Ruslar da aynı sorunun cevabını arıyor: “Erdoğan neden ekonominin mantığına aykırı davranıyor?”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “faiz sebep enflasyon sonuç” teorisi Rus basınında da geniş biçimde tartışılıyor. 2014’te Rus rublesinin bir yılda liraya benzer biçimde yüzde 49’luk değer kaybıyla dünyanın en fazla değer kaybeden para birimi haline geldiğini, Rusya Merkez Bankası’nın bu krizi politika faizini 7 puandan 17 puana çıkartarak atlattığını hatırlatan Rus ekonomistlere göre, Türkiye yapması gerekenin tam tersini yapıyor ve bu “Merkez Bankası'nı devralan Türkiye Cumhurbaşkanı”nın yarattığı bir kriz. Turkrus.com Rus basınında çıkan yorumları derledi.

Türkiye’de liranın hızlı değer kaybı ve ekonomideki gelişmeler, Rusya basınında yankı bulmaya devam ediyor. Bazı uzmanlar, yaptırımlar ve petrol fiyatlarındaki düşüş nedeniyle, Mart 2014’te yüzde 7 seviyesindeki politika faizini Aralık 2014’te yüzde 17 seviyesine kadar yükselterek “şok terapi” deneyen Rusya’yı örnek gösteriyor.

Merkez Bankası, kurdaki sert düşüşü ve enflasyon riskini önlemek için faizleri artırdığını duyurmuştu. Bu karar öncesi ruble yıllık yüzde 49’luk değer kaybı ile dünya genelinde en fazla düşüş yaşayan para birimi konumunda bulunuyordu. Karardan hemen önce Ruble, bir günde dolar karşısında yüzde 9’dan fazla değer kaybederek, tarihte ilk kez 60 seviyesini aşmıştı. 2015’in başından itibaren faiz oranlarını yüzde 17 seviyesinden kademeli olarak indiren Rusya Merkez Bankası, 2019 ekim ayında politika faizini yüzde 6,5’e kadar düşürmüştü.

Rus internet gazetesi Vzglyad, “Erdoğan’ın zorlu deneyi krizle sonuçlandı” başlıklı analizinde, “Merkez Bankası’nı devralan Türkiye Cumhurbaşkanı’nın ekonomi politikası ülkede döviz krizine yol açtı. Yerel para tarihi bir anti-rekor kırdı, sokaklarda protestolar oldu. Sonuç ekonomistler için açık ama Erdoğan için öyle değil. Neden ekonominin mantığına aykırı davranıyor?” sorusunu ortaya attı.

TL’nin uzun süredir değer kaybettiği ancak geçen salı günü dolar kurunun rekor kırarak 13,49 TL’ye kadar yükseldiği belirtilen yazıda, “Böyle bir şeyi kimse düşünemezdi. Geçen hafta psikolojik sınır 11 TL idi” denildi.

Sitenin görüştüğü analist Vladimir Ananyev, “Merkez Bankası’nın tavsiyelerinin aksine, kilit bir faiz indirimi talep eden Erdoğan’ın bizzat nedeni olduğu bir kriz görüyoruz. Ekonomi ders kitaplarında, yapılmaması gerekeni göstermesi açısından iyi bir örnek” yorumunu yaptı.

BKS Mir İnvestitsiy şirketinden borsa uzmanı Dmitriy Babin ise TL’yi korumanın yolunun, geçmişte benzer duruma düşen Rusya’nın yaptığı gibi geçici faiz arttırmaktan geçtiği fikrini dile getirdi.

Rusya Merkez Bankası’nın 2014’te attığı adımları örnek gösteren uzman, “Rublenin 2014’teki devalüasyonu ile TL’de bu yıl yaşanan düşüş arasında kısmen benzerlik var. Çünkü buna yol açan faktörlerden biri jeopolitik durum” dedi.

Erdoğan’ın, çok agresif bir dış politika izlediğini belirten Babin, bunun yabancı yatırımcıları korkuttuğunu ve TL’nin değer kaybını hızlandırdığını belirtti.

Rus analist, Rusya Merkez Bankası’nın ise 2014’te rubleyi jeopoitik riskler ve petrolün ucuzlaması nedeniyle korumak için faiz yükselttiğini hatırlatarak, bunun sonucunda rublede istikrar sağlandığına ve dört yıl boyunca enflasyonun tarihi düşük seviyede tutulduğuna işaret etti.

Öte yandan Kommersant gazetesi, “Ortadoğu’nun iki kilit oyuncusu” olarak nitelediği Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile Türkiye’nin Arap Baharı’ndan beri, yaklaşık 10 yıl devam eden soğuk savaşa resmen son verdiklerini yazdığı analizinde, bu ziyaretin TL’de yaşanan ekonomik krizle aynı zamana denk gelmesinin dikkat çekici olduğunu yazdı. Gazete, BAE’nin Türk ekonomisine yapmayı planladığı milyarlarca dolarlık yatırımın önem taşıdığına atıf yaptı.

Nezavisimaya Gazeta da, Abu Dabi Prensi Muhammed bin Zayed’in ziyaretinin Ankara’yı döviz krizinden kurtarmayı amaçladığı yorumuna yer verdi. Haberde “Abu Dabi Veliaht Prensi’nin Türk ekonomisine 100 milyar dolara kadar yatırım sözü verdiği” yönündeki kulisler aktarıldı. (Turkrus.com)