Test ve vaka sayıları arasındaki ilişki

     

    [10 Mayıs 2020] Günlük vaka ve ölüm sayıları düşüyor. Bugün ilk defa, 65 yaş üstündekilerin sokağa çıkıp yürümesi için  dört saatlik bir pencere açıldı (ben de çıkıp yürüdüm, bir saat). Yarın (çeşitli itiraz ve uyarılar ortasında) AVM’ler açılacak. Muğla (yani Bodrum, Marmaris ve ötesi) şehirler arası seyahat yasağı dışına alındı — ve deniz kıyısı sayfiye yerleri, belediye başkanlarını feryad ettirecek derecede hücuma uğradı. Yaz yaklaşırken, İtalya ve İspanya’nın kendi kısıtlamalarını kolay kolay kaldırmayacağı açık. Türkiye’nin turizm şirketleri bunu çok önemli bir fırsat gibi değerlendiriyor ve hükümete baskıyı arttırıyor. Bir iki hafta önce, Sabah’ta “mega yatların rotası Türkiye” gibi haberler çıkmaya başladı. Bu sabah mesajlaştığım bir arkadaşım, virüsün bittiği algısı yaygın diye yazıyordu.

     

    Birçoğunu, ama en çok da şu sonuncu hükmü çok tehlikeli buluyorum. İktidarın politikasını tümüyle başarısız ve göstermelik bulanlar var. Sırf göz boyamadan söz ediliyor. Katılmıyorum. (a) 65 yaş üstüne sokağa çıkma yasağı; (b) 20 yaş altına sokağa çıkma yasağı; (c) şehirler arası seyahat yasakları; (d) 30+1 ilde hafta sonu sokağa çıkma yasakları, doğru ve yerinde kararlar. Etkili de oldu. Tek bir örnek vereyim. Benim de “mağduru” (?) sayılabileceğim şu 65 yaş üstü kısıtlaması, koronavirüsün en sert vurduğu (ölümlerin yüzde 90’ının meydana geldiği) nüfus kesimini, pek çok Avrupa ülkesinden çok daha iyi korumayı başardı. Bizde bakım evleri sisteminin o kadar yaygın olmamasıyla da birleşince, yaşlı nüfusun kolayca hastalanıp ağırlaşarak hastanelere yığılmasını önledi. Dolayısıyla canla başla mücadele eden sağlık sistemi ve çalışanlarının yükünün (İtalya ve İspanya’da olduğu gibi) çığrından çıkmasını daha baştan engelledi. Ölüm sayıları ve oranının düşük tutulmasında önemli rol oynadı. 

     

    Gelgelelim, salgın henüz kontrol altına alınabilmekten çok uzak. Her şey bir yana; sırf makro veriler itibariyle, Türkiye’nin toplam vaka sayısı 137,000 ve dünyada 9. sırada; günlük vaka sayısı ise 2000 – 1500 bandında dalgalanıyor ve dünyada kâh 8., kâh 9., kâh 10. sırada. Neden “dalgalanıyor” diyorum? Günlük test sayılarından bağımsız, dolayısıyla daha mutlak bir “düşüş” göremediğim için. Daha önce de yazmıştım (3 Mayıs: Genel salgın (2) Türkiye hakkında bazı ek gözlem ve düşünceler); bir kere, test sayıları 40,000’lerde seyrettiğinde bile muhtemelen yetersiz. Gölde balık tutarken, sathın altında toplam kaç balık yaşadığını bilememeye benziyor. Yani aslında, filyasyon yönteminin orasından burasından kaçan, kayıt dışı bir enfekte kesim olması mümkün, hattâ muhtemel. Dahası, günlük test sayısındaki oynamalar, günlük vaka sayısı bildirimlerine çok yakından yansıyor.  

     

    Aşağıdaki tablo kendi derdini çok iyi anlatıyor ama ben biraz daha açmaya çalışayım. Test sonuçları hemen alınmıyor. Geri dönmesi için en az 5-6 gün, bazen bir hafta gerekiyor. Dolayısıyla her gün açıklanan yeni vaka sayıları, o günkü değil 5-6-7 gün önceki testlerde çıkan pozitif sonuçlar. Bire bir ilişkilendirmek kuşkusuz imkânsız. Herhalde bazı taşma ve karışmalar yaşanıyor; faraza peşpeşe 3 günün testleri, 5-6-7 gün sonraki üç günün vaka sayılarına biraz örtüşerek yansıyor. Gene de sonuçlar çok çarpıcı. “Düşüş” ve “iyileşme”den çokça söz edilmeye başladığı 23 Nisan’dan bu yana, test sayıları ve 6 gün gecikmeli vaka sayıları şöyle seyrediyor: 

     

                                                                                       6 gün sonraki

    Günlük test sayısı                                                     vaka sayısı

     

    23 Nisan         40,962                                                29 Nisan          2,936                         

    24 Nisan         38,351                                                30 Nisan          2,615

    25 Nisan         38,308                                                1 Mayıs           2,188

    26 Nisan         30,177                                                2 Mayıs           1,983

    27 Nisan         20,143                                                3 Mayıs           1,670

    28 Nisan         29,230                                                4 Mayıs           1,614

    29 Nisan         43,498                                                5 Mayıs           1,832

    30 Nisan         42,004                                                6 Mayıs           2,253

    1 Mayıs           41,431                                                7 Mayıs           1,977

    2 Mayıs           36,318                                                8 Mayıs           1,848

    3 Mayıs           24,001                                                9 Mayıs           1,546

     

    Buna göre, belirli bir düşüş trendi söz konusu mu? Başta da belirttiğim gibi, evet, söz konusu. Ama sanıldığı kadar değil. Örneğin 29-30 Nisan ve 1 Mayıs günlerinin 2900 – 2600 – 2100’lük vaka sayıları, test sayısından bağımsız, seküler bir iniş gibi (çünkü 6 gün öncesinin 40 – 38 – 38 binlik test sayıları, istatistikî açıdan anlamlı bir fark arzetmiyor). Fakat 2-3-4 Mayıs günlerinin 1988 – 1670 – 1614 diye giden vaka sayıları çok daha şüpheli. Zira 26-27 Nisan’da küt diye 30,000 ve sonra 20,000’e düşürülen test sayıları ile aralarında kuvvetli bir bağlantı gözleniyor. Nitekim sonra test sayıları 29-30 Nisan ve 1 Mayıs’ta tekrar 43-42-41 bin seviyesine çıkınca, bu sefer bunlara 5-6-7 Mayıs’ın tekrar 1800 – 2200 – 1900’lere çıkan vaka sayıları karşılık geliyor. Derken 2-3 Mayıs’ta tekrar düşüyor test sayıları: önce 36,000 ve ardından 24,000. İşte özellikle dün, yani 9 Mayıs akşamı açıklanan 1546 vaka sayısı, test sayısındaki azalmayı maalesef biraz fazla yakından yansıtıyor.

     

    4 Mayıs’tan bu yana günlük test sayıları 35 – 33 – 30  – 30 – 33 – 33 bin şeklinde ilerledi. Bakalım. 10-15 Mayıs arasının vaka sayılarını görmek ilginç olacak.   

     

     

    Önceki İçerik“Gelecek sene de epey hastayla karşılaşabiliriz”
    Sonraki İçerikCan kaybı 3 bin 786’ya vaka sayısı 138 bin 657’ye yükseldi