Halep’te çatışmalar şiddetlendi: Suriye ordusu Eşrefiye Mahallesi’ne girdi

Halep’te SDG Asayiş güçleri ile Suriye ordusu arasındaki çatışmalar akşam saatlerinde şiddetlenerek devam ediyor. Suriye ordu güçlerinin Eşrefiye Mahallesi’nde kontrolü sağladığı iddia ediliyor. Çatışmalar Şeyh Maksut Mahallesi’nde yoğunlaştı. Şu ana kadar hayatını kaybeden sivil sayısı 9'a, yaralı sayısı da 55'e yükseldi.

Suriye ordu güçleri, Halep’in Eşrefiye ve Beni Zeid mahallelerini kontrol altına almaya başladı. Çatışmalar Şeyh Maksut Mahallesi’nde yoğunlaştı

Suriye ordusu, YPG’nin Halep’in Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerdeki tüm askeri mevzilerini meşru askeri hedef ilan etmiş, sivillerin mahallelerden çıkışı için iki güvenli insani koridorun saat 15:00’e kadar açık kalacağı duyurmuştu.

Halep kentinde Suriye hükümet güçleri ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında Salı günü yeniden çatışmalar patlak verdi.

Yerel kaynaklardan alınan bilgiye göre, SDG’nin öğle saatlerinde Halep’te sivil yerleşimler ve Suriye ordusuna ait askeri noktalara saldırılar düzenlemesinin ardından başlayan çatışmalar sürüyor.

SANA, Halep Medya Müdürlüğünün, “Suriye hükümetiyle imzalanan anlaşmaların bir başka ihlali olarak, SDG, Şihane kavşağı yakınlarındaki bölgeyi hedef aldı ve bunun sonucunda Savunma Bakanlığı’ndan bir asker şehit oldu, üç asker de yaralandı.” bilgisini aktardı.

Açıklamada ayrıca şu ifadelere yer verildi: “Halep‘teki vatandaşları, bölge tamamen güvenli hale gelene kadar temas noktalarından uzak durmaya, Aşrafiye ve Şeyh Maksud mahalleleri yakınlarındaki alanlarda toplanmaları dağıtmaya ve şehir sokaklarında trafiği düzenleyen İç Güvenlik Kuvvetleri ve polisle işbirliği yapmaya çağırıyoruz.”

SDG: Doğrudan sivil yerleşim hedef alınıyor

SDG açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Güçler doğrudan sivillerin evlerini hedef alıyor. Bu saldırılar Şam hükümetine bağlı gruplar tarafından gerçekleştiriliyor. Birden fazla grup, nüfusun yoğun olduğu Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerini topçu ateşiyle hedef alıyor. Bu, yerel halkın hayatını tehdit eden düşmanca bir saldırıdır ve uluslararası insancıl hukukun açık bir ihlalidir.”

Suriye ordusu operasyon başlattı

Suriye ordusu, Halep’te Kürt nüfusun yoğun olduğu mahallelerdeki güvenlik noktalarına karşı “kapsamlı savaş” ilan ettiğini duyurdu. Ordu, Şeyh Maksud ve Eşrefiye bölgelerindeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mevzilerinin artık doğrudan askeri hedef olduğunu bildirdi.

Operasyon odasından açıklama

Suriye ordusundan yapılan açıklamada, Halep’in Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde bulunan tüm SDG askeri mevzilerinin Suriye Arap Ordusu için meşru “askeri hedef” sayılacağı belirtildi. Açıklamada, bölgedeki güvenlik noktalarına karşı harekatın kapsamlı olacağı vurgulandı.

Sivillere acil çağrı: “Uzak durun”

Bölgede yaşayan sivillere yönelik de acil bir uyarı yayınlayan Suriye ordusu, Şeyh Maksud ve Eşrefiye sakinlerinden derhal SDG mevzilerinden uzaklaşmalarını istedi. Halkın can güvenliği için çatışma bölgelerine yaklaşmamaları gerektiği ifade edildi.

