İznik Gölü kıyısındaki bazilika kazı alanında bu yıl elde edilen bulgular, yıllardır üzerinde çalışılan bir hipotezi doğruluyor: Mevcut bazilikanın altında, çok daha eski ve küçük bir kiliseye ait duvar kalıntıları, zemin döşemeleri ve bir sütun kaidesi ortaya çıkarıldı. Kazı Başkanı, Bursa Uludağ Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şahin, bu yapının büyük ihtimalle 325 yılında toplanan Birinci Konsil’in gerçekleştiği Aziz Neophytos Kilisesi olduğunu açıkladı.
Keşfin Ayrıntıları
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izni ve Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle 2015’ten bu yana süren kazılarda, bu sezon prothesis odasının doğusunda, mevcut kilisenin beden duvarının dışında yeni bir kazı alanı açıldı. Çalışmanın ilk haftasında, zemin döşemesinin mevcut yapının sınırlarının dışına doğru devam ettiği belirlendi. Bu bulgu, altta daha eski bir kiliseye ait bir zeminin bulunduğunu gösteriyor.
Şahin’in değerlendirmesine göre, bu erken yapı 368 yılındaki bir depremde yıkılan Aziz Neophytos Kilisesi’ydi. Depremden sonra, 380 yılından itibaren bu kalıntıların üzerine Kutsal Pederler Kilisesi inşa edildi — bugün kazı ekibinin üzerinde çalıştığı bazilika da bu yapı. Şahin, Birinci Konsil’e bizzat katılan tarihçi Kayserili Eusebius’un “Vita Constantini” adlı eserinde konsilin çok küçük bir ibadet evinde toplandığını, bu kadar din adamının nasıl sığdığının “Tanrı’nın büyük bir mucizesi” olarak anlatıldığını hatırlattı.
Kazılarda ayrıca hurma ağacı ve kılıç motifleri taşıyan bir altın yüzük ile bir yüksük de bulundu. Bu eserlerin Emeviler ve Abbasiler dönemine ait örneklerle benzerlik taşıması, 729 yılında İznik’i kuşatan Emevi ordularının bölgeye ulaştığına dair tarihi kayıtları destekleyebilecek nitelikte. Bu yıl kazı ekibine İtalya’daki Calabria Üniversitesi ve Catanzaro Magna Graecia Üniversitesi’nden araştırmacılar da katıldı.
Birinci İznik Konsili Neden Bu Kadar Önemli?
Bugün İznik olarak bilinen antik Nikaia kenti, MS 325 yılında Hristiyanlık tarihinin dönüm noktalarından birine sahne oldu. Roma İmparatoru I. Konstantin’in çağrısıyla toplanan bu konsile, çoğu Doğu’dan gelmek üzere yaklaşık 300 piskopos katıldı — Hristiyan dünyasının o zamana kadarki en geniş kapsamlı, “ekümenik” (evrensel) toplantısıydı.
Konsilin toplanma nedeni, İskenderiyeli rahip Arius’un öğretileri etrafında dönen büyük bir teolojik tartışmaydı. Arius, İsa’nın Tanrı tarafından yaratıldığını, dolayısıyla Baba ile aynı ezeli doğaya sahip olmadığını savunuyordu. Bu görüş kilise içinde ciddi bir bölünme tehlikesi yaratmıştı. Konsil sonunda Arius’un görüşleri reddedildi; İsa’nın Baba ile “aynı özden” (homoousios) olduğu kabul edildi ve bu ilke, günümüzde birçok Hristiyan mezhebinin temelini oluşturan İznik İman İkrarı’na (Nicene Creed) yansıdı.
Konsilin kalıcı etkileri teolojiyle sınırlı kalmadı:
- Hristiyan dünyasında farklı tarihlerde kutlanan Paskalya bayramı standartlaştırıldı.
- Kilise yönetimi ve disiplinine ilişkin 20 kanon (kural) kabul edilerek erken dönem kilise hukukunun temelleri atıldı.
- Konsil, Hristiyanlığın yeraltı hareketinden Roma İmparatorluğu’nun tanıdığı, kurumsallaşan bir dine dönüşüm sürecinin en kritik adımlarından biri oldu.
Konsilin tam olarak nerede toplandığı ise uzun süre tartışma konusu olmuştu; kaynaklarda genellikle İznik’teki imparatorluk sarayında ya da kaynaklarda geçen “küçük ibadet evi”nde gerçekleştiği aktarılıyordu. Bugünkü kazılar, bu ikinci ihtimali güçlendiren somut arkeolojik bulgular sunuyor.
2014 yılında Amerikan Arkeoloji Enstitüsü tarafından dünyanın en önemli 10 keşfinden biri seçilen İznik Gölü kıyısındaki bazilika, o tarihten bu yana bilim dünyasının ilgisini üzerinde topluyor. Konsilin 1700. yılı dolayısıyla geçtiğimiz yıl Papa 14. Leo’nun da İznik’i ziyaret etmesi, bölgenin küresel dini ve akademik önemini bir kez daha gözler önüne sermişti.
Kazı ekibi, çalışmaların önümüzdeki dönemde de sürdürüleceğini ve Hristiyanlık tarihine ışık tutacak yeni bulguların ortaya çıkabileceğini belirtiyor.
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.