Kaybedenler bu tarafta…

Ne diyordu Ferdi Tayfur'un şarkısında 'Sanma ki yaşıyorum, sanma ki ben çok mutluyum...' Bütün bu insanların belki de ortak noktası bu şarkının sözleridir kim bilir… Bu oyunda arabesk de var... 'Okudu mesajımı, telefon elimde bekledim, yazmaya başladı, yazdı yazdı, sildi sonra, vazgeçti... Ne yazdı? Niye sildi? Ne oldu?' diye meraktan deliren Aziz'in umutsuzluğu da...

06.12.2018 14:40
Sevil-Özdemir

sevilozdemir1@gmail.com

 

Bugün size bir karakoldan sesleniyorum...

 

Yanlış okumadınız, gerçekten bir karakol, duvardaki resimlerden telsizlere kadar, her şeyin düşünüldüğü, suçlular, polisler, hangisi daha suçlu diye düşündüklerimizle tamamlanan ve tam karşımızdaki cam duvarın arkasında olanları izlediğimiz bir karakol, evet, her şey camdan bir duvarın arkasında yaşanıyor ve siz koltuğunuzun kenarındaki kulaklıkları taktığınızda o duvarı aşıp, aldıkları nefesi bile duyacak kadar yaşananların içine karışıyorsunuz...

 

Krek Tiyatro dediğimde hatırlayanlar olacaktır, duymayanlar için küçük bir bilgilendirme yapalım.

 

Berkun Oya tarafından kurulan Krek Tiyatro, oyunlarını cam bir sahnenin içinde oynuyor, camın seyirciyi uzaklaştırdığı yerde kulaklıklar devreye giriyor ve oyunun içine dahil oluyorsunuz, bunu deneyimlemeyenler için biraz tuhaf görünebilir… Oya, bir röportajında, dışarıdaki dikkati dağıtan seslerden seyirciyi uzaklaştırıp tam konsantrasyon sağlamak için bu sistemi düşündüklerini söylemişti, ben kendi adıma fazlasıyla işe yaradığını söyleyebilirim...

 

Krek Tiyatro, gerek sahneleme tekniği, gerek sahneledikleri oyunlarla her zaman merakla takip ettiğim ekiplerden biri oldu, yaklaşık 5 yıl önce sahnelenen 'Iska'yı izledikten sonra onlardan bir daha haber alamadık, ta ki bu sezon başında yeni oyunları 'Dünyada Karşılaşmış Gibi'nin ismini duyana kadar. Tabii ki ben de diğer tüm tiyatroseverler gibi büyük bir heyecanla ve beklentiyle izlemeye gittim. Beklentimin de üstünde bir oyun izlemekten duyduğum memnuniyeti sizinle paylaşabiliyor olmaktan mutluyum.

 

Başta da bahsettiğim gibi, olay yerimiz bir karakol, gerçek bir karakol gibi düşünebilirsiniz, beyaz ışıklar altındaki karakolun iki odası var, ilk odasında yaşanan olaylar farklı, seyircinin görmediği ama oyuncuların girip çıktığı odada ise olaylar farklı gelişiyor, işin en heyecanlı kısmını söylüyorum, oyunun ikinci perdesinde tüm seyirciler yer değiştiriyor ve karşı odada görmediğiniz olayları ikinci perdede izliyorsunuz. Oyuncuların iki perdede de aynı oyunu oynadığı ama seyircinin farklı sahneler izlediği bir oyun bu.

 

Sizi, oyunumuzun kaybeden çoğunluğu; Mevlüt, Aziz, Sadık, Yavuz, Taner, Naci ve Ayşe ile tanıştırayım, biri, hiç istemeden çok sevdiği kızını uğurlayacak dünyanın diğer ucuna, biri zaten çoktan kaybetmiş ailesini, biri çocuğuna verdiği sözü tutamayarak kaybediyor zamanı, biri kaybettiği babasının yokluğuna ağlarken hala, diğeri sevdiğinin uzaklara gitmemesi için kendini düşürdükçe düşürüyor gözünde...

 

Ne diyordu Ferdi Tayfur'un şarkısında 'Sanma ki yaşıyorum, sanma ki ben çok mutluyum...' Bütün bu insanların belki de ortak noktası bu şarkının sözleridir kim bilir… Bu oyunda arabesk de var... 'Okudu mesajımı, telefon elimde bekledim, yazmaya başladı, yazdı yazdı, sildi sonra, vazgeçti... Ne yazdı? Niye sildi? Ne oldu?' diye meraktan deliren Aziz'in umutsuzluğu da... 'Hep kendini suçlarsan, merhamet adalete engel olur!' diyen Taner'in olgunluğu da... 'İnsan taklidi yapan hayvanların arasına düştüm' diyen, kimsenin susturamadığı Mevlüt'ün her şeye inat umudu da... 'Sen, benimle dünyada karşılaşmış gibi konuşuyorsun ya, ben seni duymuyorum, sen benimle sanki ben buradaymışım gibi konuşuyorsun ya, ben burada değilim...' diyen Naci'nin kısılıp kaldığı, çoktan vazgeçtiği bu dünyada, pimi çekilmiş bomba gibi ortalıkta dolaşması da...

 

“Dünyada Karşılaşmış Gibi” 7 kişinin, sıradan ya da sırdaşı karakol günlüğünde, birbirlerine dokunan ya da hiç ilgisi olmayan hikayelerinin ekseninde bir oyun...

 

Berkun Oya'nın yazıp, yönettiği, kadrosunda; Alican Yücesoy, Defne Kayalar, Fatih Artman, Okan Yalabık, Öner Erkan, Serkan Keskin ve Settar Tanrıöğen gibi güçlü isimlerin yer aldığı oyun, güçlü oyunculuklarla, düşündüren diyaloglarla sizi sarsacak, güldürecek ve her birinin kaybından bir parça emanet edecek…

 

Hayatın içinden, incelikle işlenmiş karakterleri ve etkileyici oyunculuklarla göz dolduran ‘Dünyada Karşılaşmış Gibi’ uzun zamandır görüşmediğin bir arkadaşına kavuşmak gibi... Emeği geçen tüm ekibi canı gönülden kutluyor, bu oyunu listenize ekleyin, pişman olmazsınız diyorum. Kim bilir, belki de oyun çıkışında, ne demek istediğini anladım der içinizden bana bir selam gönderirsiniz.

 

Sevgiyle,

 

 

Yazarın Tüm Yazıları

Bu yazıya ilk siz yorum yapın.

Yorumlar(0)

Yorumlarınızı kendi özgün iradenizle yayınlamakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üslenmektesiniz. Yorum yaparak Toplum Kuralları ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş sayılırsınız.