Hayatım “derin” politik analizler yapmakla geçti. Ama yoruluyorum bazen. Analizlerimin yanlışlığı da yoruyor, doğruluğu da. Ben analiz yaptıkça insanlar ölmeye devam ediyor; çocuk, kadın, genç ve yaşlı insanlar. Kimlikleri, sıfatları önemli olmayan insanlar ölüyor.
Kimin hangi politik kaygısının, bu insanların ölümüne neden olduğunu da düşünmek istemiyorum. “Politik analizler” yapmak istemiyorum ölümlerden sonra. Yaşasalardı ve o ölenlerin her biriyle konuşma imkanım olsaydı, çoğu ile sohbet edecek ortak noktalarım olacağını biliyorum. Ama onlarla artık konuşma şansım yok. Artık onlar yok. Kimin, hangi partinin seçmeni olduğuna da aldırmıyorum.
Hangi partinin seçmeni olursanız olun, partilerinize, sohbet edebileceğiniz dostlarınıza, kendinize en “uzak” gördüğünüz başka partilerin seçmenlerine “Barış” deyin lütfen. Gençler, kadınlar, çocuklar, yaşlılar artık ölmesin deyin. “Bu dünya hepimize yeter, neden savaşıyoruz” deyin.
“İnsanlar ölmesin, ormanlar yanmasın, yanan ormanda tavşanlar, kaplumbağalar ölmesin” deyin.
Lütfen, “Barış, hemen Barış” deyin bir birinize.
Hepimiz “Barış, hemen Barış” dediğimizde “tüm küskünler” mecburen barışır , inanın…
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.