Operasyon isimleri...

11.10.2019 15:16
Güzin-Sarıoğlu
guzinsarioglu@gmail.com


 

5 Ekim 2019 sabah saatlerinde Kızılcahamam’da Ak Partinin “Birlik, Dirlik ve Kardeşlik için Yeniden Yollara Düşme Vakti” başlıklı 29. İstişare ve Değerlendirme Toplantısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın şu sözleri ile “Barış Pınarı” gibi ilginç bir operasyon adı hayatımıza girdi: “Sözün bittiği yerdeyiz. Ülkemizi terör örgütünden uzak tutmak için sürekli yüzümüze gülen, sürekli diplomatik söz oyunlarıyla oyalayanlara diyoruz ki, artık söz bitti. Bir taraftan –Irak tarafından- 30 bin civarında tırı Suriye’ye sokacaksınız, silah, mühimmat, araç, gereç yüklü. Ve bunları bu terör örgütlerine teslim edeceksiniz. Ondan sonra da ‘biz sizinle stratejik ortağız’ diyeceksiniz. Kusura bakmayın. Bunu yutmayız. Hazırlıklarımızı yaptık. Harekat planlarımızı tamamladık. Gereken talimatları verdik. Kararı verilen ve süreci başlamış olan barış pınarlarının önünü açma vakti, belki bugün belki yarın denebilecek kadar yakındır. Hem karadan hem havadan bu harekatı yürüteceğiz...”

 

Konuşmanın yapıldığı sıralarda, önce bir gazetecinin tweet’inde, daha sonra başka kullanıcılarınkilerde operasyonun adının “Barış Pınarı” olabileceği söylenmeye başlandı. Daha sonra birçok kullanıcı da, adeta bir sevinç içinde, sözlere ya da yazıya dökülmesinde hiçbir zorluk olmayan, garip ama, yazması benim şu anda yazdıklarımdan hiçbir farklı zorluk içermeyen, cesaret, şiddet ve kahramanlık ifadeleri içinde coşmaya başladı.

 

Barış” ve “pınar” kelimeleriyle bir arada geçen şu tür veciz sözlere rastladım:

 

“Tek bir emirle taş üzerinde taş, gövde üzerinde baş bırakılmayacak.”

“Vurduğunuz leş olsun.”

“Türk olmak zordur çünkü dünya ile savaşırsın, Türk olmamak daha zordur çünkü TÜRK ile savaşırsın.”

“Ecdadımızın heybeti maruf-ı cihandır. Fıtrat değişir sanma! Bu kan yine o kandır.”

 

Bu kahramanlık nidaları o boyuta vardı ki, bir ara Osmanlı Ocakları isimli hesapta “ABD’nin çöküşü başladı.” diyen bir fotograf yayımlandı, bazı hesaplar bu operasyonun “son asrın en önemli operasyonu” olduğunu ifade ettiler. 7 Ekim gününden itibaren sevincini gizleyemeyen bazı hesaplarda “sefer görev emirleri”ne yer verildiğini de gördük.

 

Ak Partililer açısından durum açıktı: Reis önderliğinde ne olsa doğrudur, organik bir lidere sahip olmanın dayanılmaz hafifliği...

 

Harekatın olması ihtimalini duyar duymaz sahiplenen ve mutluluğunu gizleyemeyen bir grup daha vardı: Vatan Partisi.

 

Doğu Perinçek ve Vatan Partisi mensuplarına ait olduğu belirtilen hesaplarda, #TürkMilletiOrdusununYanında etiketiyle paylaşımlar yapıldı. Benim gözlemleyebildiğim kadarıyla ismin konulmasıyla başlayan sürecin ilk birkaç gününde harekatı Ak Partililerden bile daha büyük bir gayret ve sevinçle karşıladı Vatan Partisi. Şunu artık hepimiz biliyoruz: Mevzu kahramanlıksa, kimse Vatan Partililerle aşık atamaz! Belki, MHP’liler?

