Anasayfa / Haberler / Erdoğan, “Terörsüz Türkiye sürecini başarıya ulaştıracağız” dedi, DEM İmralı Heyeti ile görüşüyor

Erdoğan, “Terörsüz Türkiye sürecini başarıya ulaştıracağız” dedi, DEM İmralı Heyeti ile görüşüyor

Erdoğan: Suriye’de tavrımız net, 18-30 ocak mutabakatlarının uygulanmasını önemsiyoruz. Sabotaj girişimlerine rağmen Terörsüz Türkiye sürecini başarıyla yürüttük. Gerekirse riske girerek kazasız belasız bugüne getirdik. Terörsüz Türkiye sürecini başarıya ulaştıracağız.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın davetiyle AK Parti TBMM Grup Toplantısı’na katılacak olan Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş’e destek vermek amacıyla Eskişehirli kadınlar Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne geldi.

Akgün, sosyal medyada kıyafeti üzerinden hedef alınmasının ardından, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz ile gerçekleştirdiği konuşmada, “Milletin gururuna dokundu. İnsanlar çok üzüldü. Böyle bir cümle kurulur mu? Sanki biz burada yokmuşuz, sanki bu topraklarda değilmişiz gibi bir tablo çizildi” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, grup toplantısında şu ifadeleri kullandı:

“İstiklal Savaşı’nda olduğu gibi beyaz örtüleri ve şalvarları ile buraya gelen belediye başkanı Zeynep Güneş’le ve katılımcılarla gurur duyuyorum. Başaralı bir kadın siyasetçi için “şalvarlı kadının görevi ilçe yönetmek değildir ahırda inek bakmaktır” diyen 28 Şubatçı zihniyeti lanetliyorum.

Başörtüsü nedeniyle kadınların eğitim ve seçilme hakkını gasp edenlerle, milletimizi tepeden bakanlarla mücadelemizi her zeminde devam ettireceğimizin bilinmesini istiyorum.

Bu ülkede yasakçı ve baskıcı anlayışa göz yummadık. Kadınlara parmak sallayanlara meydanı terk etmedik. Eski karanlık günleri hortlatmaya çalışanların karşısında durduk.

Suriyeli kardeşlerimizi yalnız bırakmayacağız. Son operasyon sırasında AFAD’ımızı Kızılay’ımızı harekete geçirdik. Türkiye olarak bize ne düşüyorsa biz yerine getirdik. Ramazan ayında da yardımımız artarak devam edecek.”

Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şu şekilde:

Bir asır önce İstiklal Harbi’mizde olduğu gibi beyaz örtmelerini takıp, şalvarlarını giyerek Eskişehir Mihalgazi’den grup salonumuzu teşrif eden Belediye Başkanımız Zeynep Güneş’le birlikte tüm hanım kardeşlerime teşekkür ediyor, Anadolu kadınının bin yıllık asaletini yansıtan şu vakur duruşları için kendilerine şükranlarımı sunuyorum. Milletten aldığı yetkiyle ilçesine üç dönemdir hizmet eden başarılı bir kadın siyasetçiye; “Şalvarlı kadının görevi ilçe yönetmek değildir, ahırda inek sağmaktır” diyerek tahkir etmeye kalkan 28 Şubat artığı bu faşizan, bu ukala, kibirli, alçak zihniyeti bugün bir kez daha lanetliyorum. Yıllarca sırf başörtülerinden ötürü kadınların eğitim hakkını, kamuda çalışma hakkını, hatta seçilme hakkını gasp edenlerle; Anadolu kadınının asırlardır üzerinde gururla taşıdığı yazmasına, tülbentine, şalvarına, çarşafına, ehramına, fistanına dil uzatanlarla; milletimize tepeden bakan, milletimizi hor ve hakir görenlerle mücadelemizi her zeminde sonuna kadar devam ettireceğimizin bilinmesini istiyorum. Bu ülkede yasakçı ve baskıcı anlayışa göz yummadık ve yummayacağız. Kadınlara parmak sallayanlara meydanı terk etmedik, etmeyeceğiz. Eski karanlık günleri hortlatmaya çalışanların karşısında dimdik durduk, duracağız. Şerife Bacı’nın, Kara Fatma’nın, Nene Hatun’un yolundan giden tüm hanım kardeşlerimi bugün bir kere daha kemali hürmetle selamlıyorum. En küçük bir hatanın vahim sonuçlar doğurabileceği bu kritik dönemde yasama ve yürütme görevimizi layığıyla yerine getirmeye gayret ediyoruz. Sizler yüce Meclis’in çatısı altında ve sahada, bizler yurt içinde ve yurt dışında yüksek bir tempoda ülkemize ve milletimize hizmet etmek için koşturuyoruz.

