Anasayfa / Haberler / Tuncay Sonel tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi: 78 soru soruldu, suçlamaları reddetti: “Oğlum karınca incitmez”

Tuncay Sonel tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi: 78 soru soruldu, suçlamaları reddetti: “Oğlum karınca incitmez”

Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel, Gülistan Doku dosyasında Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı’nda ifade verdi. Sonel tüm suçlamaları reddetti. Savcılık, dört ayrı suçlamayla tutuklama talebiyle mahkemeye sevk etti.

2020 yılında Tunceli’de kaybolan üniversite öğrencisi Gülistan Doku soruşturmasında gözaltına alınan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel, Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı’nda alınan ifadesinin ardından tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi.

Savcılık, Sonel hakkında suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme, bilişim sistemindeki verileri bozma, yok etme veya erişilmez kılma, kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme veya yayma ve resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme suçlamaları yöneltti.

Savcılık sorgusunda Sonel’e 78 soru soruldu. Sonel’in savcılık sorgusundan bazı önemli bölümler şöyle:

Gülistan Doku’nun bulunmasına yönelik karada veya kırsal alanda herhangi bir arama yaptırdınız mı? Neler yaptırdınız? Yaptırmadıysanız neden?

Benim kırsal alanda bizzat talimatım ile arama yapılan bir iki bölge vardır. Daha doğrusu birkaç yerle ilgili elimize bilgi gelince bakılmasını söylediğim alanlar oldu. Tam hatırlamıyorum ama bir ikiyi geçmez. Valilikte olduğum bir günde tam dışarı çıkarken ağlamaklı bir ses duydum. Baktığımda Aygül Doku olduğunu gördüm. Merdivenin başında “sayın valim bir sim kart var” dedi. Ben de koruma ve özel kaleme gereğini yapalım dedim. Sonra çıktım işlerime devam ettim. Koruma polisi arkadaşımıza bu kartı daha önce Ankara emniyetinde komiser bildiğimiz Gökhan komisere bir baktıralım diye gönderttim. Zira arama kurtarma yoğun bir şekilde devam ettiği için konum bilgisini baktırmak ve aynı zamanda son görüşme nerede olmuş onları öğrenmek için göndermiştim. Koruma polisi bu kartı göndermiş. Gökhan, yaptığı inceleme sonrasında viyadüğün alt bölgesinde bir konum tespit etmiş. Bu bana iletildi. Kızın ablası, savcıya gidemiyorum, ulaşamıyorum, almıyorlar dediği için ben aldım. Bu olay kayıp olayından iki ya da üç hafta sonra olmuştu. Biz de insanız, kayıp kızımızı bir an önce bulmak için Vali olarak böyle bir yol izledim. Dolayısıyla buradan çıkan bilgilerden dolayı arama bölgesi olarak işaret ettiğim alan vardı.

Şüpheli Gökhan ERTOK 15/04/2026 tarihinde Tunceli ilinde kollukta vermiş olduğu ifadesinde; “…çalışmış olduğum ACA bilişim isimli şirket Tunceli Valiliğinin sosyal medya hesaplarının yönetimi karşılığında yıllık 120.000 TL civarında ödeme yapıyordu, bu para patron Mehmet ACA’nın hesabına geliyordu, ancak Tunceli Valiliği ile aralarında bir sözleşme olmadığını, paranın şahsi hesaptan gönderildiğini biliyorum…” şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür. Bu beyanlar hakkında söyleyecekleriniz nelerdir? Aca Bilişim isimli şirkete bu miktarda bir para gönderdiniz mi? Gönderdiyseniz ne için gönderdiniz? Tunceli Valiliği sosyal medya hesaplarının yönetimini kimlere yaptırmaktaydınız? Bedelini hangi bütçeden karşılamaktaydınız?

