ÖZEL HABER | “Babası Enes’in inançsız olduğunu biliyordu, cemaat babaya devlet yurdunu önermişti”

Serbestiyet, Elazığ’daki intihar hakkında ayrıntılara ulaştı: Enes Kara üç aydır bu evde kalıyordu. Cemaatin 25 yıllık bir mensubu olan babası oğlunun inançsız olduğunu biliyordu ama ‘düzelmesi’ için bu evde kalmasında ısrar etmişti. Evin sorumluları babaya çocuğu için devlet yurdunun daha doğru olduğunu söylemişler ve Enes ile birlikte devlet yurdu başvurusu yapmışlardı. Baba Mehmet Kara Akit’e konuştu: “Bir Müslüman, çocuğunun her iki alemde de mutlu olmasını ister. Ateist arkadaşlarından etkilenmiş. Telefon bağımlılığı da vardı.”

Elazığ’da kaldığı bir apartmanın altıncı katındaki cemaat evinden atlayarak intihar eden 19 yaşındaki tıp fakültesi öğrencisi Enes Kara’nın üç aydır bu evde kaldığı, cemaat mensubu olan babasının onu bu eve yerleştirirken inançsız olduğunu bildiği, evin bağlı olduğu cemaatin babayı uyarıp, çocuğu için devlet yurdunu önerdikleri, babadan habersiz devlet yurdu için başvuru yapıldığı öğrenildi.

Çocuğunun ‘düzelmesi’ için evde kalmasında ısrarcı olan baba Mehmet Kara ise Akit’e konuştu:

“Ben çocuğumun 20 yaşına kadar her türlü ihtiyacını karşılayarak ona hizmet ettim. Hiçbir zaman baskıcı olmadık ama tavsiyelerimiz oldu. Ona namaz kılmasını tavsiye etmek bir baskı değildir. Bir Müslüman, çocuğunun her iki alemde de mutlu olmasını ister. Hem dünyada iyi bir mesleği olsun, rahat yaşasın, hem ahiretini kazansın istemiştik.”

Cemaatten hiçbir şikâyetinin olmadığını söyleyen Mehmet Kara şunları kaydetti:

“Keşke çocuğum cemaatçi olsaydı. İslamiyeti kalben kabul etseydi, zaten bizim dinimiz intiharı yasaklamıştır. Çocuğum maalesef bunu kalben kabul etmemiş. Ateist arkadaşlarından etkilenmiş. Telefon bağımlılığı da vardı. Bu, şu anda maalesef bütün gençlerin sorunu.

“Biz şu anda evladımızın acısını yaşıyoruz. Bazı medya kuruluşlarının yazıp çizdikleri de acımızı ikiye katlıyor. Her anne-baba evladının vefatına üzülür ama bu üzüntünün yanında aile değerlerimize ve inançlarımıza saldırının olması bizi daha da perişan etti.”

Önceki İçerikÜmit Kıvanç’tan ‘Hrant Dink’ belgeseli: Hafıza Yetersiz
Sonraki İçerikKamu yararı için Djokoviç’e blok!