Türkiye'deki çocuk sığınmacılar eğitim alabiliyor mu?
11.09.2019

Yeni eğitim-öğretim yılı başlıyor. Bir milyona yakın çocuk mültecinin olduğu ülkede, eğitim sistemine dahil olabilmenin önünde farklı engeller bulunuyor. Her şeyden önce okula kayıt olabilmeyi başarmak gerekiyor.

 

Suriye savaşından bu yana en fazla sığınmacı kabul eden ülkeler arasındaki Türkiye'de, çok sayıda mülteci çocuk bulunuyor. Eğitim haklarını kullanabilen çocukların yanı sıra bu haklardan mahrum kalan çocuklar da var.

 

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği'nin yayımladığı "Mültecilerin Eğitim Krizi" başlıklı rapora göre, Türkiye'de 1 milyon çocuk mülteci var ve ilkokul sonrası eğitimine devam edebilenlerin oranı yüzde 24. Çocuklarını okula yazdırmak isteyen aileleri, kimlik çıkarmak, ikametgah ya da ayrımcılık gibi farklı sorunlar bekliyor. Üstelik dil bariyerini de aşmaları gerekiyor.

 

Birlikte Yaşamak İstiyoruz İnisiyatifi'nin "Her Çocuk Koşulsuz Eğitim Hakkından Faydalanabilmelidir" başlığı ile yayınladığı bültende de İstanbul'da yaşayan sığınmacıların çocuklarının okullara kaydının kabul edilmediği iddiaları yer alıyor.

 

Birlikte Yaşamak İstiyoruz İnisiyatifi, Birleşmiş Milletler Eğitim Hakkı Özel Raportörü'ne iddiaları iletmiş ve bu duruma müdahale için başvuruda bulunmuştu. DW Türkçe'ye konuşan Birlikte Yaşamak İstiyoruz İnisiyatifi'nden Eyüp Özer, "Dolaylı olarak öğrendiğimize göre, Milli Eğitim Bakanlığı kaydı başka şehirde olan ailelerin veya kaydı olmayan ailelerin çocuklarının okullara kaydının alınmamasını kararlaştırmış" diyor.

 

"Türkiye'ye yükümlülüklerinin hatırlatılmasını istedik"

 

Özer, her çocuğun, ailesinin veya kendisinin yasal statüsünden bağımsız olarak, koşulsuz eğitim hakkından faydalanabilmesinin acil talepleri olduğunu belirterek, şunları söylüyor: "Ama bu sadece bizim bir talebimiz değil, Türkiye'nin imzalamış olduğu uluslararası sözleşmelerden doğan bir yükümlülüğü de aynı zamanda. Bu nedenle, BM Özel Raportörü'ne yaptığımız başvuru ile de Türkiye'ye bu yükümlülüklerinin hatırlatılmasını istedik."

 

Gaziantep'te yaşayan Suriyeli sığınmacı Saad Alnassife'in iki çocuğu okula gidebiliyor. Alnassife, çevresindeki Suriyelilerin ise çocuklarını okula kaydettirmede zorlandığını bildiğini söylüyor. Çocuklarının çok hassas olduğunu belirten Alnassife, "En başta çocuklarımız için çok tedirgin olduk" diyor.

 

Alnassife, çocukların okulda başarılı olduklarını söylüyor. Alnassife, bir arkadaşının çocuğunun okula kayıt sırasında yaşadığı sıkıntıyı da şu sözlerle anlatıyor: "Çocuğu kayıt için okula götürdük. Çocuğun normalde 8'inci sınıfa gitmesi gerekiyor ama savaştan dolayı iki yıl kaybı var. Okul 8'inci sınıftan devam etmesi gerek diyor. Milli Eğitim '6'ncı sınıfa da gidebilir' diyor. Bütün gün okul ve Milli Eğitim arasında gidip gelmekle geçti."

 

"Çocukların anadil bariyeri ve savaş travması var"

 

2006'da kurulan Tarlabaşı Toplum Merkezi de sığınmacı çocuklar ile çalışan merkezlerden biri. Tarlabaşı Toplum Merkezi Genel Koordinatörü Gökçe Baltacı, çocukların eğitim talepleri doğrultusunda alternatif bir metod geliştirmeyi düşündüklerini belirtiyor.

 

Baltacı, "Çocukların ana dil bariyeri var, savaş travması var ve çok büyük bir ayrımcılığa uğruyorlar. Bizim ilk başta derdimiz Türkçe öğretmek olmadı ama kent yaşamına eşit erişim sağlayabilmeleri için bulundukları ülkenin dilini öğrenmek durumundalar ve çocuklar da Türkçe öğrenmek istiyordu. Türkçeyi ders olarak vermeden, oyunlarla, sohbet ederek, film izleyerek çalışmaya başladık" diye konuşuyor.