Aca Bilişim şirketine herhangi bir ücret göndermedim. Bununla ilgili bilgim yoktur. Ne valilik ne de kayyumluk yaptığım belediyede böyle bir ödeme söz konusu olmamıştır. Mehmet Aca’nın sahibi olduğu şirketin valiliğin sosyal medya hesaplarının yönetiminde herhangi bir yetkisi yoktu. Benzer şekilde belediyenin de böyle bir işi yoktu. Ancak Gökhan’a zaman zaman yukarıda bahsettiğim gibi kayyum olduğumuz için sosyal medya üzerinden gelen tehditlerle alakalı birkaç fikir danıştığımız olmuştur. Aynı zamanda Gökhan, sosyal medya üzerinden takipçi yüklemesi gibi herhangi bir şey yapmadım. Bu yönde bir talebim olmadı. Valiliğin sosyal medya hesabı valilik bünyesinde yapılıyordu. Yani Basın Müdürlüğü bünyesinde işlemleri gerçekleştiriyorduk. Bunun için herhangi bir yere ücret ödemedik.

Masak hareketlerinin incelenmesinde Şükrü EROĞLU tarafından 7 Şubat 2020 tarihinde 5.000 TL, 17 Mart 2020 tarihinde 5.000 TL ve 5 Kasım 2021 tarihinde 20.000 TL para gönderildiği tespit edilmiştir. Söz konusu paraların gönderilmesi talimatını siz mi verdiniz? Bu talimatı siz verdiyseniz neden böyle bir talimat verdiniz?

Bu para gönderimleri normal gönderimlerdir. Harçlık niyetine zaman zaman gönderiyorduk. Gökhan’ın da talep ettiği oluyordu. Kendi şahsi hesabımdan gönderiyordum. Gökhan’ın teknik olarak bir şeye ihtiyacı varsa istediğinde gönderiyordum.

Valiliğin sosyal medya hesaplarıyla ilgili kendisine birkaç defa soru sorduğunuz için kendisinin talebi üzerine bu paraların gönderildiğini beyan etmeniz nedeniyle o dönem bakıldığında gönderilen sadece bir 5000 TL lik miktarın neredeyse bir memur maaşına tekabül etmesi gözetilerek, resmi olan sosyal medya hesabı ile ilgili işlemlere dayalı neden valilik resmi hesabından değil de şahsi hesabınızdan ödeme yaptınız?

Çünkü ihtiyacı olmuştur, istemiştir vermişimdir, ben genelde bu şekilde yardımda bulunuyordum. Bu nedenle göndermişimdir.

Şüpheli Şükrü EROĞLU’nun 17/04/2026 tarihinde Tunceli ilinde kollukta vermiş olduğu ifadesinde; “…Bir gün ihbar gelmişti sanırım, bu çalışmalar esnasında ceset bulunduğu yönünde, vali bey cesedin yanına giderek bizzat yüzüne ve cesede bakarak Gülistan değil dedi” şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür. Görev yaptığınız süre içerisinde bu tür olaylar olduğunda bizzat olay yerine hep gider misiniz? Söz konusu kadın cesedini gördüğünüzde Gülistan olmadığını nasıl anladınız?

Ben benzer olaylarda hep gitmem. Benim işim değil, bu adli bir olaydır. Biz emniyet müdürü, jandarma bölge komutanı, Jandarma il komutanı birlikte Jandarma Bölgede otururken gölette bir kadın cesedi bulunduğu yönünde bir haber gelince biz hemen Skorsky tipi helikopter ile merak içinde cesedin bulunduğu yere gittik. Başsavcı var mıydı hatırlamıyorum. Cesedi görünce oradaki arkadaşlarla ortak kanaatimiz bunun başka bir kişiye ait ceset olduğu yönündeydi. Zaten sonradan da Hozat’ta kaybolan bir kadına ait olduğu ortaya çıktı. Bu tespite kadının boyu, kıyafetleri, fiziki özellikleri, basında görülen görsellerle uyumlu olmadığı noktasından hareketle ulaştım.

Gülistan Doku kaybolduktan iki gün sonra Aselsan görevlisinin beş dakika arayla 155’i arayarak tüm K noktalarında kamera değişimi olacak dediği, ilk arayışında iki araçla çıkacağız dediği, ikinci arayışında üç araçla çıkış yapacağız dediğinin tespit edildiği, Gülistan Doku köprüde ve barajda aranırken neden tüm şehri tepeden hakim gören ve Gülistan’ın akıbetini aydınlatmaya yarayabilecek olan K noktalarındaki kamera kayıtları alınmadığı gibi neden iki gün sonra değiştirilmesine karar verildi. Bu kararı kim verdi, talimatı veren kimdir?

