Anasayfa / Ekonomi / Enerji Bakanı Bayraktar: “Bu tüm krizlerin anası. Petrolde bir dolarlık artışın bize maliyeti 400 milyon dolar”

Enerji Bakanı Bayraktar: “Bu tüm krizlerin anası. Petrolde bir dolarlık artışın bize maliyeti 400 milyon dolar”

Enerji Bakanı Alparslan Bayraktar: Hürmüz Boğazı krizi tüm krizlerin anası. Petrol fiyatındaki her 1 dolarlık artış Türkiye’ye 400 milyon dolara mal oluyor. Ham petrol depolama tesislerimizin yüzde 50’den fazlası dolu. Petrol ihtiyacımızın sadece yüzde 10’u Hürmüz’den geçiyor.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Al Jazeera’ye verdiği özel röportajda, İran’ın misilleme olarak boğazı kapatmasının yol açtığı krizin etkilerini anlattı ve mevcut küresel enerji krizini “tüm krizlerin anası” olarak nitelendirdi.

Al Jazeera: 28 Şubat’tan bu yana Körfez bölgesi ve Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimler nedeniyle tüm dünya sıkıntı yaşıyor. Enerji arzı ve güvenliği açısından mevcut durumu nasıl görüyorsunuz?

Alparslan Bayraktar: İçinden geçtiğimiz süreci “tüm krizlerin anası” olarak adlandırabiliriz. Dünya son 50 yılda COVID-19 sonrası kriz ve Rusya-Ukrayna savaşı gibi birçok petrol krizi yaşadı, ancak bu kriz hepsinden daha büyük görünüyor. Buna rağmen dünyanın bu tür krizlere karşı bir bağışıklık geliştirdiğini söyleyebilirim. Son 20 yıla baktığımızda krizlerin yeni normal haline geldiğini görüyoruz.

Mevcut durum şu: Dünya günde 103 milyon varil petrole ihtiyaç duyuyor, ancak dünyanın en önemli petrol geçiş yolu olan Hürmüz Boğazı’nın kapanması nedeniyle arz şu anda sınırlı. Yaklaşık 20 milyon varillik bir açık var ve dünya çözüm arıyor.

Bugün [çarşamba] başlayan ateşkesle birlikte durumun iyileşeceğine dair umutlarımız arttı. Petrol fiyatları düşmeye başladı ve boğazda seyrüseferin yeniden başlamasıyla durumun daha da iyileşmesi bekleniyor. Umudumuz kalıcı barışa ulaşmak.

Al Jazeera: Bu kriz enerji arz haritasında nasıl bir değişim yaratabilir?

Bayraktar: Krizin merkez üssü Hürmüz Boğazı ve burada dikkat çekmek istediğim iki konu var.

Birincisi, Suudi Arabistan’daki doğudan batıya petrol taşıyan son derece önemli boru hattıdır. Bu sayede ülke petrolünün büyük bir kısmını Kızıldeniz’e ve oradan küresel pazarlara ulaştırabiliyor.

İkincisi ise Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki, günde 1,8 milyon varil petrolü Füceyre Limanı’na taşıyan boru hattıdır.

Bu boru hatları olmasaydı durumun ne olacağını düşünün. Bunu söylüyorum çünkü çeşitlendirme her zamankinden daha önemli. Bu çeşitlilik olmasaydı dünya çok daha yıkıcı bir krizle karşı karşıya kalırdı. Bu krizden çıkardığımız en önemli ders, bizi yeni bir enerji mimarisine yönelmeye zorlamasıdır.

Al Jazeera: Bu şokun yayılma hızını ve etkisini nasıl görüyorsunuz? Daha da kötüleşir mi?

Bayraktar: Umarım kriz daha da kötüleşmez. Şu anda herkes bir noktada durmasını bekliyor ve ateşkes de bu beklentiyi güçlendirdi.

Kriz Doğu ve Batı’da farklı şekillerde yansıyor. Batı’da şu anda fiyatlar üzerinden bir etki görülüyor, Doğu’da ise arz sorunları da var. Yani hem arz hem de fiyat tarafında sorunlar yaşanıyor.

Dünya artık krizin ekonomik etkilerini hissetmeye başladı. Batı’da şu an arz sorunu görünmese de artan fiyatlar herkesi etkiledi.

Bugün fiziki teslimat için bir yük almak isterseniz varil başına 140 dolar ödemeniz gerekir ve bu fiyat 200 dolara kadar çıkabilir. Bu elbette en kötü senaryodur.

Böyle bir senaryoda küresel ekonomi yeniden resesyona girebilir, ulusal ekonomiler küçülebilir ve enflasyon hızla artabilir. Bu durumun sonu tüm dünya için yıkıcı olabilir. Bu yüzden herkes bu durumun bir an önce sona ermesini istiyor ve ateşkesin kalıcı barışa dönüşmesini umuyoruz.

Al Jazeera: Türkiye’nin alternatif bir enerji koridoru olma yolunda hızla ilerlediği söylenebilir mi? Enerji merkezi olma hedefi güçleniyor mu?

Bayraktar: Öncelikle şunu belirtmek isterim ki enerji güvenliği üç unsuru kapsar: arz güvenliği, talep güvenliği ve ulaşım güvenliği.

Ne demek istiyorum? Türkiye gibi, Avrupa gibi dışa bağımlı ülkelerde arz güvenliği temel bir meseledir. Suudi Arabistan, Katar ve BAE gibi ülkelerde ise talep güvenliği önceliklidir.