“Dünyada Türkiye rüzgarı esiyor”

Dünyada ve bölgemizde tabiri caizse bir Türkiye rüzgarı esiyor. Burada şunu özellikle ifade etmek durumundayım; Kendimiz için ne istiyorsak dostlarımız ve kardeşlerimiz için de aynısını istiyoruz. Son dönemde hız verdiğimiz diplomatik çalışmalarımız bunun içindir. İnsanlık tarihiyle yaşıt bir bölgenin kadim sakinleri olarak son yıllarda çatışmalarla, kardeş kavgasıyla, Gazze’de olduğu gibi barbarlıkla anılan coğrafyamızın tekrar bir selam yurdu, yeniden bir güven ve esenlik yurdu olması için hüsnüniyetle çalışıyoruz. Bilvesile komşumuz Suriye’nin yaklaşık 14 yıldır hasretini çektiği istikrara, barışa, huzura süratle kavuşması en büyük temennimizdir. Aynı kıbleye yönelen Suriyeli kardeşlerimizin birlik içinde, kardeşlik içinde aydınlık geleceklerini omuz omuza inşa etmesi bizim samimi arzumuzdur. Suriye konusunda Suudi Arabistan’ın, Mısır’ın ve Ürdün’ün de bizimle aynı hassasiyetleri taşıdığını görmekten büyük bir memnuniyet duydum. Suriye’nin huzuru için her üç ülkeyle inşallah birlikte hareket edeceğiz.

“Bizim Suriye tavrımız nettir”

Tabii burada şunun da altını çizmekte fayda görüyorum. Bizim Suriye meselesinde tavrımız ilk günden beri nettir. Orada akan her damla kan ve gözyaşı bizim de yüreğimizi dağlamaktadır. Arap, Türkmen, Kürt, Nusayri fark etmeksizin Suriye’de bir tek canın yitip gitmesi bizim de canımızdan can kopması demektir. Suriye’ye vicdan merceğiyle bakan herkes bir defa şunu kabul edecektir: Tıpkı aziz milletimiz gibi kardeş Suriye halkı da her şeyin en iyisine, en güzeline layıktır. Hiç şüphesiz bunu fazlasıyla hak etmektedir. 

Suriye’nin kaynaklarının, yer altı ve üstü zenginliklerinin, şehirlerin altında tünel kazmaya değil, tüm kesimlerin refahına harcanmasının vakti gelmiştir. Türkiye olarak en uzun sınıra sahip olduğumuz, halkını dost, akraba ve kardeş bildiğimiz Suriye’deki gelişmeleri yakından takip etmeyi sürdüreceğiz. Buradan hem ülkemiz içinde hem dünyada Türk dış politikasının eksenini anlamaya çalışanlara bugün bir kez daha seslenmek istiyorum: Türkiye bölgesinde nüfuz arayışında değildir. Tahakküm peşinde değildir. Başka ülkeleri dizayn etme arzusunda asla değildir. Tam tersine biz samimi bir şekilde kardeşlik istiyoruz, barış diyoruz. Hep birlikte kalkınalım, hep birlikte ortak geleceğimizi inşa edelim diyoruz. Burada şunu da milletimizin dikkatine getirmek zorundayım: Biz can kurtarma peşindeyken birileri de çıkmış son derece kirli ve kışkırtıcı söylemlerle maalesef selden kütük kapma telaşına düşmüştür. Suriye konusunu iç siyasette istismar etmek suretiyle milli birlik ve dirliğimizi kundaklamayı amaçlayan bu rezil siyasetin koç başlığını ise ana muhalefetin genel başkanlık koltuğunda oturan zat ile yoldaşları yapmaktadır. Nasıl bir milyon kardeşimiz katledilirken Suriye’yi umursamadılarsa bugün de aynı durumdalar. Krizi fırsata çevirmek gibi ucuz bir hesap içindeler. Suriye’den etnik temelli bir çatışmaya sürüklenme riski, bu komşu ve kardeş ülkenin tekrar kan gölüne dönme ihtimali bunları zerre miskal ilgilendirmiyor. Açık söylüyorum ne Kürtler ne Kürtler ne başkaları bunların umurlarında değil. Eğer öyle olsaydı 13,5 yıl boyunca Suriye halkının tepesine varil bombaları yağarken tepki gösterirlerdi. Öyle olsaydı Suriye’de terör örgütleri cirit atarken konuşurlardı. Öyle olsaydı henüz 3-4 yaşındaki masum yavruların cansız bedenleri sahile vururken seslerini çıkarırlardı. Öyle olsaydı Kürt kardeşlerimize kimlik dahi verilmezken buna itiraz eder, Suriyeli Kürtlerin hakları için mücadele ederlerdi. Bunların vicdansızlıklarını gördükçe inanın onlar adına biz hicap duyuyoruz. Şunu da tam bir gönül huzuruyla bugün ifade ediyorum: Benim milletim bu istismarcıların gerçek niyetini artık çok net görüyor. Benim Kürt kardeşlerim oynanan oyunları artık çok net görüyor. Benim Arap vatandaşlarım kimlerin hangi çirkin senaryoların figüranı ve taşeronu olduğunu çok net biçimde görüyor. Bu gerçeği sadece CHP genel başkanı görmüyor.

