Anasayfa / Haberler / Dilan Karaman raporuna tepki: DEM Partili Aydeniz’in adı geçmedi; aile, arkadaşları ve Dilan suçlandı

Dilan Karaman raporuna tepki: DEM Partili Aydeniz’in adı geçmedi; aile, arkadaşları ve Dilan suçlandı

DEM Parti Mardin Milletvekili Saliha Aydeniz’in danışmanı Dilan Karaman’ın şüpheli ölümüyle ilgili hazırlanan raporda Aydeniz’in adının “ilkesel olarak” geçmemesi ve Dilan ile yakın çevresinin işaret edilmesi tepki çekti.

Özgürlükler İçin Hukukçular Derneği, Dayanışmanın Kadın Hali Derneği, Rosa Kadın Derneği, Diyarbakır Barosu ve Özgür Kadın Hareketi imzasıyla ve yukarıdaki iddiayla hazırlanan rapor büyük bir tartışmaya konu oldu.

Diyarbakır’da 2025 yılının kasım ayında şüpheli şekilde yaşamını yitiren Dilan Karaman, DEM Parti Mardin Milletvekili Saliha Aydeniz’in danışmanlığını yapıyordu.

İddialar hem Aydeniz’in mobbingi hem de DEM Partili olan erkek arkadaşı Mazlum Toprak’ın fiziksel ve psikolojik baskısına maruz kaldığı yönündeydi.

Sol’un haberine göre, yukarıdaki 5 kurumun imzasının bulunduğu rapor, başlangıçta aktardığımız iddianın tam aksi yönde, Dilan’ın ölümünün sorumlularını akladığı eleştirilerine uğradı.

Raporda Saliha Aydeniz’in adı tek bir kez bile geçmezken, Toprak’ın DEM Parti bağlantılarına dair de bir ifade yer almadı. Bu durum özellikle sosyal medyada büyük tepki çekti.

Raporda neler yer aldı?

Söz konusu raporda Dilan’ın Mazlum Toprak adlı şahsın tehditleri ve saldırılarına maruz kaldığına ilişkin bölümde şu ifadeler yer aldı:

“Tanık anlatımlarına göre Dilan, yaşamını yitirdiği günün sabahında birden fazla kişiyi arayarak erkek arkadaşı tarafından onu aldattığını iddia ederek bıçakla tehdit edildiğini, saçlarının çekildiğini, telefonu yüzüne fırlatılarak uyandırıldığını, evden kovulduğunu ve can güvenliğinden endişe ettiğini ifade etmiştir. Bu anlatımların olay günü sabahında birbirinden farklı kişilere, birbirinden bağımsız şekilde yapıldığı tespit edilmiştir. Bu durum, olayın uydurma ya da tekil bir anlatı olmadığını, aynı içeriğin eş zamanlı olarak birden fazla kişiye söylendiğini göstermektedir. Komisyonumuz tarafından dinlenen ve ilgili kısma ilişkin farklı kişilerden oluşan tanık beyanları şu şekildedir: ‘Mazlum’un Dilan’ı telefonu fırlatarak uyandırdığı, saçlarını çektiği, bıçakla saldırdığı ve hatta bıçağı kırdığı; ayrıca “öldürmemek için bıçağı kırdım” dediğini, Mazlum’un Dilan ağlarken “Keşke kendini benim gözümün önünde öldürsen” dediğinin Dilan tarafından aktarıldığını ifade etmiştir.’”

Aynı raporda Mazlum Toprak’ın da beyanlarına yer verilirken, şiddet iddialarının reddedildiği, “parti üzerinden tehdit” ettiği bilgisi yer aldı:

“Mazlum Toprak beyanında: ‘Dilan’a yaklaşmadım bile, duvarları yumrukladım, bıçağı kendime çektim, saçlarımı çektim. Dilan bana tepki göstermeyince ben çok sinirlendim. Gerekirse seni billboardlara asacağım, seni rezil edeceğim dedim. Dilan’ın canının partiden yanacağını düşündüğümden parti üzerinden konuştum… Kendime de zarar veremedim, keşke kendimi öldürebilsem sen de bu acıyı yaşayabilsen dedim… Ankara’da ve Diyarbakır’da seni tanıyan kim varsa bu durumu anlatacağım, seni rezil edeceğim dedim. Elimde bir fotoğraf yok ama o sıra rezil etmeye yönelik ağzımdan çıkanı söyledim. O sıra bunu söylememin onu daha kötü hale getireceğini düşünemedim.’”