Örneğin bu konu pandemi döneminde gündeme geldi; bazı ülkeler petrol almayacaklarını açıkladı ve talep güvenliği onlar için hayati hale geldi.

Şimdi ise çok önemli bir mesele ortaya çıkıyor. Talep var, arz var ama ulaşım güvenliği var mı? Hürmüz Boğazı kapalı ve dolayısıyla taşımacılık yok.

Suudi Arabistan, Katar ve BAE “üretiyoruz, arz hazır” diyor; Asya’daki alıcılar “gazı gönderin” diyor ama ürünler Hürmüz’den çıkamıyor. Yani enerji güvenliğinin tüm boyutları kritik önemde.

Türkiye’de uzun yıllardır boru hatları, depolama tesisleri ve çeşitlendirme stratejileri dahil çok büyük altyapı yatırımları yapıyoruz. 86 milyon nüfusu ve 34 milyon aracı olan bir ülkenin enerji ihtiyacını karşılamak temel hedefimiz.

Bu yatırımlar, coğrafi konumumuz ve bölgemizdeki dünya ölçeğinde petrol ve doğalgaz rezervleri sayesinde Türkiye’yi enerji alanında merkezi bir ülke haline getirdi. Rusya’dan gelen Blue Stream ve TurkStream hatlarıyla gaz alıyoruz. Ayrıca Azerbaycan’dan ve İran’dan iki giriş noktamız var.

Birçok noktada doğalgaz depolama tesisleri kurduk, Avrupa’ya bağlanan boru hatlarımızın kapasitesini artırdık ve yakın zamanda Kilis üzerinden Suriye’ye gaz vermeye başladık. Entegre iş birliklerimiz sayesinde komşularımızla elektrik, doğalgaz ve petrol altyapısına büyük yatırımlar yaptık.

Bu altyapı sayesinde bugün Türkiye’ye deniz yoluyla veya boru hatlarıyla yaklaşık 80 milyar metreküp doğalgaz taşınabiliyor.

Al Jazeera: Bu kriz ışığında bölge için önerileriniz nelerdir?

Bayraktar: Bu kriz ışığında bölgeye, enerji sistemi için yeni bir yapı oluşturulması gerektiğini vurguluyoruz. Teknik ve ticari olarak uygulanabilir yeni tedarik hatları olmalı.

Üç önerimiz var:

Birincisi, Türkmenistan gazının Hazar Denizi üzerinden Türkiye’ye ve Avrupa’ya taşınması. Bu, yıllardır konuştuğumuz ve vazgeçilmez bir projedir.

İkincisi, Irak-Türkiye petrol boru hattının Basra’ya kadar uzatılmasıdır. Bu proje Türkiye, Irak ve küresel piyasalar açısından hayati öneme sahiptir.

Üçüncüsü ise Katar’dan Türkiye’ye uzanacak, Suudi Arabistan, Ürdün ve Suriye üzerinden geçecek bir doğalgaz boru hattının inşasıdır. Bu son derece büyük, çok gerekli ve teknik ile ticari açıdan uygulanabilir bir projedir.

Dünya ve bölgenin yapması gereken en önemli şey enerji altyapısını çeşitlendirmektir. Farklı altyapı projelerini hayata geçirmeliyiz. Bunlar, şu anda küresel ölçekte yaşanan enerji krizini hafifletecek önemli projelerdir.

Al Jazeera: Türkiye ekonomisi son enerji krizinden nasıl etkilendi?

Bayraktar: Petrol fiyatında varil başına 1 dolarlık artış bize yaklaşık 400 milyon dolara mal oluyor. Bu da büyük tüketimi olan bir ülke olduğumuz için finansal yükün çok büyük olduğu anlamına geliyor.

Mali açıdan bakarsak, petrol fiyatları bu yıl ortalama 100 dolar civarında kalırsa, petrol ve akaryakıt maliyetindeki ek yükün en az 13 ila 14 milyar dolar arasında olması muhtemeldir.

Doğalgaz için ise maliyetin 7 ila 10 milyar dolar arasında olması söz konusu. Türkiye’ye ek bir yük getirecek bir durumdan bahsediyoruz.

Şu anda mevcut duruma bakarak kısa ve orta vadede bir risk görmüyoruz. Ancak bu durumun ne kadar süreceğini, farklı gelişmeler olup olmayacağını ya da arzda daha fazla düşüş yaşanıp yaşanmayacağını bilmiyoruz.

Mevcut ateşkes kalıcı barışa dönüşür ve fiyatlar makul seviyelere geri dönerse, etkilerin sınırlı kalacağını düşünüyoruz.

Al Jazeera: Yeterli stratejik rezerviniz var mı? Acil durum planınız nedir?

Bayraktar: Doğalgaz depolama tesislerimiz yüzde 72 dolu, Avrupa’da ise bu oran yalnızca yüzde 28. Hem arz güvenliğini hem de fiyatların ekonomik etkisini dikkate alarak depolarımızı doldurmaya devam ediyoruz.

Ham petrol depolama tesislerimizin ise yüzde 50’den fazlası dolu. Petrol ihtiyacımızın sadece yaklaşık yüzde 10’u Hürmüz Boğazı üzerinden geçiyor. Bu da yönetilebilir bir oran.

Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?

Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.

Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

Bu Sayfayı Paylaşın