İki insani koridor açıldı

Suriye ordusu, sivillerin bölgeden güvenli bir şekilde tahliye edilebilmesi için iki adet insani koridor oluşturulduğunu duyurdu. Yapılan açıklamaya göre, El-Awariz Geçidi ve El-Zuhur Caddesi Geçidi, sivillerin kullanımı için “güvenli insani koridor” olarak ilan edildi.

Binlerce sivil çatışma bölgesini terk etti.

SDG Genel Komutanlığı’ndan bildiri: “Tarafları sivillere saldırıyı durdurmaya çağırıyoruz”

SDG Genel Komutanlığı tarafından şu bildiri yayınlandı:

“Suriye Demokratik Güçleri Genel Komutanlığı, Şeyh Maksoud ve Aşrafiye mahallelerinin altı aydan fazla bir süredir Şam hükümet güçleri tarafından tamamen kuşatma altında olduğunu teyit eder. Bu mahalleler hiçbir şekilde askeri bir tehdit oluşturmaz ve Halep’e yönelik herhangi bir saldırı için bir fırlatma noktası olarak kullanılamaz. Şam’daki kana susamış unsurların, güçlerimizin bu mahallelerden kaynaklanan herhangi bir niyet veya askeri eylemde bulunduğu yönündeki iddiaları yanlış ve uydurmadır; kuşatmayı, bombardımanı ve sivillere karşı işlenen katliamları haklı çıkarmak için bahane olarak kullanılmıştır.

Suriye Demokratik Güçleri’nin Halep’te hiçbir askeri varlığı olmadığını ve açık bir anlaşmaya uygun olarak, kamuoyuna açık ve medya tarafından belgelenmiş bir şekilde geri çekildiklerini kesin olarak teyit ediyoruz. Güvenlik sorumlulukları İç Güvenlik Güçlerine devredilmiştir. Bu asılsız iddiaların yeniden ortaya atılması, yalnızca güvenli yerleşim bölgelerine yönelik devam eden acımasız saldırıya siyasi ve askeri kılıf sağlamayı amaçlamaktadır.

Hem garantör devletleri hem de Suriye hükümeti içinde ulusal birliğe önem verdiklerini iddia eden sorumlu tarafları, derhal sorumluluklarını üstlenmeye ve Şeyh Maksoud ve Aşrafiye mahallelerindeki masum sivilleri hedef alan kuşatma, bombardıman ve askeri saldırıyı hiçbir gerekçe olmaksızın derhal durdurmaya çağırıyoruz.

Sivillere yönelik bu saldırganlığın devam etmesinin, sadece Şeyh Maksoud ve Aşrafiye mahalleleri veya Halep şehriyle sınırlı kalmayacak, tüm Suriye’yi açık bir savaş alanına dönüştürecek ciddi sonuçlara yol açacağı konusunda uyarıyoruz ve bunun tüm sorumluluğu, sivillere karşı güç kullanma seçeneğinde ısrar edenlere ait olacaktır.

Suriye Demokratik Güçleri Genel Komutanlığı, Şeyh Maksoud ve Aşrafiye mahallelerindeki halkımızın güvenliği ve emniyetiyle ilgili tüm taraflarla koordinasyon içinde durumu yakından ve son derece hassas bir şekilde izlemektedir. Kuşatma, güç tehdidi, sivillerin hedef alınması ve bunların baskı taktiği veya insan kalkanı olarak kullanılması, tüm yasal ve insani standartlar tarafından reddedilen ve kınanan suçlardır.”

Mesud Barzani: “Taraflar çözüm için diyaloğa başvurmalı”

Olaylarla ilgili KDP Başkanı Mesud Barzani, taraflara diyalog çağrısı yaparak şu açıklamayı yayınladı:

“Suriye’deki siyasi değişimler, Suriye’deki Kürt halkının meşru haklarının gözetilmesi ve tüm sorunların çözülmesi için uygun bir çözüm yolu bulunması adına iyi bir fırsattı. Bu amaçla tüm taraflarla; her türlü sorun ve anlaşmazlığın diyalog ve barışçıl yöntemlerle çözülmesi gerektiği yönünde büyük çaba sarf ettik.