Olayın ardından yaşananlara dair ise şu bilgiler aktarıldı:

“Failin tehdit içeren eylemlerinin ardından Dilan, sabah saatlerinde birden fazla kişiyi arayarak can güvenliğinin olmadığını ifade etmiş, barınma ve korunma arayışına girmiş; aynı gün içinde akut bir psikolojik çöküntü hâlinde yüksek doz ilaç alarak intihar girişiminde bulunmuştur. Bu esnada sağlıkçı olan en yakın arkadaşlarından birini arayarak intihar girişiminde bulunduğunu fakat kimseye söylememesi gerektiğini söylemiştir. Daha sonra partneri Mazlum Toprak’ı aramıştır. Mazlum Toprak ise bir arkadaşı ile birlikte Dilan’ın yanına gitmiştir. İlaç aldığının anlaşılması üzerine kendisini hastaneye götürmek isteseler de Dilan’ı buna ikna edemediklerini ancak ilacın etkisi altına girdikten sonra hastaneye götürebildiklerini söylemiştir.”

Eleştirilerin odağında o bölüm

Raporun beşinci bölümü özellikle büyük tepki çekti.

UZUN DÖNEM PSİKOSOSYAL ARKA PLAN” başlığı taşıyan bu bölümde Dilan’ın kendisi, ailesi ve yakınları işaret edilirken, suçun merkezine adeta bu ağ yerleştirildi:

“Dilan’ın çocukluk ve ergenlik dönemlerinden itibaren ağır ve süreklilik arz eden travmatik yaşantılarla karşı karşıya kaldığını; bu süreçte ergenlik döneminde gerçekleştiği ifade edilen cinsel istismara maruz kaldığına dair anlatımlar mevcuttur. Komisyon, bu tür beyanları ayrıntılandırmamayı ve yeniden teşhir edici bir dil kullanmamayı bilinçli bir tercih olarak benimsemiştir.

Ancak bu durumun, Dilan’ın ruhsal kırılganlıkları, güven ilişkileri ve yaşam boyunca taşıdığı yükler üzerinde belirleyici etkiler yarattığı yadsınamaz bir gerçektir. Bununla birlikte Dilan’ın ailesine ilişkin ağır sorumluluklar üstlenmek zorunda bırakıldığı, erken yaşlardan itibaren taşıdığı bu yüklerin zaman içinde derinleştiği ifade edilmektedir. Burada esas sorulardan biri de Dilan’ın gerek ailesi gerek yakın çevresi tarafından yaşadığı travmatik deneyimler neticesinde destekleyici ve önleyici mekanizmaların neden devreye sokulmadığının sorgulanması gereken önemli bir nokta olmasıdır.

Dilan’ın yaşamı boyunca karşılaştığı bazı zorlukların kimliksel aidiyetleri, bireysel varoluş biçimi ve toplumsal cinsiyet normlarına yönelik yargılayıcı tutumlarla ilişkili olabileceğine dair değerlendirmeler dile getirilmiştir. Ancak tanık anlatımları, Dilan’ın söz konusu kimliksel aidiyetlerini yaşamı boyunca dar bir çevre dışında paylaşmama yönünde açık bir irade gösterdiğini ortaya koymaktadır. Komisyonumuz, kadın mücadelesi etiği gereği bu iradeyi kişinin mahremiyet tercihi olarak kabul etmiş; bu nedenle ilgili hususlar kişinin gizlilik terciğine sadık kalınarak raporda sınırlı ve genel bir çerçevede ele alınmıştır.”

“Kimse yardım etmedi…” iddiası

Raporda aile dışında yakın çevresi de yaşananların sorumlularından biri olarak tarif edildi.

