Ekim ayında yapılan seçimleri kazanarak aşırı sağın yükselişine set çeken Jetten’in zaferi, özellikle Brüksel’de geleneksel partiler tarafından memnuniyetle karşılanmıştı. Fransa ve Almanya’da aşırı sağın anketlerde önde olduğu bir dönemde, Avrupa Birliği’nin beşinci büyük ekonomisinde merkez siyasetin galip gelmesi kritik görülüyordu.
Ancak 117 gün süren koalisyon görüşmelerinin ardından kurulan hükümet, parlamentoda çoğunluğa sahip değil. Jetten’in liderliğindeki merkez çizgideki D66 partisinin yanı sıra merkez sağ Hristiyan Demokratlar (CDA) ve liberal VVD’nin yer aldığı koalisyon, Temsilciler Meclisi’ndeki 150 sandalyenin yalnızca 66’sına sahip. Bu sayı çoğunluk için gereken 76 sandalyenin 10 altında. Senato’da ise tablo daha da zayıf: 75 sandalyenin sadece 22’si hükümetin elinde.
Savunma artışı, refah kesintisi
Koalisyon anlaşması; NATO’nun yüzde 3,5’lik temel hedefi doğrultusunda savunma harcamalarında büyük artış, konut yatırımları ve çiftçilere gönüllü satın alma programlarının yeniden başlatılmasını öngörüyor. Ancak bu harcamaların finansmanı için “özgürlük katkısı” adı altında ek bir gelir vergisi ve refah ile sosyal güvenlik harcamalarında ciddi kesintiler planlanıyor.
Ayrıca önceki aşırı sağ hükümetin göç politikasındaki sert çizginin sürdürülmesi ve emeklilik yaşının daha hızlı artırılması da gündemde.
Bu planlar hem soldan hem de aşırı sağdan sert tepki görüyor. Yeşil Sol-İşçi Partisi (GL-PvdA) lideri Jesse Klaver, hükümete ancak “U dönüşü” yapması halinde destek vereceklerini söyledi. Aşırı sağ Özgürlük Partisi (PVV) lideri Geert Wilders ise planlarla “dişine tırnağına kadar” mücadele edeceklerini duyurdu. Sosyalist Parti (SP) lideri Jimmy Dijk ise hükümet programını “medeniyetimize yönelik cepheden bir saldırı” olarak nitelendirdi.
“Yanlış şeritte sürmek gibi”
Azınlık hükümetiyle yola çıkan Jetten, bunun demokrasiyi güçlendireceğini ve muhalefete daha fazla söz hakkı tanıyacağını savunuyor. Ancak siyaset tarihçileri daha temkinli. Hollanda’daki son resmi azınlık hükümeti 1939’da kurulmuş ve yalnızca iki gün dayanabilmişti.
Siyaset tarihçisi Kemal Rijken, azınlık hükümetini “yanlış şeritte araç kullanmaya” benzeterek, bunun “tehlikeli ve riskli” olduğunu söyledi.
Alternatifsizlik ve kırılgan denge
Jetten için en mantıklı alternatif, GL-PvdA’yı koalisyona dahil etmekti. Ancak VVD bu seçeneği “fazla radikal” bulup reddetti. Aşırı sağ JA21’in koalisyona alınması ise Jetten’in ilerici seçmen tabanını kaybetme riski taşıyordu.
Leiden Üniversitesi’nden siyaset bilimci Simon Otjes’e göre, Lahey’deki temel sorun “birlikte çalışabilecek partilerin birbirini dışlaması.”
Bununla birlikte bazı başlıklarda uzlaşma mümkün görünüyor. Göç konusunda aşırı sağdan, iklim ve azot salımının azaltılması konusunda ise GL-PvdA’dan destek bulunabileceği değerlendiriliyor. Savunma harcamalarının artırılması ise geniş bir mutabakat zemini sunuyor.
Ancak sosyal harcamalardaki kesintiler, hükümetin en zayıf halkası olarak görülüyor. Analistlere göre bu başlık, Jetten’in planlarının “kum üzerine inşa edilmesine” yol açabilir.
“Hunger Games” başlıyor
Jetten, kabinesini seçerken “dinlemeyi bilen ve büyük egolara sahip olmayan” isimleri tercih ettiğini söyledi. Ancak siyasi ip cambazlığı en çok kendisini hedef haline getirebilir.
Özellikle Ekim seçimlerinde kendisine destek veren sol eğilimli seçmenlerin, hükümetin sağ ağırlıklı gündemi karşısında fikir değiştirme ihtimali Jetten için en büyük risklerden biri.
Genç başbakan bugün göreve başlamanın sevincini yaşayabilir. Ancak Hollanda siyasetinde asıl mücadele şimdi başlıyor. Salı gününden itibaren “açlık oyunları” sahneye çıkacak.
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.