 

MHP milletvekili Cemal Enginyurt, coşkuyla dolan MHP’lilerdendi. “Şerefsiz”, “vatan haini”, “korkak” gibi sıfatlarla dolu tweet’inde, küçük harfler heyecanını anlatmaya yetmediyse demek, büyük harflerle “BÜTÜN TÜRKLER BİR ORDU, KATILMAYAN KAÇAKTIR” diye yazdı. Buna karşılık olarak bir kullanıcı “Nedense çoğunuzun evladı katılmıyor. Şemdinli’den selamlar sayın vekilim” yazınca, daha fazla tahammül gösteremeyip, bastı küfrü. Arkasından da “Evladım da ben de bu Vatan için ölürüz” diye açıkladı. Daha sonra o tweet’ini silip, hakaret ettiği “arkadaş”ın şahsına ve evladına hakaret etme kastı olmadığını belirten açıklamasından dolayı kendi yaptığı hakaret için özür dilediğini belirtti. “Askere hakaret söz konusu olamaz” açıklamasından da, karşı tarafın bir asker olduğunu anlamış olduk. Gerçekten, hatalı hakaret olmuş yani!!!

 

Özet olarak, Twitter’da “Barış Pınarı” ismi böyle yayıldı ve böyle geniş sayılabilecek bir cenah tarafından bu minval üzerinde konuşuldu ilk birkaç günde. İzleyen günlerde de benzeyen ifadelerle konuşulmaya devam ediliyor.

 

Buraya kadarki kısmı sürpriz değil, zaten normal akışın böyle olması beklenirdi. Beni asıl şaşırtan “Barış Pınarı” gibi bir ismin arkasından gelen ifadelerle artarak güçlenen tezat oldu. Bilumum askeri ve polis operasyonunun isimleri oldum olası ilgimi çeker zaten. Bu seferki de, hakkını vermek gerekir, “Hayata Dönüş” operasyonu ile yarışır seviyede ilginç.

 

Operasyon/Harekat isimlerinin nasıl verildiğini araştırdım. Türkiye’dekiler hakkında kayda değer bir bilgiye rastlayamadım ama dünyadakiler hakkında okumakla bitmeyecek kadar çok yazıya ve dokümana rastladım. Hatta bu konuda yazılmış kitaplar bile var. Yazının sonuna linklerden bazılarını ekleyeceğim. Dolayısıyla, askeri harekat anlamına da gelen operasyonların isimleri hakkında aşağıda vereceğim enteresan bilgilerin kaynakları onlardır.

 

Tahminimden daha kısa bir süreden beri operasyonlara isim veriliyor. Bu isim verme işinin Almanlar tarafından Birinci Dünya Savaşında başlatıldığı düşünülüyor. Özellikle iki dünya savaşı arasındaki dönemde kitlesel iletişim aracı olarak radyonun yaygınlaşmasıyla operasyon isimleri “operasyonel” hâle geliyor. Nazi Almanya’sının Sovyet Rusya’nın işgali için kullandığı “Barbarossa Operasyonu” ismi popüler olmuş ilk operasyon isimlerinden biri. Bu işgal girişimine Barbarossa adının verilmesinin nedeni Almanya’nın doğuda Slavlar üzerinde egemenlik kurmasından bahsettiği rivayet edilen Roma İmparatoru Frederick Barbarossa.

 

Daha sonra bu isimlendirme mevzuuna hassasiyet gösteren bir tarihi kişilik olarak Winston Churchill devreye giriyor ve bu konuda bazı kurallara uyulması gerektiğini ifade ediyor. Mesela, çok sayıda kişinin hayatını kaybetmesi ihtimali olan operasyonlara övünme ya da fazla güven hissi veren isimlerin verilmemesi gerektiğini söylüyor. Keza, “hafif” isimlerden ya da yaşayan kişilerin isimlerinden de kaçınılması gerektiğini ekliyor. Operasyon sonucunda dul ya da yetim kalanlar açısından, sevdikleri kişilerin nerede öldürüldüklerini söylerken bu isimlerin yakışıksız kaçacağını düşünüyor. Operasyonun niteliğini belli etmemeli bu isimler diyor. Mitolojiden, yıldızlardan, tarihi mühim kişilerin isimlerinden vs faydalanılabilir diyor.

