Yüzmede üç dünya rekoru daha

 

Halil Berktay

 

[8 Ağustos 2016] Bu sabah Türkiye saatiyle 04:00 – 06:00 arasında Rio’da dört yarı-final, dört de final yüzüldü. Hemen hiç sürpriz olmadı. Branşlarının büyük favorileri rahat kazanırken, havuzdan üç müthiş rekor daha çıktı.

 

İsveçli Sarah Sjöstrom, ancak 22’sinde olduğu halde, bin yıldır ortalıkta olduğu hissini veriyor insana. İlk defa kadınlar 100 metre kelebek Avrupa şampiyonu olduğunda 14; ertesi yıl, yani 2009’da 56.44 ve 56.06’yla iki defa dünya rekoru kırdığında ise 15 yaşındaydı. 2012 Londra’da araya Dana Vollmer girdi (55.98). Geçen yıl Kazan’daki dünya şampiyonasında, gene aldı Sjöstrom: yarı-finalde 55.74, finalde 55.64. Rio’da ise artık fizikman çok güçlü, çok tecrübeli ve kendinden çok emindi. İlk gün yarı-finalde duvara 55.84’le dokunup Vollmer’in Olimpiyat rekorunu kırdı ve şansa, kazaya, nazara hiç pay bırakmayan bir fütursuzlukla, finalde sadece kazanmakla kalmayıp kendi dünya rekorunu da kıracağını peşinen ilân etti. Yaptı da: 55.48. Bir boy arkasından, henüz 16 yaşındaki Kanadalı Penny Oleksiak (56.46) ve eski rakibi Dana Vollmer (56.63) geldi.

 

Sun Yang, belki 2011-2012 yıllarının süper kondisyonunda değil; ancak eskisine kıyasla daha fazla sürat antrenmanı yaptığı izlenimini veriyor. Dün 400’deki 3:41.68’i, Londra’da altın getiren 3:40.14’ünden bir buçuk saniye daha yavaştı. Buna  karşılık erkekler 200 serbest yarı-finallerinde beklemediğim bir hız sergiledi. İlk seriden Conor Dwyer (ABD, 1:45.55), Paul Biedermann (Almanya, 1:45.69) ve James Guy (Büyük Britanya, 1:46.23) finale kalmayı başardı. İkinci seride ise, aslen kelebekçi olan Chad Le Clos (Güney Afrika), ilk 100 metreyi çok hızlı gidip Sun’u bozmayı denedi. Olmadı; üçüncü 50’de Sun adım adım hızlandı, 150 metre dönüşünde yetişti ve sonra dördüncü vitese takıp âdeta uçtu: bu yılın en iyi derecesi, 1:44.63. Başka kimse 1:45’in altına inemedi. Finalin diğer dört kulvarını (400 bireysel karışık birincisi) Kosuke Hagino (Japonya, 1:45.45),  Aleksandr Krasnykh (Rusya, 1:45.69), Francis Haas (ABD, 1:45.92) ve yorulup geri kalmasına karşın Chad Le Clos (1:45.94) doldurdu. Bu dereceler Paul Biedermann’ın 2009’da Roma’da tesis ettiği dünya rekorundan (1:42.0) çok uzak. Aradaki fark, o sırada kullanılan ama sonra yasaklanan, içi mikroskopik hava kabarcığı dizileriyle dolu poliüretan mayoların avantajına işaret ediyor.

 

Aslen Ukraynalı, henüz 18 yaşındaki Viktorya Zeynep Güneş, Türkiye’nin son yıllarda yaptığı dış transferlerden. İyi, yetenekli bir genç yüzücü. 200-400 bireysel karışık da yüzüyor ama aslında tam bir kurbağalama spesiyalisti. Kadınlar 100 kurbağa elemelerinde 1:07.14 yapıp, Türkiye’nin herhangi bir Olimpiyat yarı-finaline kalan ilk yüzücüsü olmayı başarmıştı. Yarı-finalin ikinci serisinde ise 1:07.41 yapıp (ki gayet normal) serisinde sekizinci, genel tasnifte on dördüncü oldu ve tabii finale çıkamadı. Vay efendim, sen misin çıkamayan! TRT spikerinin o âna kadarki “1:07’nin altına inecek… inmeli…inerse… inmek zorunda” söylemi derhal çok üsttenci bir azara dönüşüverdi: “Ne yazık ki, bu tür büyük yarışmalarda bir türlü [psikolojik] baskıyı üzerinden atamıyor.”  Hayret doğrusu! Neden acaba? Geçelim. İlk seride, son yıllarda yaşadığı doping skandallarına karşın Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nin aşırı toleransı sayesinde buraya gelebilen Yuliya Efimova (1:05.72) ile eski formundan biraz uzak gözüken Litvanyalı dünya rekortmeni Ruta Meilutyte’nin (1:06.44); ikinci seride ise Lilly King (ABD, 1:05.70) ile Shi Jinglin’in (Çin, 1:06.31) mücadelesini seyrettik. Yarın (9 Ağustos) sabahki finalde Efimova ile King altın, Shi ve Meilutyte ise bronz mücadelesi verecek. Sürpriz ancak mücadeleciliğiyle ünlü Alia Atkinson’dan (Jamaika, 1:06.52) gelebilir sanıyorum.

