milli Görüş kimliğini yeniden yorumlaması üzerinden baktığımızda buralar tekrarlanamaz, kopyalanamaz. Tarihsel olarak tecrübedir bunlar. Buralardan dersler almak, ilham almak, olabilir. Tecrübelerden öğrenilir ama tekrarlanamaz.
Özel-İmamoğlu gerilimi var mı?
Ekrem İmamoğlu etkisi nedir partide. Bunu nasıl okuyorsunuz? Dışarıda Ekrem Bey’e yakın isimlerle görüşüyorsunuz. Farklılık var mı?
Rahat rahat yapılan bir tartışma olmadığı, Ekrem Bey’in bunu rahat rahat konuşamadığı için oradaki bakışı kesinlik düzeyinde bilmiyorum. Ama dışarıdaki etkileşimlerden anladığım kadarıyla söyleyebilirim: Ekrem Bey’in, Özgür Özel’i yeni partinin yani 2024’ten bu yana liderliğini benimsediğini anlıyorum. Dolayısıyla ikisinin arasında bakış farklılığı sezmiyorum. İnsanların en çok merak ettiği aralarında liderlik gerilimi var mı? Biri diğerine itiraz ediyorsa ve bunu görebiliyorsak söyleyebiliriz. Aralarında siyasi bir gerilim olduğuna dair hiçbir gösterge yok.
“Seçmen tepkili ama güven olmazsa iktidar olamazsınız”
Yeni Parti büyür mü? Sizin öngörünüz nedir?
Türkiye’de toplum, seçmen iktidar değişimi arzusu yaşıyor. Bunu 2023’te de istemişlerdi. Fakat gelmekte olanın mevcut olandan daha iyi olmayacağını düşündükleri için mevcutla devam etti seçmen. Toplumsal tepkinin yükseldiği bir dönemde seçmenin iktidarı değiştirme isteği yüksektir. Oranlar da yüksek çıkar. Ama şunu ayıralım: Seçmenin değişim istemesiyle değişim garantilenmez. Seçmen, yeni aktörün, elindekinden iyi olduğunu gördüğünde iktidar değişir. Anahtar kavram burada güven! İki kavram var: Tepki ve güven. Toplum iktidara tepki gösteriyor. Özgür Özel bence tepkiyi de çok iyi temsil ediyor. Tepki iyi bir muhalefet olmanızı sağlar ama bir de seçmen güven ister. Sizin iktidarınızda hayatın daha iyi olacağına güvenebilir miyim diye sorar. Tepkiyi temsil ederken güven verirseniz iktidar olursunuz. Sadece tepkiyle muhalefet!
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.