ÇEVİRİ | Brezilya’daki anket şirketleri neden yanıldı?

“Anketörler geçmişte birçok kez olduğu gibi bugün de yanıldı. Brezilya'da cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turunda solun zafer ilan edeceği düşünülüyordu, ne var ki sağ populist cumhurbaşkanı seçim öncesi yapılan tahminlerden çok daha iyi bir performans gösterdi…” Guardian’dan Jon Henley, ABD seçimleri, Brexit gibi örnekleri de hatırlatarak anket şirketlerinin sık sık neden yanıldığını irdeliyor.

Pazartesi günü oy sayımı tamamlandı; Jair Bolsonaro’nun solcu rakibi, eski cumhurbaşkanı Luiz Inacio Lula da Silva yüzde 48,3’lük bir oya sahip oldu. Bolsonaro ise yüzde 43,3 ile Lula’nın sadece beş puan gerisinde kaldı ki bu, seçim öncesinde kamuoyuna sunulan birçok tahminden çok daha küçük bir farka işaret ediyor.  

Seçim öncesinde Brezilya’nın en saygın anket şirketlerinden Ipec ve DataFolha tarafından Cumartesi günü yayınlanan son iki anket, Lula’nın birinci turda oyların yüzde 50 veya daha fazlasını alacağını ve seçimin ikinci tura kalmayacağını gösteriyordu. Her iki anket şirketi de Lula’nın, oyların sadece yüzde 36’sını veya yüzde 37’sini alacağı tahmin edilen Bolsonaro karşısında 13 veya 14 puanlık bir farkla seçimin galibi olacağını öngörüyordu. Başka  anketler de Brezilya solunun ilk turda kesin zaferini ilan ediyordu.

Peki yanlış giden neydi? Adalet gereği şunu belirtmem gerekiyor: anketlerin büyük bir bölümü Lula’nın nihai oyunu tahmin etmede kötü bir sınav vermedi. Asıl mesele yanılgı Bolsonaro’nun oyunu tahminde baş gösterdi. Çoğu anket Bolsonaro’nun oyunu öngörme hususunda başarılı olamadı. Anketler neden bunda zorlandı ya da yetersiz kaldı? 

Herkesin bildiği üzere siyasi anket işi  belirsizliklerle doludur. Son yıllarda anketlerin ortaya koyduğu verilerle tezat teşkil eden dikkate değer sonuçlar arasında 2015 Britanya seçimleri geliyor. Altı hafta boyunca yapılan anketlerin neredeyse yarısı İşçi Partisi’nin önde olduğunu gösteriyordu. Fakat evdeki hesap çarşıya uymadı, Muhafazakârlar o seçimi yüzde 7 fark atarak kazandı.

Ertesi yılki Brexit oylamasında da benzer şeyler yaşandı. Brexit anketlerinin yarısı ayrılma lehine bir sonuç sunarken, British Polling Council’in yedi üyesinden hiçbiri nihai sonucu doğru bir şekilde tahmin edememişti. 

Yine 2016’da ABD’li anket şirketleri Donald Trump’ı Beyaz Saray’a getirecek olan çekişmeli seçim bölgelerindeki oyları doğru bir şekilde tahmin edemedi.

Öte yandan kayda değer başarıların da olduğunu söylemek lazım. 2017’de Fransız anket şirketleri, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turunda önde gelen dört adayın sırasıyla %24, %22, %20 ve %19 puan alacağını tahmin ettiler ve çok küçük bir hata payıyla tahminleri doğru çıktı.

Geçtiğimiz aylarda ise İtalyan anket şirketleri iyi bir performans sergiledi ve İtalya’nın Kardeşleri Partisi lideri Giorgia Meloni’nin yüzde 26’lık galibiyet puanını doğru bir biçimde tahmin ettiler.

Ancak her şeye rağmen insanların hatırladığı şey başarısızlıklardır. Bu başarısızlıklar nasıl ortaya çıkıyor? Anket şirketleri elde ettikleri ham yanıtları  mümkün olduğunca temsili kılmak için seçmen örneklerini kullanarak çalışır. Bu nedenle çıkabilecek herhangi bir hata, daha sonra uygulanan istatistiksel düzeltmelerde bulunabilir.

YouGov anket şirketinin Avrupa siyasi ve sosyal araştırmaları başkanı Anthony Wells, “bazen çok düşük katılım gibi sebepler bu yanılgılara neden olabiliyor; büyük bir hata varsa, neredeyse her zaman sebebin bu olduğu düşünülür” diyor.

Wells bunun sebebini “demografiyi kontrol etme gücümüzün olmaması”na bağlıyor: “Tüm örnekler bir miktar çarpıklık içeriyor. Ancak yaş, cinsiyet ve sosyal sınıf gibi şeyler anketlerde göz ardı edilmeksizin kontrol ediliyor. Örneklem beklemediğimiz bir şekilde çarpık olduğunda ve yukarıda bahsettiğimiz faktörler göz ardı edildiğinde sorunlar ortaya çıkmakta.”

Örneğin Brexit referandumu sürecinde İngiltere’deki anket şirketleri anketlerde seçmen gruplarındaki eğitim durumu hususuna yeterince ağırlık vermedikleri için büyük ölçüde yanlış tahminlerde bulundukları sonucuna vardılar.

ABD’li anket şirketleri de 2016 seçimlerinde temelde aynı sonuca vardılar. Üniversite diploması olmayan seçmenlerin (çoğu Trump’a oy verdi), eyalet araştırmalarındaki anketlerde yetersiz temsil edildiği fark edildi.

Anket şirketi AtlasIntel’den Andrei Roman, Brezilya seçimlerinde Bloomberg’e verdiği bir röportada, kullandıkları birçok verinin Lula’yı destekleyen yoksul seçmenleri aşırı temsil ettiğini ve salt buna odaklandığını söyledi. 

Dahası, anket şirketleri oy verme eğilimleri hakkında gerçeği söylemek istemeyen “utangaç” aşırı sağcılarla karşılaşıyor olabilir. Bolsonaro’ya oy verecek birçok seçmen, tıpkı bazı Trump seçmenleri gibi, anketleri “sahte haber kuruluşlarının bir parçası” olarak gördükleri için yanıt vermeyi reddetmiş olabilir. 

En nihayetinde anket şirketlerinin de vurguladığı üzere bu iş bir bilim olduğu kadar bir sanattır da. Anket şirketlerinin sadece farklı türdeki insanların anketlere nasıl yanıtlar vereceği konusunda değil, aynı zamanda bu insanların seçim günü geldiğinde anketlerdeki cevaplarıyla uyumlu bir biçimde oy kullanıp kullanmayacakları konusunda da kesin yargılara varması gerekmekte. 

Wells: “Sürekli durmak bilmeyen bir koşuşturmadayız zira her seçimde farklı şeylerle karşılacağız.”

Kaynak: https://www.theguardian.com/world/2022/oct/03/why-did-the-brazil-election-pollsters-get-bolsonaros-vote-so-wrong

Çeviri: Hasan Ayer