Ancak şu anda Halep şehrinde hüküm süren tehlikeli durum, savaş ve şiddet büyük bir endişe kaynağıdır; masum sivillerin hayatı üzerinde tehdit oluşturmakta ve bölgedeki Kürtlere yönelik bir etnik temizlik tehlikesi barındırmaktadır.

Suriye yetkililerinden, siyasi anlaşmazlıkların ulusal (etnik) bir çatışmaya dönüştürülmemesini; Halep bölgesindeki sorunlarda Kürt vatandaşların baskı, şiddet, ata topraklarından sürülme ve etnik temizliğe maruz kalmasına izin verilmemesini talep ediyorum.

Ayrıca Kürt taraflardan ve özellikle DSG’den, savaş ve çatışmaların durdurulması, daha fazla kan dökülmesinin önlenmesi için ellerinden geleni yapmalarını; her iki tarafın da sorunların çözümü için diyalog ve görüşme yoluna başvurmasını istiyorum. 

Siyasi anlaşmazlıkların sivil halkın hayatını tehlikeye atmasına ve Kürt halkına karşı etnik temizliğe yol açmasına müsaade edilemez; bu insanlığa karşı bir suçtur ve çok tehlikeli sonuçlar doğuracaktır.”

Bafıl Talabani: “Umarım tüm taraflar sorumlu davranır”

KYB Başkanı Bafıl Talabani de şu açıklamayı yayınladı:

“Halep’teki Şeyh Maksud ve Eşrefiye olaylarını derin bir endişeyle izliyorum. Bu zorlu ve sıkıntılı zamanda kalbim Rojava Kürdistanı’ndaki halkımızla birliktedir. Umarım tüm taraflar sağduyulu davranır ve bu istenmeyen olaya akıllıca yaklaşır, sorunları sorumlu bir diyalog ve müzakere yoluyla çözerler. Durumun sakinleştirilmesi ve sorunların barışçıl çözümü için her türlü çabayı destekliyorum.”

İsrail’den SDG’ye destek çağrısı

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, uluslararası topluma SDG’ye destek çağrısı yaptı:

“Halep kentinde Suriye rejimi güçlerinin Kürt azınlığa yönelik saldırıları son derece vahim ve tehlikelidir. Uluslararası toplumun genel olarak, özellikle de Batı’nın, IŞİD’e karşı cesurca ve başarıyla savaşan Kürtlere karşı bir onur borcu vardır. Suriye’nin farklı azınlıklarına yönelik sistematik ve ölümcül baskılar, “yeni bir Suriye” vaadiyle açıkça çelişmektedir. Uluslararası toplumun sessiz kalması, Suriye rejiminin şiddeti daha da tırmandırmasına yol açacaktır.”

MSB: “Suriye talep ederse Türkiye gerekli desteği sağlayacak”

Milli Savunma Bakanlığı, Suriye hükümetinin talep etmesi halinde Halep’te SDG’ye karşı çatışmalarda destek verileceğini duyurdu. Bakanlık’tan yapılan açıklama şöyle:

“Terör örgütünün sivil halkı ve güvenlik güçlerini hedef alarak 4 kişinin ölmesi ve 18 kişinin yaralanması üzerine Suriye hükümeti kamu düzeni ve vatandaşlarının can güvenliğini sağlamak maksadıyla Halep’te terörle mücadele operasyonu başlatmıştır. Bu operasyon tamamıyla Suriye Ordusu tarafından gerçekleştirilmektedir.

Suriye’nin güvenliği bizim güvenliğimizdir. Türkiye, Suriye’de yaşanan gelişmeleri yakından takip etmektedir. Ülkemiz, ‘Tek Devlet, Tek Ordu’ ilkesi doğrultusunda Suriye’nin birliği ve toprak bütünlüğü temelinde, terör örgütleriyle mücadelesini desteklemektedir. Bu kapsamda Suriye’nin yardım talep etmesi hâlinde Türkiye gerekli desteği sağlayacaktır.”

