DEM Parti milletvekili Saliha Aydeniz’in danışmanı Dilan Karaman, 11 Kasım’da intihara kalkışması üzerine hastaneye kaldırılmış, 27 Kasım’da hastanede hayatını kaybetmişti.
Dilan Karaman’ın hayatını kaybetmesinin, ölüm nedeninin kalp krizi olduğu açıklamaları yapılmış; ancak arkadaşları ve yakınları Dilan Karaman’ın yaşadıkları nedeniyle intihara sürüklendiğini belirten açıklamalar yapmıştı.
Kamuoyunda tartışmaların büyümesi üzerine kadın derneklerinden, sürecin aydınlatılması amacıyla bağımsız bir inceleme yapılması çağrıları yapıldı.
Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi, Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) Diyarbakır Kadın Komisyonu, Dayanışmanın Kadın Hali Derneği (DAKAH-DER), Rosa Kadın Derneği ve Özgür Kadın Hareketi (TJA) tarafından Dilan Karaman’ın hayatını kaybetmesiyle ilgili inceleme komisyonu kuruldu.
İnceleme Komisyonu, Dilan Karaman’ın hayatını kaybetmesiyle ilgili, kendisini tanıyan 15 kişiyle görüşerek rapor hazırladı. Raporda, Dilan Karaman’ın hayatını kaybetmesinin münferit bir intihar değil, çalışma koşulları, partner şiddeti, dijital baskı, kurumsal ihmalleri içeren bir şiddet silsilesi sonucunda yaşandığı tespitleri yer aldı.
Saliha Aydeniz: “Bu sonuçtan ben de sorumluyum”
Komisyon raporunun açıklanması üzerine Dilan Karaman’ın danışmanlığını yaptığı Saliha Aydeniz X hesabından yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:
“Her şeyden önce ben 2,5 yıldır birlikte çalıştığım danışmanımın, kadın arkadaşımın içinde bulunduğu sorunlarını bilmediğim, yanında olamadığım için bu sonuçtan ben de sorumluyum.
Çalışma koşullarımız yoğun ve zaman zaman stresliydi. Ben bu yoğunluk içinde Dilan’ı anlayan, onunla sohbet eden biri olamadım. Çoğu zaman yaptığı çalışmalara teknik yaklaştığımı, yoğunluk içinde onu görmezden gelmiş olduğumu düşünmekteyim.
Bunca zaman birlikte çalışmış ama hassasiyetlerini, beklentilerini anlamamış olmak Dilan’la arkadaş olamamış olduğumuz gerçekliğini açığa çıkarmıştır. Yanı başımdaki kadın arkadaşı görmemiş olmak kendimi ve kurduğum ilişki şeklini sorgulatmıştır.”
Ailesi: “Failleri koruyan raporu kabul etmiyoruz”
Ancak Dilan Karaman’ın ailesi, raporun failleri akladığı kanaatinde olduğu belirterek geri çekilmesini talep etti.
Dilan Karaman’ın ablası Gönül Karaman X hesabından, “Dilan Karaman’ın ailesi olarak failleri koruyan bu raporu kabul etmiyoruz. Raporun derhal geri çekilmesini talep ediyoruz” mesajını paylaştı.
DEM Parti Kadın Meclisi: “Eksiklerimizi giderme sözümüzü yineliyoruz”
DEM Parti Kadın Meclisi de raporun geri çekilmesi çağrısı yaptı.
Yapılan açıklamada, “Bu konudaki sorumluluklarımızı tamamlama, eksiklerimizi giderme sözümüzü yineliyoruz. Dilan’ın kaybına dair tüm gerçekler açığa çıkarılana dek sürecin hassasiyetle takipçisi olacağımızın da bilinmesini isteriz” ifadelerine yer verildi.
HDK Kadın Meclisleri: “Başta Mazlum Toprak olmak üzere ölüme sürükleyen süreç açığa çıkarılmalı”
HDK Kadın Meclisleri’nden de raporun geri çekilmesi çağrısı yapıldı. Açıklamada, Dilan Karaman’ın intihara kalkıştığı 11 Kasım günü kendisini bıçakla tehdit ettiği ve şiddet uyguladığı iddia edilen Mazlum Toprak başta olmak üzere faillerin üzerine gidilmesi belirtilerek şu ifadelere yer verildi:
“Başta Mazlum Toprak olmak üzere, arkadaşımızı ölüme sürükleyen süreç ve ilişkilerin açığa çıkarılması ve kadın adaleti mekanizmasına tabi tutulması için çağrıda bulunuyor; bu adalet sürecinde sorumluluk almaya hazır olduğumuzu vurguluyoruz.
Arkadaşımızın ölüme sürüklenmesini ortaya çıkarmak amacıyla hazırlanan bu raporun, kadın mücadelesinin ölçü ve değerleri gözetilerek geri çekilmesini talep ediyoruz.”
Raporda nelere dikkat çekilmişti?
İnceleme Komisyonu’nun raporunda şu tespitler yer almıştı:
Raporda; tanıklıklara dayandırılan iddialara göre, kurum içerisinde hiyerarşik yapıları suistimal eden bir “çeteleşme” odağının bulunduğu, Karaman’ın da bu yapı tarafından hedef alındığı belirtildi. Raporda, bu odağın Karaman’ın emeğini sistematik olarak küçümsediği, başarısını gölgelediği ve onu kurumsal mekanizmaların dışına iterek yalnızlaştırdığı tespitlerine yer verildi. “Yok sayılma” (ghosting) ve küçük düşürme gibi yöntemlerle desteklenen bu sürecin, Karaman’ın politik aidiyet duygusunu zedelediği ve güvencesizlik hissini derinleştirdiği vurgulandı.
Çalışma yaşamına dair tespitler, Karaman’ın mesai kavramı olmaksızın, yer ve saat fark etmeksizin “sürekli içerik üretme” baskısı altında olduğunu gösterdi. Raporda bu durum “dijital bir kuşatma” olarak tanımlanırken, Karaman’ın sadece teknik bir araç olarak görüldüğü ve insani ihtiyaçlarının göz ardı edildiği belirtildi. Komisyon, politik alanın dayanışma üretmek yerine Karaman’ı derin bir yalnızlığa ve tükenmişliğe ittiğini saptadı.
Rapora göre Karaman, yaşamına son verdiği günün sabahında partneri Mazlum Toprak tarafından ağır bir fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kaldı. Tanık beyanları, Karaman’ın sabah saatlerinde birçok kişiyi arayarak bıçakla tehdit edildiğini, saçlarının çekildiğini ve evden kovulduğunu bildirdiğini doğruladı. Komisyon, failin bu kriz anındaki “Öleceksen git nerede ölürsen öl” şeklindeki ifadelerinin Karaman’ın kırılganlığını akut bir şekilde tetiklediğini saptadı. Ayrıca, olay yerine gelen sağlık ve kolluk birimlerinin “bilinci açık, müdahale edemeyiz” diyerek çekilmesi, açık bir “hizmet kusuru” olarak rapora geçti.
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.