“Meyhane jargonuyla siyasetten vazgeç”

Açıkçası biz CHP’nin başındaki zattan bir siyaset ortaya koymasını, proje üretmesini, milletin ve coğrafyamızdaki mazlumların derdiyle dertlenmesini beklemiyoruz. Son kepazelikleriyle birlikte artık bundan ümidimiz kalmadı. Bari sorumlu, seviyeli, işgal ettiği koltuğa yakışır bir siyasi üslup benimsemesini; en azından bunu milletten ve CHP’li vatandaşlarımızdan esirgemesin. Hakaret etmeden, küfretmeden, tehdit etmeden, mikrofonu yumruklamadan, önüne gelene sataşmadan da bu ülkede siyaset yapılabileceğini öğrensin. Affınıza sığınarak söylüyorum. Meyhane jargonuyla siyasetçilik oynamaktan artık vazgeçsin. Burada daha önce yaptığım bir tespitimi tekrar hatırlatmak isterim. Görüyoruz ki zaman değişiyor, dünya değişiyor, genel başkanlar değişiyor ama CHP’de ‘gelen gideni aratır’ gerçeği asla ve asla değişmiyor. Biz eskisini ‘oturduğu koltuğun hakkını vermiyor’ diye eleştiriyorduk; yerine gelen selefinden de kötü çıktı. Anlaşılan yeni genel başkanın kelime dağarcığı öncekinden daha sınırlı. Biz üslup sorunu var zannediyorduk, meğer sorun bizatihi üslubuymuş. Biz Somali Cumhurbaşkanı Sayın Hasan Şeyh’in oğluna yönelik edep ve nezaket dışı ifadelerini ayıplıyorduk; meğer beyefendi günlük hayatta da o seviyesiz kelimelerle iletişim kuruyormuş. Lafa gelince Türkiye’yi yönetmeye talipler ancak ne kendilerini ne de CHP’yi yönetebiliyorlar. Durum öyle yere vardı ki millet son günlerde dizi izlemeyi bıraktı; her akşam çayı, çekirdeği alıp CHP’nin skandallarını seyretmeye başladı. Entrika, kumpas, iftira, tuzak, komedi, trajedi… Ne ararsan hepsi var. Ne diyelim? Allah bunlara akıl, CHP’li vatandaşlarıma da sabır versin. Milletimizi, bilhassa kalbi, zihni, dili temiz evlatlarını bu zata maruz kalmaktan korumaya devam etsin.

“Terörsüz Türkiye” süreci

16 aydır sabotaj girişimlerine rağmen Terörsüz Türkiye sürecini başarıyla yürüttük. Gerekirse riske girerek süreci kazasız belasız bugüne getirdik. Meclis’teki Terörsüz Türkiye komisyonunun raporu tamamlanmak üzere. Meclisimiz sürecin yeni aşamasında da görevini güvenle yapacaktır. Terörsüz Türkiye sürecini başarıya ulaştıracağız.

Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?

Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.

Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

Bu Sayfayı Paylaşın