Bu konuyla ilgili hiç bir bilgim yoktur. Ben böyle bir talimat vermedim.

Ankara Emniyet Genel Müdürlüğü ve Tunceli İl Emniyet Müdürlüğünden verilen cevaplarda K noktalarındaki kameralarda 01-08 Ocak 2020 arası herhangi bir arıza, bakım, onarım ve arıza ihbarı olmadığı şeklinde cevap verildiği anlaşılmıştır. Değişime ilişkin herhangi bir belge, fatura, kayıt da olmadığı belirtilmiştir. Hal böyle iken neden, ne sebeple K noktalarındaki kameraları değiştirme ihtiyacı duyuldu?

K noktalarının değiştirilmesi gibi bir konu gündeme gelmedi. Haberim yoktur. Bu konuyu İl Emniyet Müdürü bilir. Muhatabı odur.

Şüpheli Şükrü EROĞLU’nun 17/04/2026 tarihinde Tunceli ilinde kollukta vermiş olduğu ifadesinde; “…aile makama geldi ve makamdan çıktıktan sonra vali bey bizzat kendisi tarafından yarım A4 zarfı Ankara’ya gönderilmek üzere verdi… …bunu Gökhan’a gönder dedi… …sonrasında vali bey bana aynı gün zarf içerisinde kayıp kız Gülistan DOKU’nun sim kartı olduğunu, son sinyalin neresi olduğunu, içerisinde ne olduğuna bakması maksadıyla gönderdiğini söyledi…, …tüm bunlar valinin talimatıyla oluyordu…” şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür. Söz konusu sim kartı adli mercilere vermek yerine, yetkiniz olmadığı halde neden illegal bir şekilde şüpheli Gökhan ERTOK’a gönderdiniz. Bunu göndermekteki amacınız nedir?

Tek amacım en son nerede görüldüğünü bulmaktı. Zarfı falan hatırlamıyorum.

(Çelişki nedeniyle soruldu); Yukarıdaki beyanlarınızda valilikten çıkarken kayıp kızımızın ablasının ağlamaklı bir şekilde valilik önünde sizi karşıladığını söylemenize rağmen Şükrü EROĞLU’nun beyanında ailenin makamda ağırlandığı, makam çıkışında zarf içinde bizzat tarafınızca teslim edildiği yönündeki tespitlerin çelişmesi nedeniyle soruldu.

Makamda ağırlama söz konusu olmamıştır. Zarf içinde teslim etme kısmını hatırlamıyorum. Sim kartı ben hiç elime almadım.

Ulusal Kriminal Büro’ya gönderilen güvenlik kameralarına ait 24 adet hard diskin incelenmesinde, 21 nolu hard diskin tam Gülistan Doku’nun araç içi kameraya yansıyan yerdeki konumunu gördüğü, tarihin 05 Ocak 2020, saatin ise 09:46 olduğu zamana ait Viyadük görüntüsü tespit edilerek, yine 2019 yılına da ait bir takım görüntüler tespit edilerek ekran görüntülerinin rapora alındığı tespit edilmiştir. Emniyet Müdürlüğü görevlilerinin ise 17 Ocak 2020 tarihinde düzenlediği tutanakta 2 üniversite bilgisayar işletmeninin imzasıyla, 17 Ocak 2020 tarihinden önce köprüyü gören kameranın aktif olmadığı ve yönünün üniversiteye dönük olduğuna dair tutanak düzenlenmiştir. Bilirkişi raporuna göre ise tutanak içeriği gerçeği yansıtmamakta olup o tarihte veya öncesinde köprüyü gören kameranın aktif olduğu anlaşılmıştır. Bu kamera kayıtlarının silinerek delillerin yok edilmesi talimatını kim verdi, kayıtlar neden silindi, o kayıtlarda ne vardı? Bu konuda bildiklerinizi anlatınız.

Bu konuda hiç bir talimatım yoktur. Üniversite bünyesinde teknik bir konu varsa üniversiteye sorulması gerekmektedir.

