Yıllar önce Karar gazetesinde de “İnternet ve Felaket” başlıklı bir yazı yazıp bu konuyu gündeme getirmiştim. O dönemki incelemelerimde belirli aralıklarla, bir felaket sonrasına hazırlık için Wikipedia makalelerinin çıktılarını alıp saklayan bir gruptan haberdar olmuş; şaşırmış ama hak da vermiştim.
Son günlerde GitHub’da dikkat çeken Project N.O.M.A.D., tam da bu duyguyu kaşıyan bir iş. Crosstalk Solutions tarafından geliştirilen proje, kendisini “offline-first” bir bilgi ve eğitim sunucusu olarak tanımlıyor. Kurulduktan sonra yerel ağda ya da doğrudan cihaz üzerinde, tarayıcıdan erişilebilen bir sistem sunuyor; içinde yerel yapay zekâ, çevrimdışı bilgi kütüphanesi, haritalar, eğitim içerikleri ve çeşitli araçlar bulunabiliyor.
Resmî açıklamasına göre sistem; Ollama tabanlı yerel AI sohbeti, Kiwix üzerinden çevrimdışı Wikipedia ve referans içerikleri, Kolibri üzerinden eğitim modülleri, ProtoMaps tabanlı haritalar ve CyberChef gibi araçlarla geliyor. Proje ayrıca internetin yalnızca ilk kurulum ve sonraki güncellemeler için gerektiğini, yerleşik telemetri içermediğini söylüyor. GitHub sayfasında proje bugün itibarıyla yaklaşık 14 bin yıldız seviyesine ulaşmış görünüyor.
Benim asıl ilgimi çeken şey, bu projenin teknik tarafı kadar zihinsel tarafı oldu.
Çünkü son birkaç yıldır bize şöyle bir dünya normalmiş gibi anlatılıyor: Bilgiye erişmek için sürekli çevrimiçi olacaksın. Yapay zekâ kullanmak için uzak sunuculara bağlanacaksın. Harita için bir şirkete, notların için başka bir şirkete, belgelerin için bir başkasına güveneceksin. Senin cihazın aslında cihazın olmayacak; daha çok başka yerlerde çalışan sistemlere açılan bir terminal gibi davranacak.
Bu modele o kadar alıştık ki, alternatifini görünce şaşırıyoruz.
Oysa alternatif çok yalın bir soruyla başlıyor:
Neden kendi bilgim, kendi cihazımda durmasın?
Bu soru ilk bakışta “hazırlıkçı”ların, hayatta kalma meraklılarının ya da kıyamet senaryosu sevenlerin sorusu gibi durabilir. Nitekim N.O.M.A.D.’ın dili de biraz o dünyanın kokusunu taşıyor.
Fakat meseleyi sadece “internet çökerse ne yaparız?” parantezine sıkıştırmak eksik olur.
Asıl konu şu: Bugün internete erişiminiz olsa bile dijital bağımsızlığınız olmayabilir.
Çünkü internetin varlığı ile bilginin sizin kontrolünüzde olması aynı şey değil.
Bir servis kapanır.
Bir ülke erişimi sınırlar.
Bir şirket fiyat politikasını değiştirir.
Bir model dünden bugüne ücretli olur.
Bir platform “bu içerik bölgenizde kullanılamıyor” der.
Bir uygulama siz fark etmeden verinizi toplamaya başlar.
Ve bir sabah uyanırsınız; yıllardır kullandığınız dijital konforun aslında size ait olmayan kiralık bir rahatlık olduğunu fark edersiniz.
Project N.O.M.A.D. bana biraz bunu hatırlattı.
Bu yüzden meseleye sadece “offline Wikipedia ne güzelmiş” diye bakmıyorum. Burada daha derin bir kırılma var: Yapay zekâyı da, bilgiyi de, araçları da yeniden yerelleştirme arzusu.
Bana sorarsanız önümüzdeki dönemde teknoloji dünyasında iki ayrı hat daha görünür hâle gelecek.
Birinci hat, bugün zaten çok baskın olan çizgi:
Her şey bulutta olsun. Model uzakta çalışsın. Veri merkezleri büyüsün. Kullanıcı sadece arayüz görsün. Hesap açsın, abonelik ödesin, kullanmaya devam etsin.
İkinci hat ise daha sessiz ama daha politik bir çizgi:
Mümkün olan her şeyi yerelde çalıştır. Veriyi yanında tut. Modelleri kendi donanımında koştur. Aracını kiralama, sahip ol.
N.O.M.A.D. işte bu ikinci hattın küçük ama dikkat çekici örneklerinden biri.
