Melez siyaset ve fanatizm

Bardağın boş tarafından bakarsak: Dünyayı “siyah” ya da “beyaz” gözlüklerle gören “tekçi” çizginin hıncı da son günlerde kaygılandırıcı düzeyde. Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak’ın “ağırlaştırılmış müebbet”le cezalandırılıp ömür boyu içeride yatmalarını isteyenleri dinliyorum.

08.11.2019 09:11
Oral-Çalışlar

oralcalislar@gmail.com

Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’le, 7. Narenciye Festivali günlerinde Mersin sahil boyunda yürürken, çok değişik eğilimden insanların, ona sevgi ve sempatiyle yaklaşması ilgimi çekti.

 

Şöyle bir çıkarım yaptım:

Türkiye’yi kutuplaşmaya zorlayan, siyaseti bu kamplaşma üzerinden götürmek isteyenlere inat; toplum, kavgadan yana değil uzlaşmadan yana bir mesaj veriyor. “Melez siyaset” diye tanımladığım(ız) tarzın, siyasetin tüm düzeylerinde giderek ilgi gördüğü bir gerçek.

 

31 Mart 2019 yerel seçimlerinde ve ardından gelen 23 Haziran 2019 İstanbul Belediye Başkanlığı seçimlerinde, toplumun bu tarz siyasetçilere yöneldiklerini görebiliyorum. Tabii henüz sürecin başlarındayız ve bu siyasetçilerin de eksikleri olabilir. Ama melez siyasetin zamanla oturacağını düşünüyorum. Bu yeni siyasetçi tipi, toplumun “öteki” sayılan kesimleriyle diyalog kurabiliyor, birlikte çalışmayı sürdürebiliyor, farklı partilerden olan ekiplerle ortak bir enerji yaratabiliyor, genç kuşağın dünyasına girebiliyor.

 

Tekçilik ve intikam

 

Bardağın boş tarafından bakarsak: Dünyayı “siyah” ya da “beyaz” gözlüklerle gören “tekçi” çizginin hıncı da son günlerde kaygılandırıcı düzeyde. Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak’ın “ağırlaştırılmış müebbet”le cezalandırılıp ömür boyu içeride yatmalarını isteyenleri dinliyorum. Bu isteği duyanların bazılarının, bir siyasi kumpasla, uzun yıllar cezaevinde yatmış insanlar olmaları, mağdur olmaları, işi daha da dramatik hale getiriyor.

 

Benim aklımın erdiği 70 yılda birçok askeri darbe yaşadık, demokrasi birçok kesintiye uğradı, insanlarımız kutuplaşmanın yarattığı ortamda hayatlarını yitirdi. Menderesler asılırken sevinenleri, Denizler idama giderken bayram yapanları gördük. İki “zıt” (veya zıt olduğu varsayılan) kutbun, aynı psikolojiyle tepki verdiğini gördük. 6 Mayıs 1972 gecesi, Denizler’i idama götürürlerken, Mendereslerin idamını hatırlamıştım.

 

27 Mayıs 1960 darbesinde Mendereslerin idamına üzülenlerin, acı duyanların Denizler’in idamını nasıl ayakta alkışladıklarını gördüğümde şöyle düşündüm: “İkisini de darbeciler astı.” Fail aynı faildi, sadece destekçileri farklıydı. Darbeciler, birinde solcuların, ulusalcıların, ikincisinde sağcıların desteğini sağladılar.

 

Olan demokrasiye, toplumsal barış ve uzlaşmaya oldu. Militarizm, içimize, siyasi hayatımıza yerleşti. Ne olursa olsun, toplum, kamplaşmanın faydasızlığını anlamak noktasında, siyasilerden bir adım daha önde. Bu nedenle siyasette uzlaşmaya yatkın, birlikte çalışmaya niyetli olanları seçebiliyor, işbaşına getirebiliyor.

Yazarın Tüm Yazıları

Bu yazıya ilk siz yorum yapın.

Yorumlar(0)

Yorumlarınızı kendi özgün iradenizle yayınlamakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üslenmektesiniz. Yorum yaparak Toplum Kuralları ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş sayılırsınız.