 

İkinci Dünya Savaşından sonra Kore ve Vietnam savaşlarında “Öldürme Operasyonu”, “Kazma Operasyonu”, “Ezme Operasyonu” gibi Churchill’in asla beğenmeyeceği isimler kullanıyor Amerikalılar. İsimlerin bazılarının uygunsuz bulunması üzerine bu sefer de ABD’de 1972 yılında bir operasyon isimlendirme kılavuzu yayımlanıyor. Kılavuzda, yetkililer saldırgan bir izlenim verecek isimler ya da belli bir grup insana, inanca ya da müttefik güçlere karşı düşmanlık içerebilecek isimlere karşı uyarılıyor. Bu arada Pentagon operasyon isimlerinin iki kelimeden oluşması kuralını koyuyor.

 

1989 Panama işgali ile birlikte bu isimlerin aynı zamanda bir halkla ilişkiler konusu olduğu düşünülmeye başlanıyor. Ondan sonra gelsin demokrasi, özgürlük ve refah çağrıştıran isimler: “Umudun Yeşertilmesi”, “Demokrasinin Muhafazası”, “Parlayan Umut”... Afganistan işgalinin adı “Kalıcı Barış Operasyonu”. Irak işgali ise “Irak’ı Özgürleştirme Operasyonu”, orijinal dilinde “Operation Iraqi Liberation”, yani baş harflerinden OIL (petrol) çıkıyor, komplo teorilerini sevenler için cuk oturan bir isim!!!

 

NATO operasyonlarının da iki kelimeden oluştuğu ve birinci kelimenin ilk harfinin operasyonun başındaki komutanın soyadının ilk harfi ile aynı olduğu, ikinci kelimenin ilk harfinin ise operasyonun hava, kara, deniz, ortak ya da özel kuvvetler ile ilgili içerdiği unsura bağlı olarak bunlardan birinin  ilk harfiyle aynı olduğu da isimlendirmenin ne kadar sistematik yapıldığı hakkındaki notlardan biri olarak karşımıza çıkıyor.

 

Yazıyı yazarken, 10 Ekim günü, Cumhurbaşkanı Erdoğan il başkanları toplantısında “Barış Pınarı” isminin rastgele belirlenmediğini belirterek, “Biz terör örgütünü bölgeden kazıyarak Suriye’de gerçek anlamda barışı tesis etmek üzere bu adımı attık. Bizim sınır Suriye tarafında hep pınarlarla doludur. İşte o pınarlardan hareketle biz bunun adını Barış Pınarı Harekatı koyduk” diye bir açıklama yaptığını ve o ana kadar “109 teröristin etkisiz hale getirildiğini” eklediğini gördüm. 11 Ekim öğleden sonra bu rakam üç-dört katına çıkmıştı, Türkiye tarafında da sivil ve asker ölüm haberleri gelmeye başlamıştı, maalesef.

 

Türkiye’de operasyonların isimleri böyle basit bir mantıkla konuyormuş demek ki. Getirdiklerini ise takip etmek bile çok zor.

 

Linkler:

https://www.govtech.com/em/safety/How-Pentagon-Names-Military-Operations.html

 

https://www.washingtonpost.com/blogs/in-the-loop/wp/2014/10/04/wanna-name-a-u-s-military-operation-there-are-guidelines-to-follow/

 

http://mentalfloss.com/article/28711/how-military-operations-get-their-code-names

 

https://www.bbc.com/news/magazine-12831743

 

https://www.nytimes.com/2001/10/13/books/operation-slick-moniker-military-name-game.html

 

https://www.forces.net/news/war-words-whats-deal-military-code-names

 

https://www.smh.com.au/national/operation-names-how-do-police-and-the-military-choose-them-20140122-3183x.html

 

http://worldatwar.net/article/germancode/index.html

 

Yazarın Tüm Yazıları

Bu yazıya ilk siz yorum yapın.

Yorumlar(0)

Yorumlarınızı kendi özgün iradenizle yayınlamakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üslenmektesiniz. Yorum yaparak Toplum Kuralları ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş sayılırsınız.