Racon kesmek…

     

    Bu sefer racon kesilemedi. Racon ortada kaldı. Önümüzdeki maçlara bakacağız.

     

    Denemeler oldu. Hiçbir şey yapılamayınca, #GeceninErdoğanFotoğrafı başladı, ilginç fotoğraflar gördük.

     

    Hiç ummadığımız (evet, hâlâ ummamakta direndiğimiz) kocaman mevkilerdeki adamlar/kadınlar geceye bir Erdoğan fotoğrafı bıraktılar. Kim nasıl teselli buluyorsa, kim kimi avutuyorsa, orasını anlamak çok zor (evet, hâlâ zor). Çünkü, bunca zamandan sonra biraz daha sofistike bir durum/ruh hâli arıyoruz, hâlâ…

     

    Racon, İtalyanca “ragione” kelimesinden geliyor. Oraya da Latince “ratio”dan geçmiş. Muhakeme etmek, akıl yürütmek fiilinin isim haline getirilmesiyle oluşmuş. Bizim de kullandığımız benzer birçok kavramla, mesela “rasyonel olmak” ile aynı kökenden geliyor.

     

    Başka dillerde de benzer bir durum var mı bilmiyorum ama ne olduysa olmuş, Türkçeye “kesmek” fiiliyle birlikte girerken tamamen başka bir anlama bürünmüş: Son sözü söylemek, kural koymak, hüküm vermek.

     

    Ülke olarak zaten alışığız ama son beş on yılda iyice sever olduk bu racon kesme kurumunu. Kimse yadırgamıyor. Tabii ki reis raconundan bahsediyorum. O kesmeyecek de kim kesecek? En azından “kimse kusura bakmasın” diyor, baştan alınıyor gönlümüz. Bir oluyoruz, iri oluyoruz, diri oluyoruz, bu bize yetiyor.

     

    Cumhurbaşkanının mutlak racon kesici olmasından uzun uzadıya bahsedecek değilim aslında. Bunu biliyoruz. Garipsesek de garipsemiyoruz.

     

    Aslında ben hayatımızın birçok alanında da, bu racon kesicilerle birlikte yaşadığımızdan söz etmeyi daha ilginç buluyorum.

     

    Racon kesmek için, mutlaka bir grup insan gerekiyor. Racon kesiciler bizim adımıza düşünüyorlar, evet, bir müddet bazı sesleri dinliyorlar, ama hep ortalığa saçılan “yanlış”ların farkındalar. Altta yatan sebepleri, onların bilip de herkesin ıskaladığı “gerçek”leri bir bakışta görüyorlar. Farklı sesleri, hele de onlara karşı olabilecek tonları (bir yere kadar) duymamayı tercih ederken, o son söz vakti gelip çatmış oluyor: “Buraya kadardı” diyorlar. “İşte konuştunuz, fikirlerinizi söylermiş gibi yaptınız, hükmü tabii ki, ben veririm”. Kelimelerle değil çoğu zaman, kendi oluşturdukları dilde verdikleri sinyallerle.

     

    Paslaşmaya izin var ama gol atmak yasak. İşin garip tarafı, diğerleri için de bir sürpriz yok. “Boşuna paslaştık” demiyor hiç kimse. Zaman zaman konforlu bile olabilir tabii, zaten açıkça konuşmak çok rahat bozucu bir durum, üstelik, neresinden tutup neresini düzelteceksin? O kadar da “birey” olmaya gerek yok!

     

    Akademik hayatı, iş hayatını, aile/akraba vs gibi içinde açık seçik hiyerarşi bulunan hayatları bir kenara bırakalım. Gönüllü olduğunu var saydığımız arkadaş gruplarına bir bakalım.

     

    Çoğu arkadaş grubunda bir racon kesici vardır. Grup kalabalıklaştıkça, racon kesicilerin daha güçlü bir ses tonuyla konuştuğunu var sayabiliriz. Bazen durum o kadar açıktır ki, grubun sıradan elemanları birbirlerine cevap verirken, birbirlerine bakarak değil de racon kesiciyle göz teması kurarak konuşurlar. Ya da birisi bir şey söyler ve grup olarak racon kesiciye bakılır. Bakalım ne diyecek?

     

    Racon kesici, işin yine ona bırakılmasının verdiği bir bıkkınlık taşır her zaman. Son söylenenlerle ilgili ağzından olumlu bir çağrışım yapabilecek bir kelime çıkarsa, buna sebep olan grubun sıradan üyesi ani bir ürperti yaşar, devamını getirmeye yeltenir. Ama aradığı mutlak güç hiçbir zaman racon kesici tarafından verilmez sıradan grup üyelerine. Yine de “yancı” olma hakkı her daim orada durur. Yancılar, racon kesiciye orta yaparlar çoğu zaman, nadiren kendilerini tutamayıp gol atarlarsa da, golü ona yazdırmaya çalışırlar. Gruplarda aslında kendi fikirlerini racon kesiciye mâl ederek anlatmak da gayet makbul bir pozisyon yaratabilir. Çünkü iyi bir racon kesici içten içe kendisine yapılan yancılıkları takdir eder, her zaman gönül almayı bilir, her şeyi kararında tutar.

     

    Bütün “alfa erkekleri” racon kesicidir ama bütün racon kesicilerin “alfa erkeği” olduğunu söylemek mümkün değildir. Nadiren de olsa kadınlar da grubun racon kesicisi olabilir. Bazı durumlarda, örneğin geniş akraba gruplarında kadın ve hatta genç bir racon kesicinin varlığı, gruba dirlik, düzen verdiği gibi “demokrat süsü” de verebilir. “Büyük resmi” her daim görebilen bir genç kadının varlığı, nereden baksak, süslü bir durumdur.

     

    İçinde bulunduğumuz irili ufaklı topluluklara arada sırada birkaç adım uzaktan baktığımızda, fark etmeden “racon kesici” ya da “yancı” üyeye dönüştüğümüzü görebiliriz. Bu durumda kendimizi çimdirmek icap edebilir, çünkü racon kesmenin yolu, aynı kökten geldiği rasyonellikle hiçbir şekilde çakışmadığından bir an önce uyanmakta fayda vardır. Orta ve uzun vadede, racon kesilen ortamlardan arkadaşlık dahil, pek olumlu ilişkiler/şeyler çıkmaz. Kendinden memnun bir vasatlık içinde ne uzar ne kısalır gibi görünür grup ama ilerleyen zamanlarda vasatı tutturmakta bile zorlanabilir.

     

    Her halükarda, kabul edelim, racon kesilince, ortalık sakinleşir. Herkes payını almıştır, belirsizlik ortadan kalkmıştır. Hayat zaten, birey olmayı, açık konuşmayı, fikir üretmeyi gerektirecek kadar uzun değildir. Aslında belki de zorlaştırmamak gerekiyordur.

     

    Her daim kesilen raconlarla mutlu mesut yaşamaya alışkın insan topluluklarında asıl tedirgin edici olan raconun ortada kalmasıdır. Racon ortada kalınca, elle tutulur bir tedirginlikle karşılaşılır. İşte o zaman, bilirsiniz ki, öyle geceye bir fotoğraf bırakarak falan kurtulamazsınız bu tedirginlikten.

     

     

     

     

    Önceki İçerikYolcular anlatıyor
    Sonraki İçerikAlmadovar’dan Demirkubuz’a evlerimiz