Kandil: “Saldırıların başlatılması Şam’ın maksadını ortaya koymaktadır”

Kandil’den ise KCK imzalı olarak şu açıklama yapıldı:

“Türkiye’de Barış ve Demokratik Toplum sürecinin tartışıldığı ve yine Kuzeydoğu Suriye yönetimi ile Şam geçici hükümeti adına karşılıklı heyetlerin görüşmeler yaptığı bir süreçte Halep’te saldırıların başlaması ciddi bir durumdur. Şam hükümetine bağlı silahlı güçlerin Halep’in Şex Meqsud ve Eşrefiye mahallerine yönelik saldırıları doğrudan Kürtleri hedeflediği açıktır. Bu saldırılar aynı zamanda Halep’teki Arap halkının, Suriye’deki halkların ve toplulukların geleceğini tehdit eden bir girişimdir.

Daha önce Dürzi ve Alevi toplumuna yönelik yapılan soykırım saldırıları şimdi Halep’te tekrarlanmak istenmektedir. Bu saldırılar, Suriye’yi yeniden bir iç savaşa sürüklemeyi amaçlayan tehlikeli bir plana işaret etmektedir. Şam’la görüşmelerin yapıldığı bugünlerde Halep’te eş zamanlı bu saldırıların başlatılması Şam’ın maksadını ortaya koymaktadır.

Heyetler arası 4 Ocak’ta yapılan görüşmelerde müzakerelerin devam etmesi yönünde bir yaklaşım belirlenmesine rağmen savaşın başlaması stratejik bir planın devrede olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bu anlamda Kuzeydoğu Suriye yönetimi ile Şam geçici hükümeti arasında 4 Ocak’ta yapılan görüşmenin hemen ardından Şex Meqsud ve Eşrefiye’ye saldırının başlatılması Şam tarafının savaş yönünde hazırlık yaptığını göstermektedir.

Müzakere ve diyalog yöntemiyle demokratik Suriye’nin inşasına karşıt güçler, savaşı kışkırtarak Suriye üzerinde hakimiyet sağlama ve hegemonik çıkarını güvence altına alma peşindedir. Bu, halkları kurban etme pahasına yapılmak istenmektedir. Türk devletinin, Şam hükümetiyle ve sahadaki belli silahlı gruplarla ilişkileri kamuoyunun malumudur. Türk devletinin, tehdit ve çatıştırma siyasetinden vazgeçip yapıcı ve çözümleyici bir yaklaşım sergilemesi bölge barışına hizmet edecektir.

Türk devletinin 10 Mart anlaşmasının uygulanmasını sağlamaya yönelik pozitif bir rol oynaması, silahlı gruplar üzerindeki nüfuzunu olumlu yönde değerlendirmesi, dilini ve politikasını siyasi çözüm eksenli oluşturması  savaşın durmasına, barış ikliminin oluşmasına katkı sağlayacaktır.

Halep’teki Kürtler DAİŞ başta olmak üzere bir çok faşist çete grupların saldırılarına karşı yıllardır büyük bedeller vererek bugüne kadar direndi, kendisini savunmayı bildi. Kürtler kendi varlığını koruma ve saldırılara karşı direnmenin dışında ne Şam geçici hükümeti ne de başka güçler için hiçbir zaman tehdit oluşturmadı. Halep’te, Kürt-Arap halkı iç içe ortak yaşam kültürüne sahiptir. Kürtlere yönelik saldırılar, Şex Maksud ve Eşrefiye’deki halkı zorla göçertme, Halep’i Kürtlerden arındırma, Arap-Kürt çelişkisini kışkırtma amacıyladır. Bunun içindir ki siviller, kadınlar, çocuklar hedeflenmektedir.

Başta Kürtler, Araplar olmak üzere tüm Suriye halkları bu zorbalığa karşı meşru direnme hakkını en etkili bir biçimde yerine getirecektir. Halkımızın ulusal birlik temelinde Kürdistan’ın dört parçası ve yurt dışında Kobani ruhuyla bu direnişe katılması ve seferber olması yurtseverlik görevidir. Halep’teki Kürtlerin, Tişrin duruşuyla mahallerini savunarak direniş geleneğini sürdüreceğine inanıyoruz. Başta Halep’te direnen Kürtler olmak üzere Şex Meqsud ve Eşrefiyê direnişini destekleyen tüm halkımızı, demokratik kamuoyunu selamlıyoruz.