Elbette burada romantizme kapılıp gerçekleri unutmayalım. Bu tür sistemler hâlâ belirli bir donanım, kurulum emeği ve teknik bilgi gerektiriyor. Projenin kendi belgelerinde de temel kurulum için Debian tabanlı bir sistem öneriliyor; yapay zekâ özelliklerinden verim almak isteyenler için daha güçlü işlemci, yüksek RAM ve GPU tavsiye ediliyor. Ayrıca proje varsayılan olarak kimlik doğrulama içermediğini ve doğrudan internete açılmaması gerektiğini açıkça belirtiyor.
Yani bu, “kutudan çıkar, anneanneye ver, kullanmaya başlasın” seviyesinde bir ürün değil.
Ama zaten büyük dönüşümler çoğu zaman böyle başlar.
Önce meraklılar kullanır.
Sonra topluluklar geliştirir.
Ardından araçlar kolaylaşır.
En sonunda da dün “niş” görünen şey yarının olağan standardına dönüşür.
Bir zamanlar kendi blogunu barındırmak, kendi e-posta sunucunu kurmak da “fazla teknik” bulunuyordu. Bugün bunların her biri daha erişilebilir hâle geldi. Yerel yapay zekâ ve çevrimdışı bilgi sistemleri de aynı yoldan geçebilir.
Üstelik bunun sadece teknik değil, kültürel bir karşılığı da var.
Mesela eğitim.
Dünyanın her yerinde internet eşit kalitede, eşit hızda, eşit maliyetle erişilebilir değil. Kırsal bölgelerde, afet alanlarında, çatışma bölgelerinde, ekonomik olarak kısıtlı topluluklarda ya da sansürün söz konusu olduğu ortamlarda çevrimdışı bilgi sunucuları çok daha somut bir anlam kazanıyor.
Wikipedia’nın, haritaların, temel eğitim içeriklerinin ve bir ölçüde yerel AI yardımcısının tek bir kutuda taşınabilmesi bazı insanlar için “hoş bir geek projesi” değil, doğrudan fayda demek.
N.O.M.A.D. da projesini tam bu çerçevede, bilgiye internet olmadan erişim fikri üzerine kuruyor.
Bir de mahremiyet boyutu var.
Bugün yapay zekâya bir şey sorduğunuzda çoğu zaman sadece bir soru sormuyorsunuz. Aynı anda çalışma biçiminizi, ilgi alanlarınızı, yazma tarzınızı, belki şirket sırlarınızı, belki kişisel notlarınızı da bir yerlere taşıyorsunuz.
Evet, büyük sağlayıcıların güvenlik önlemleri var; ama sistemin mantığı baştan merkezi. Güven, mimarinin dışında değil, tam kalbinde duruyor.
Yerelde çalışan AI ise başka bir öneri getiriyor:
“Bana güvenmek zorunda kalma. Zaten veri dışarı çıkmıyor.”
Bu çok önemli bir fark.
Çünkü dijital dünyada asıl özgürlük, “iyi niyetli merkeze güvenmek” değil, mümkünse merkeze mecbur kalmamaktır.
Belki de bu yüzden Project N.O.M.A.D. gibi işler sadece teknik proje değildir. Bunlar aynı zamanda birer itiraz cümlesidir.
Şuna itiraz ederler:
Bilgi, sürekli bağlantıya mecbur olmamalı.
Yapay zekâ, her zaman uzaktaki bir şirkete ait olmak zorunda olmamalı.
Cihaz, kullanıcının elinde sadece bir tüketim terminaline dönüşmemeli.
Biraz eski usul bir cümle kurayım: Bilgisayar yeniden bilgisayar gibi davranmalı.
Yani internet bağlantısı kesildiğinde ölü taklidi yapan bir ekran değil; içindeki araçlarla, bilgisiyle, hafızasıyla sizin tarafınızda duran bir makine olmalı.
Bence asıl heyecan verici taraf burada.
Project N.O.M.A.D. kusursuz olduğu için değil; bir yön gösterdiği için önemli.
O yön şu: Yapay zekânın geleceği sadece daha büyük veri merkezlerinde, daha pahalı aboneliklerde ve daha kapalı ekosistemlerin üzerine bina edilmeyebilir. Bir kısmı da masaüstünde, garajda, okul laboratuvarında, eski bir mini PC’nin içinde, internetsiz bir odada kurulabilir.
Ve belki de uzun zamandır ilk kez teknoloji bize şunu yeniden düşündürüyor:
Her şey çevrimiçi olmak zorunda mı?
Yoksa bazı şeylerin gerçekten bizimle kalmasının zamanı mı geliyor?
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.