Kavala şimdi de FETÖ’nün beyni ve finansörü mü oldu?

İktidarın zayıfladığı ve güç kaybettiği bir dönemdeyiz. FETÖ bağlantılı ordu, polis ve kamu mensuplarına yönelik yaygın ve kitlesel gözaltı ve tutuklamalar yeniden hız kazandığı gibi, kamuoyuna iktidara yönelik yeni komplolar varmış gibi bir propagandayla takdim ediliyor. Bir tehlike ve risk algısı yaratılmak istendiği ve Kavala’nın kurban seçildiği anlaşılıyor.

25.02.2020 09:07
Atilla-Aytemur

andaytemur@ttmail.com

 

Osman Kavala, Gezi dâvâsından infaz kadar uzun bir tutukluluktan sonra beraat etti. Ama bu kez de FETÖ darbesi bahanesiyle salıverilmesi engellendi.

 

Yine büyük bir hukuk ve adalet rezaletiyle karşı karşıyayız.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AKP grup toplantısında yaptığı konuşmada, yeniden gözaltı kararı alınmasını isteyenlere kefil olurcasına, Kavala’nın 15 Temmuz 2016 FETÖ darbesinin uluslararası ayağı olduğunu iddia eden cümleler kurdu.

 

Bu durum, Kavala tam özgürlüğüne kavuşacakken siyasi iradenin müdahalesiyle darbe dâvâsına dahil edildiği düşüncesine yol açtı.

 

Bir darbe organizasyonunun içinde yer aldığı ve darbenin uluslararası ilişkilerini sağladığı iddiası, aksi yöndeki sayısız gerçeklerle taban tabana zıt olup, olağan aklın asla kabullenemeyeceği tuhaf ve acımasız bir iddia.

 

İktidar ona neyin faturasını çıkarmak istiyor?

 

İktidar Gezi tepkisini anlamaktan halen çok uzak

 

Kavala hakkında yazdığım bu üçüncü yazı.

 

İlki “Gezi olayları ve Kavala hakkında bir tanıklık” başlığını taşıyordu. O dönemde bizzat kendi şahit olduklarımı anlatmıştım. (www.serbestiyet.com/yazarlar/atilla-aytemur/gezi-olaylari-ve-kavala-hakkinda-bir-taniklik-828211).

 

İkincisi ise “Osman Kavala’dan gizli örgüt lideri çıkmaz!” idi. Özellikle olayların ikinci haftasından itibaren Türkiye’de akla gelen - gelmeyen bütün örgütlerin yer aldığı ve milyonların akın akın katıldığı bu olayların gizli lideri ve finansörünün Kavala olduğu iddiasının saçmalığını, çocukların dahi anlayacağı seviyeden anlatmaya gayret etmiştim. (www.serbestiyet.com/yazarlar/atilla-aytemur/osman-kavaladan-gizli-orgut-lideri-cıkmaz-847844).

 

Gezi olaylarını çok yakından izlemiş biri olarak, savcıların, gerek Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) yöneticilerini ve gerekse Osman Kavala’yı böyle afaki iddialarla yargılamaları ve cezayı peşin vererek uzun tutukluluklara mahkûm etmeleri kadar adaleti ve yargıyı yerle bir eden bir şey görmedim.

 

Gezi’nin platformları ve Kavala

 

Taksim Dayanışma dediğiniz, TMMOB bünyesinde yer alan odaların kimi yöneticileri ile sendika, dernek, platform ve parti gibi sivil ve yasal kurumların temsilcilerinden oluşan bir tür tartışma zemininden ibaretti. Daha fazlası değildi.

 

Ortaya çıkan fikirleri de odaların şehircilikle ve mühendislikle alâkalı kimi yöneticileri sözcü olarak açıklıyorlardı. Bundan öte, ortaya çıkan toplumsal tepkiyi yönlendirmek ve ona liderlik etmek için ne güçleri, ne konumları, ne de istekleri vardı. Zaten bir hafta sonra toplumsal tepki onları aştı.

 

Osman Kavala’nın ise bununla herhangi bir ilişkisi yoktu. O, Beyoğlu ilçesinde şehircilik, insan hakları ve ekoloji duyarlılığını temsil eden bölge sakinleri ve bir kısım akademiklerin içinde yer aldığı, Taksim Platformu adıyla bilinen başka bir sivil girişimin gönüllüsüydü. İktidarla bir uzlaşma yolu bulunsun diye o dönem boyunca çırpındı durdu.