 

Aileler ve çocuklar ile aralarındaki güven bağının gelişmesi ile çocukların okullaşma süreçlerine katkıda bulunmaya başladıklarını söyleyen Baltacı, çocukların okula gitmeye hevesli olduklarını anlatıyor. Ailelerin ise çocuklarının nelerle karşılaşacaklarını bilmedikleri için çok daha çekinceli olduklarını söylüyor.

 

Gökçe Baltacı, "Öte yandan çok ciddi bir maddi kriz var ailelerde ve çocukların çoğu kimliksiz. Herhangi bir devlet birimi ile karşı karşıya gelmekten çok korkuyorlar. Biz de çocukların kimlik alıp okula gidebilmesi için çalışma başlattık" diyerek, aileler kimlik almayı "Devlet bizi kimlik vererek ifşa edecek, yerimiz tespit edilecek, başımıza ne gelecek acaba?" diye yorumladıklarını anlatıyor.

 

"Çocuklar ayrımcılığa maruz kalınca olumsuz direnç mekanizmaları işletiyorlar"

 

Baltacı, aile ve çocuğun kimlik sahibi olmasından sonraki süreçte ikametgah belgesi de istendiğini belirtiyor. İkametgah çıkaramadıkları için okula kaydedemedikleri çocuklar olduğunu hatırlatıyor ve bir de şu soruna dikkat çekiyor:

"Çocuklar hangi yaşta iseler denk gelen kademeye konuluyor. Daha adını yazamayan çocuklar, onlar için çok karmaşık olan dersler görmeye başlıyor. Bu da okul terklerine sebep oluyor. Ayrıca çocuklar okullarda ayrımcılığa maruz kaldıkları ve kendilerini dahil hissetmedikleri için daha sonra olumsuz direnç mekanizmaları işletiyorlar."

 

Genel koordinatör, okula giden sığınmacı çocukların iletişim becerilerinin geliştiğini daha barışçıl yollarla iletişim kurduklarını gördüklerini vurguluyor.

 

"Okul çocuk işçiliğin ve erken evlendirmelerin önüne geçmede katkı sağlıyor"

 

Tarlabaşı Toplum Merkezi'nde gönüllü olarak çalışmalar yürüten Seher Kaya, çocukların okula gitmesiyle, önemli iki soruna karşı da mücadele edildiğine dikkat çekiyor.

 

Kaya, "Dil bariyerini aşan sığınmacı çocukların okula alışması çocuk işçiliğini azaltmada ve erken evlendirmenin önüne geçmede katkı sağlıyor. Çocuklar ailede veya çevrede gördükleri zorbalıkları ya da şiddeti atölyelerde tekrar üretebiliyor. Bunların önüne geçmeye çalışıyoruz" diye anlatıyor.

 

"Her çocuğun eğitim görmesi yasalarla güvence altına alınmalı"

 

Koç Üniversitesi'nden Dr. Doğuş Şimşek de sığınmacı çocukların eğitim haklarına ulaşabilmeleri için kapsayıcı eğitim ilkelerinin yaygınlaştırılarak uygulanması gerektiğinin altını çiziyor.

 

Sığınmacı çocukların okullara kayıt olmalarının kolaylaştırılması ve her çocuğun kayıt olmasının sağlanması gerektiğini belirten Şimşek, Türkiye'de her çocuğun eğitim görmesinin yasalarla güvence altına alınması gerektiğini vurguluyor.

 

Şimşek'e göre, okullarda ayrımcılığı sonlandırabilmek için kapsayıcı eğitim ilkeleri öğretmenlere ve okul yöneticilerine eğitim programları ile anlatılmalı ve uygulanması sağlanmalı. "Göç alan toplum bireylerinin sığınmacılara yönelik olumsuz algısını kırmak, ayrımcı ve ırkçı tutum ve davranışların önüne geçmek için gerekli politikaların uygulanması gerekiyor."

 

"Mültecilerin Eğitim Krizi" raporuna göre, dünya genelinde yaşları 5 ile 18 arasında 3 milyon 700 bin çocuk eğitim hakkını kullanamıyor. Her 100 mülteci çocuktan ancak 3'ü üniversiteye gidebiliyor ve yine her 100 mülteci çocuktan ancak 63'ü ilkokula gidebiliyor.