Şam’ı saldırıları derhal durdurmaya, tarafları çözüm için ateşkes yapmaya, sükuneti tesis etmeye, yeniden müzakere masasına dönmeye çağırıyoruz.  Tüm siyasi güçlerin 10 Mart mutabakatının uygulanması için çabalarını sürdürmeleri, Suriye halklarının çıkarına ve Suriye’nin istikrarına katkı sağlayacağı açıktır.

Suriye’de barış ve istikrar isteyen uluslararası tüm güçleri ve insanlığı bu zorbalığa karşı durmaya, sorunun barışçıl-diyalog yöntemle çözümü ve bir an evvel ateşkesin sağlanması için rollerini oynamaya çağırıyoruz…”

Suriye ordusu Beni Zaid’de saldırı yapacağı yerleri duyurdu

Suriye ordusu, ateşkes çabalarına rağmen 8 Ocak Perşembe günü, Halep’in Beni Zaid yerleşim bölgesinde saldırı düzenleyeceği YPG/Asayiş hedeflerinin haritasını yayınladı.

Şam’a bağlı güçler, sivillere, saldırı yapacaklarını duyurdukları bölgeden uzak durma çağrısı yaptı.

Fidan: “Ada’dan gelen talimatlara direnen bir akıl var; demek ki başka yerden başka talimatlar geliyor”

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Halep’teki çatışmalarla ilgili yaptığı açıklamada, şu ifadelere yer verdi:

“Ada’dan gelen mesajlar var, onlara yazılan direkt mektuplar var, verilen talimatlar var. Buna bile bir direnen akıl var. Demek ki başka yerden başka talimatlar geliyor, başka duruş var. Kandil böyle bir talimatı şu ana kadar SDG’ye vermiyor. SDG’nin üzerine düşeni yapması lazım. Fakat onun yerine İsrail’le bir koordinasyon içerisinde.”

Suriye ordusu Eşrefiye ve Beni Zeid mahallelerini kontrol altına aldı

8 Ocak Perşembe akşam saatlerinde Suriye ordusu, Halep’in Eşrefiye ve Beni Zeid mahallelerini kontrol altına almaya başladı.

Abdi: “Halep’te ateşkese ulaşmak için çaba gösteriyoruz”

SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi, “Halep’te ateşkese ulaşmak için çaba gösteriyoruz. Çatışmaların devam etmesi uzlaşma şansını baltalıyor” açıklaması yaptı.

Barrack: Tansiyonu derhal düşürün

ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Suriye’deki gelişmelere ilişkin şu açıklamayı yaptı:

“Amerika Birleşik Devletleri, Halep’in Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerindeki gelişmeleri büyük bir endişeyle yakından takip etmektedir. Tüm tarafları azami itidal göstermeye, sivil hayatların ve mülkiyetin korunmasını diğer tüm hususların üzerinde tutmaya davet ediyoruz.

Son on üç ayda Suriye, onlarca yıl süren yıkıcı çatışmaların ardından istikrar, ulusal uzlaşı ve yeniden inşa yolunda tarihi adımlar atmıştır. Bu hafta İsrailli temsilcilerle gerçekleştirilen kritik görüşmeler, daha geniş bir bölgesel barışa doğru atılmış önemli bir eşik olup, Suriye’nin yarım yüzyılı aşkın süredir ülkeyi sarsan şiddet, acı ve vahşet döngüsünü kırma konusundaki kararlı iradesini ortaya koymaktadır.

Böylesine derin dönüşümler bir gecede gerçekleşemez. Uzun süren çatışmaların açtığı derin yaraların iyileşmesi zaman alır; kalıcı ilerleme ise sabır, hoşgörü ve Suriye toplumunun tüm kesimleri arasında samimi bir karşılıklı anlayış gerektirir. Bununla birlikte, Sünni, Kürt, Dürzi, Hristiyan, Alevi ve diğer tüm topluluklar dâhil olmak üzere her vatandaş için tam kapsayıcılık ve eşit hakları güvence altına alan bir Suriye vizyonuna olan bağlılığımız sarsılmazdır.