 

Sonraki iki final, daha başlamadan bitmişti sanki. Sporda bazen olur bu: birileri her nasılsa kendi kuşağının çok önüne fırlar; herkesin aşmaya çalıştığı bir bariyeri, bir tür ses duvarını parçalar gider; diğerlerinin arayı kapaması zaman alır. Bir zamanlar girdiği hemen her yarışta Michael Phelps’in etrafında böyle bir geçilmezlik hâlesi vardı; şimdi aynı şey, Katinka Hosszu, Kate Ledecky veya Adam Peaty için söz konusu. Rio’da erkekler 100 kurbağalamanın suyunu çıkardı Peaty; eleme serilerinde 57.55’le kendi dünya rekorunu kırdı; yarı-finalde 57.62’yle yakalanmasının imkânsız olduğunu bir kere daha tescil etti; finalde, son 50’ye girdiğinde iki metre gerisinde olduğu hareketli “dünya rekoru çizgisi”ni son 30’daki çılgın finişiyle yakalayıp geçti ve dünya rekorunu 57.13’e çekmeyi başardı. Van Der Burgh ancak 58.69’la ikinci, Cody Miller 58.87’yle üçüncü olabildi ki, bu da neredeyse bir buçuk boy farka yansıdı. Kadınlar 400 metre serbest, çok daha uzun olmasına karşın sonucu ilk 25’te belli olan bir diğer yarıştı. Ledecky deparla birlikte çok yüksek kulaç hızıyla aldı gitti; daha 75 metrede bir boy öndeydi; yarışın kalanını  “dünya rekoru çizgisi”nin hep iki üç metre önünde götürdü ve 3:58.37 olan kendi dünya rekorunu neredeyse iki saniye farkla 3:56.46’ya çekmeyi başardı. Bu, Kate Ledecky’nin hemen tamı tamına 1973’ün erkekler dünya rekorundan (Rick DeMont, 3:58.18) 1974’ün dünya rekoruna (Tim Shaw, 3:56.96) sıçraması demek. Onu izleyen Jazz Carlin (Büyük Britanya, 3:56.46) ve Leah Smith (ABD, 4:01.92)  ise henüz 1972 seviyesinde (Brad Cooper, 4:01.7) yüzüyor sayılır.

 

Erkekler 100 sırtüstü yarı-finalleri Amerikalıların hafif üstünlüğüyle geçti: Ryan Murphy (52.49), David Plummer (52.50), Mitch Larkin (Avustralya, 52.70), Camille Lacourt (Fransa, 52.72), Xu Jiayu (Çin, 52.73), Evgeny Rylov (Rusya, 52.84). Bu, yarın sabaha karşı yüzülecek finalin peşin favorisinin olmaması demek. Aynı şey, kadınlar 100 sırtüstü için de geçerli: finale kalan isimler Kathleen Baker (ABD, 58.84), Katinka Hosszu (Macaristan, 58.94), Fu Yuanhui (Çin, 58.95), Madison Wilson (Avustralya, 59.03, Mie Nielsen (Danimarka, 59.18), Emily Seebohm (Avustralya, 59.32) şeklinde sıralanıyor. Çok umutlu değilim ama gönlüm Seebohm’dan yana.

 

Erkekler 4 x 100 serbest bayrak günün son finaliydi. Michael Phelps’in ikinci ayağını hem de çok iyi yüzdüğü ve 23’üncü Olimpiyat madalyasını kazandığı ABD takımı (3:09.92) pek zorlanmadı, Metella – Gilot – Manaudou – Stavrius diye dizilen iddialı Fransa (3:10.53) karşısında. Üçüncülüğü Rusya’nın az önünde Avustralya (3:11.37) kaptı.

 

 

Önceki İçerik‘Barış Bildirisi İmzacısı’ 21 akademisyene uzaklaştırma
Sonraki İçerikKamuda izin yasağı kaldırıldı