Dilan’ın partide kurduğu bağlar ve arkadaşlıklarının yüzeysel olduğu, bunun da Dilan’ın yalnız bırakılmasıyla görüldüğü ima edilerek şöyle ifade edildi:

“Dilan Karaman’ın çok sayıda arkadaşını, yoldaşını ve birlikte çalıştığı kişileri aradığını ortaya koymaktadır. Bu aramaların içeriği ve sıklığı, Dilan’ın yalnızca bilgi vermek ya da gündelik bir temas kurmak amacıyla değil; açık ya da örtük biçimde bir yakınlık, eşlik ve destek arayışı içinde olduğunu göstermektedir. Buna rağmen aranan kişilerin büyük bir kısmının Dilan’ın yanına fiilen gitmediği, temasın çoğunlukla telefon görüşmeleri, mesajlaşmalar veya uzaktan verilen telkinlerle sınırlı kaldığı anlaşılmaktadır. Komisyon, bu yaklaşımı bireysel duyarsızlıkla açıklamak yerine politik alanda yaygınlaşan ilişkilenme biçimlerinin bir sonucu olarak değerlendirmektedir.

Dilan Karaman’ın hayatta olduğu süre boyunca kurduğu ilişkilerin önemli bir bölümünün kriz anlarında fiilî bir dayanışmaya dönüşemeyecek kadar yüzeysel kaldığı anlaşılmaktadır. Bu gerçeklik, politik alanda birlikte çalışmanın yalnızca görev paylaşımı ve görünürlük üretimi üzerinden kurulduğu; bakım, dayanışma ve karşılıklı sorumluluk boyutlarının ise sistematik biçimde ihmal edildiği bir yapıya işaret etmektedir.”

Saliha Aydeniz’in adı “ilkesel” olarak anılmamış

Raporda Dilan’ın uğradığı mobbinge ilişkin bölüm de büyük tepki çekti.

DEM Vekili Saliha Aydeniz’in danışmanlığını yapan Dilan’ın uğradığı mobbing detaylı olarak aktarılırken, Saliha Aydeniz’in adına “ilkesel” olarak yer verilmediği dile getirildi:

“Bu dosyada en belirgin kırılma noktalarından biri, çalışma ortamında ve çalışma arkadaşları ile çalışma sürecine ilişkin anlatılardır. Yönetici anlatısı, ciddi bir sorun olmadığı, mobbing yaşanmadığı yönündedir. Buna karşılık çok sayıda tanık, Dilan’ın vekili tarafından aylar boyunca yok sayıldığını, azarlanıp küçük düşürüldüğünü, yüzüne bakılmadığını, konuşulmadığını ve bu durumu ‘taşıyamadığını’ defalarca dile getirdiğini anlatmaktadır.

ANCAK; 5 KADIN ÖRGÜTÜ KADIN HAREKETİ TEMSİLCİLERİ OLARAK BAŞKACA KADINLAR HAKKINDA ALENİ DEĞERLENDİRME YAPMANIN İLKESEL OLARAK DOĞRU OLMAYACAĞI DEĞERLENDİRİLEREK BU KISIMDA YALNIZCA TESPİTLERE YER VERİLECEKTİR.”

Uyuşturucu çetesi iddiası

Raporda doğruluğu tartışmalı olan, raporda yer aldığı üzere bir ismin attığı mesajla ulaşıldığı söylenen “uyuşturucu çetesi” ve uyuşturucu kullanımı iddiasının yer alması da ayrıca tepki çekti.

Raporun ilgili bölümünde şu ifadeler yer aldı:

“Bu kapsamda Dilan’ın da söz konusu çete tarafından taleplerin yerine getirilmemesi hâlinde ailesine uyuşturucu kullandığı yönünde asılsız ihbarlarda bulunulacağı tehdidiyle baskı altına alındığı; kendisine şantaj yapıldığı ve bu tehditlerin etkisiz kalması üzerine erkek arkadaşı Mazlum Toprak’ın öldürüleceği yönünde tehditlerin yapıldığı ileri sürülmüştür. Mesaj yoluyla komisyona aktarılan bu bilgilerin teyidi amacıyla iddia sahibiyle yüz yüze görüşme yapılması önerilmiş; ancak iddia sahibi can güvenliğinin bulunmadığını belirterek kendi güvenliğini sağlayabildiği bir zamanda görüşmeyi gerçekleştirebileceğini ifade etmiştir.”

Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?

Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.

Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

Bu Sayfayı Paylaşın