Daha yalnızca geçen hafta, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Suriye hükümeti arasında 10 Mart 2025 tarihli entegrasyon anlaşmasının başarıyla sonuçlandırılmasının eşiğine gelmiştik. Bu anlaşma, güvenlik koordinasyonu, ortak yönetişim ve ulusal birlik açısından önemli bir ilerleme sağlayacaktır. Bu hedef hâlâ fazlasıyla ulaşılabilirdir.

Müttefiklerimiz ve sorumlu bölgesel ortaklarımızla birlikte, tansiyonu düşürmeye yönelik çabaları kolaylaştırmaya ve Suriye ile halkına diyalogu bölünmenin önüne koyacak yeni bir fırsat sunmaya hazırız.

Bu nedenle Suriye hükümetinin liderliğine, SDG’ye, Kürt yönetimindeki bölgelerdeki yerel otoritelere ve sahadaki tüm silahlı aktörlere acil bir çağrıda bulunuyoruz: çatışmaları durdurun, tansiyonu derhal düşürün ve gerilimin azaltılmasına taahhüt edin. Kurşunların değil, fikirlerin ve yapıcı önerilerin değiş tokuşunu öncelik haline getirelim. Halep’in ve Suriye’nin tamamının geleceği halkına aittir ve bu gelecek şiddetle değil, barışçıl yollarla şekillenmelidir.

Bu kritik dönemeçte bölge, geçtiğimiz yıl elde edilen kayda değer ilerlemeyi baltalamayı ve @POTUS’un Orta Doğu barış girişimlerinin kalıcı mirasını aşındırmayı amaçlayan, istikrarı bozucu dış güçler ve onların vekillerine karşı birlik içinde durmalıdır. Onların hedefi yeniden istikrarsızlıktır; bizim hedefimiz ise karşılıklı saygı ve ortak refaha dayalı kalıcı bir barıştır.

Suriye’nin yeni sayfası çatışmanın değil, işbirliğinin sayfasıdır. Bu noktaya birlikte ulaşacağız.”

Şara Erdoğan ile görüştü

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, 8-9 Ocak gecesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ardından da Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’la telefon görüşmeleri yaptı.

Suriye Cumhurbaşkanlığı’ndan Erdoğan’la yapılan görüşmeyle ilgili şu açıklama yayınlandı:

“Cumhurbaşkanı Şara, görüşme sırasında Suriye’nin ulusal sabitelerine bağlılığını vurgulayarak, devletin ülke topraklarının tamamında egemenliğini tesis etmesinin öncelik olduğunu ifade etti. Mevcut önceliklerin; sivillerin korunması, Halep kentinin çevresinin güvenliğinin sağlanması ve yeniden imarı sekteye uğratan yasa dışı silahlı oluşumların ortadan kaldırılması olduğunu belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise ülkesinin, güvenlik ve istikrarı güçlendirmeye yönelik yürütülen çabalara desteğini dile getirdi ve ortak tehditler ile zorluklarla mücadelede koordinasyonun önemine dikkat çekti.”

Yine Suriye Cumhurbaşkanlığı, Şara’nın Macron’la görüşmesiyle ilgili de şu açıklamayı paylaştı:

“Cumhurbaşkanı, Suriye halkının tüm evlatlarını, başta ulusal dokunun ayrılmaz bir parçası ve Suriye’nin geleceğinin inşasında vazgeçilmez bir ortak olan otantik Kürt bileşeni olmak üzere, tüm farklı bileşenleriyle koruma konusunda devletin ulusal ve egemen rolünün altını çizdi. Fransa Cumhurbaşkanı ise ülkesinin Suriye’nin birliğini ve egemenliğini destekleme taahhüdünü teyit ederek, ikili koordinasyon ve istişarenin devam etmesinin önemini vurguladı ve Suriye devletinin istikrarı pekiştirme ve hukukun üstünlüğünü genişletme çabalarına destek verdiğini belirtti.”

Önceki İçerikHakan Fidan’dan SDG ile ilgili Ada, Kandil ve İsrail mesajları…
Sonraki İçerikİran’da internet ve telefon hatları kapatıldı