Şüpheli Ferhat Güven’in alınan ifadesinde; Moğultay mahallesinde bulunan gençlik merkezinde size tahsis edilmiş bir oda bulunduğunu beyan etmektedir. Bu odayı ne maksatla kullanıyordunuz? Oğlunuz Mustafa Türkay SONEL’de bu odanın anahtarı var mıydı, sizin bilginiz dahilinde bu odayı kullanıyor muydu? Bu odanın temizlik vs işlerini kim yapıyordu?

Ben buna da inanmıyorum. Bu gençlik merkezinde protokol odası vardır. Bu odanın oğlum tarafından kullanıldığına dair hiç bir zaman bir konu geçmedi. Her gençlik merkezinde bir protokol odası olur. Şimdi hatırladım, bu bina Gençlik Spor Müdürlüğü’dür. Bu binanın üçüncü katında vali gelişinde toplantı için tahsis edilmiş bir oda vardır. Ben ailemle gittiğimde onun aşağısındaki Kahve Arası’nda çay kahve içmeye gidiyordum. Genelde kamu personellerinin de çoğunlukla kullandığı bir yerdir.

UKB (Ulusal Kriminal Büro) isimli firma tarafından tanzim edilen raporda Gülistan DOKU isimli şahsın POLNET sorgulamasına göre 31/12/2019 günü Tunceli Devlet Hastanesi giriş kaydının olduğu, hastane veri tabanında ise bu giriş kaydının olmadığı yapılan yazışmalarda hastane kayıt sistemini tutan AKGÜN isimli firmanın cevabı yazısında bahse konu hastaneye ait 31/12/2019 tarihli hiçbir kaydın olmadığı bunun ancak profesyonelce ve kasten silinmiş olabileceği, ilk kurucu firma SİSOFTA isimli firmaya göre ise sehven silinmiş olabileceği bildirilmiştir. Bahse konu şahsa ait hastane kayıtlarının silinmesine bir dahiliniz var mıdır? Kayıtların silinmesi yönünde bir talimatınız oldu mu? Olduysa kimlere ne şekilde talimat verdiniz? Neden hastane kayıtlarını sildirdiniz?

Kesinlikle böyle bir talimatım yoktur, bilgim yoktur. Kesinlikle ne başhekim ne de kimseyle görüşmedim. Bana kolluk veya başka bir kişi tarafından 31/12/2019 tarihli silinen başvurudaki kaydın hamilelik kaydı olabileceğine dair hiç bir şekilde bilgi getirilmedi. Sadece halk arasında konuşulduğunu biliyorum. Kimsenin günahını alamam.

Gizli tanık Şubat’ın ifadesinde oğlunuz Mustafa Türkay SONEL’in Gülistan DOKU’yu öldürdükten sonra sizi veya koruma polisiniz Şükrü EROĞLU’nu arayarak “birini öldürdüm, acil gelin” şeklinde telefon görüşmesi yaptığını, ardından koruma polisiniz Şükrü EROĞLU’nun valiliğe ait Mercedes marka araca sivil plaka takarak oğlunuzun bulunduğu yere gidip 06 SNL 10 plakalı araç içerisinde oğlunuz tarafından öldürülen Gülistan DOKU’nun cesedini alıp Tunceli-Pertek-Koçpınar köyünde bir ağacın altına gömdüğünü beyan etmiştir. Söz konusu beyanlarda oğlunuzun sizi veya koruma polisiniz Şükrü EROĞLU’nu belirttiği şekilde aradı mı, Şükrü EROĞLU’nun valiliğe ait araç ile oğlunuzun yanına gitmesi yönünde siz mi talimat verdiniz? Gülistan DOKU’nun oğlunuz tarafından öldürüldüğü ve gömüldüğü yönünde herhangi bir bilginiz var mı?

Bu tamamen yalan bir ifadedir. Çok çirkin bir iftira, alçakça bir iftiradır. Bana söylemiş olduğunuz Koçpınar Köyü tarafında Jandarma tarafından yapılan yer altı incelemesinde gömülmüş vaziyette cesedin olabileceği ancak bir iki yıl öncesinde taşınmış olabileceği yönündeki tespite katılmıyorum. Bu kesinlikle iftiradır.

Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?

Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.

Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

Bu Sayfayı Paylaşın