 

Açık söylemek gerekirse, Taksim Platformu’nun kent meselelerini iktidar karşıtlığı içinde ele almayan; barışçı, müzakereci, demokratik diyalogdan yana üslûbu, sol renklerin daha baskın olduğuTaksim Dayanışma çevrelerine çok da cazip gelmiyordu.

 

Osman Kavala ve Platform’daki arkadaşları, Gezi olayları boyunca Taksim Dayanışma etrafında toplananları sorunların barışçı yollardan çözümü doğrultusunda etkilemek için çaba gösterdiler. İktidar yetkilileriyle temas kurup görüşmeler yapılması için hayli uğraştılar.

 

Tahliye olmasın diye cepten çıkan yeni dava

 

Gerçek bu iken, Osman Kavala’nın  Gezi eylemlerinin geri plandaki lideri ve finansörü olduğu iddiasının iktidarı duvara toslatacağı o gün de bugün de belliydi. Öyle de oldu ve dâvâ insanların hayatını mahvederek, onları özgürlüklerinden mahrum bırakarak, göz göre göre peşin ceza keserek gitti gitti ve sonunda çöküverdi.

 

Şimdi de cepten bir 15 Temmuz 2016 FETÖ darbe girişimi ile “iltisak” iddiası çıkarıp, mevzuu yine Osman Kavala’nın uluslararası güçlerle karanlık ilişkisine bağlamak, akıl ve izanla bağdaşır gibi değil.

 

Kavala herhangi bir örgütün insanı değildi. Bir parti üyeliği bile yoktu.  Gezi olaylarına liderlik ettiği, gizli finansörü olduğu iddiası da fos çıktı. Geriye kala kala geniş uluslararası ilişkileri kaldı.

 

Şimdi iktidar göründüğü kadarıyla uluslararası ilişkilerden yürümeyi hedeflemiş. Ama bu yolun da çıkmaz olduğunun görülmesi, sanırım çok uzun sürmeyecek.

 

Kan uyuşmazlığı ve iktidarın hesabı

 

Ortada bariz bir kan uyuşmazlığı var. Gülen Cemaati ile Kavala’yı yan yana düşünmek ve kanlı bir darbe ortaklığı içinde görmek, ayıp olması bir yana, kötü bir senaryo için bile çok mu çok absürd.   

 

Kavala’nın ünlü ve zengin bir ailenin mensubu olduğunu hepimiz biliyoruz. İşadamı kimliğiyle de şüphesiz geniş uluslararası bağları bulunabilir. Yılların samimi insan hakları aktivisti, ülkesinin ve dünyanın meselelerini dert edinen bir aydın olarak, geniş uluslararası bağlara sahip olması niye böyle bir dâvâya dahil edilmesine sebep oluyor? Anlayabilen var mı?

 

İktidarın zayıfladığı ve güç kaybettiği bir dönemdeyiz. Ne ölçüde gerçekliği var, yeterince bilemiyoruz -- ama iktidara yakın medya “askeri vesayet ve darbe kıpırtıları” iddiasını işliyor.

 

Vesayetçi kesimlerin muhalefetle, özellikle de CHP’yle eski münasebetlerini hatırlatıp bundan yararlanmak çabası içinde oldukları görülüyor.  

 

FETÖ bağlantılı ordu, polis ve kamu mensuplarına yönelik yaygın ve kitlesel gözaltı ve tutuklamalar yeniden hız kazandığı gibi, kamuoyuna iktidara yönelik yeni komplolar varmış gibi bir propagandayla takdim ediliyor.

 

Bir tehlike ve risk algısı yaratılmak istendiği ve Kavala’nın kurban seçildiği anlaşılıyor.

 

Eğer, CHP ile sürdürülen aktüel polemikleri güçlendirmek, gevşemiş safları sıkılaştırmak adına FETÖ’ye  seküler cenahtan ortak aranıyorsa, Kavala hiç uygun biri değil.

 

Osman Kavala’nın demokrasi duyarlılığı ve barış hassasiyeti olan, insan haklarına verdiği değerle ve sergilediği gösterişsiz çabayla her kesimin saygısına mazhar olan yurttaş kimliğini herkes bilir.

 

Bütün plan, proje ve stratejilerini CIA’nin kucağında yürürlüğe sokan Fethullah Gülen’in, darbenin uluslararası ilişkilerini oluşturmak için fıtratının hiç mi hiç uyuşmayacağı Kavala’ya ihtiyacı mı vardı Allah aşkına!

 

Yazarın Tüm Yazıları

Bu yazıya ilk siz yorum yapın.

Yorumlar(0)

Yorumlarınızı kendi özgün iradenizle yayınlamakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üslenmektesiniz. Yorum yaparak Toplum Kuralları ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş sayılırsınız.