ABD Başkanı Donald Trump ve Savunma Bakanı Pete Hegseth aylardır İran ordusunun “ezildiğini”, “füze kapasitesinin dağıldığını” ve Tahran’ın artık ciddi bir askeri tehdit oluşturmadığını söylüyor. Ancak Amerikan istihbaratının kapalı kapılar ardında politika yapıcılara sunduğu yeni gizli değerlendirmeler, bu tablonun gerçeği yansıtmadığını ortaya koyuyor.
The New York Times’ın Adam Entous, Maggie Haberman ve Jonathan Swan imzalı haberine göre, Mayıs ayı başında hazırlanan gizli Amerikan istihbarat raporları, İran’ın füze altyapısının büyük bölümüne yeniden erişim sağladığını ve askeri kapasitesinin Trump yönetiminin anlattığından çok daha güçlü kaldığını gösteriyor.
Rapora göre en çarpıcı bulgu Hürmüz Boğazı çevresindeki füze sahalarıyla ilgili. İran’ın bu kritik geçit çevresinde 33 füze sahası bulunuyor. Amerikan istihbaratına göre bu sahaların 30’una yeniden operasyonel erişim sağlandı. Yalnızca 3 saha tamamen erişilemez durumda.
Bu, İran’ın Hürmüz Boğazı’ndan geçen Amerikan savaş gemileri ve petrol tankerleri için hâlâ ciddi bir tehdit oluşturduğu anlamına geliyor. Çünkü bazı sahalarda İran, içerideki mobil rampaları kullanarak füzeleri başka noktalara taşıyabiliyor; bazı tesislerde ise doğrudan fırlatma rampalarından füze atışı yapılabilecek durumda.
İstihbarat değerlendirmelerine göre İran sadece Hürmüz çevresinde değil, ülke genelinde de önemli bir füze kapasitesini koruyor. Raporda, İran’ın mobil füze rampalarının yaklaşık yüzde 70’inin hâlâ sahada olduğu, savaş öncesi füze stokunun da yaklaşık yüzde 70’ini elinde tuttuğu belirtiliyor. Bu stok hem bölgedeki ülkelere yönelik balistik füzeleri hem de kara ve deniz hedeflerine karşı kullanılabilecek daha kısa menzilli seyir füzelerini kapsıyor.
Daha da önemlisi, Amerikan askeri istihbaratı İran’ın yer altı füze depolama ve fırlatma tesislerinin yaklaşık yüzde 90’ına yeniden erişim sağladığını değerlendiriyor. Uydu görüntüleri ve diğer gözetleme teknolojilerine dayandırılan raporlarda, bu tesislerin “kısmen ya da tamamen operasyonel” olduğu belirtiliyor.
Bu bulgular, Trump yönetiminin kamuoyuna çizdiği tabloyla açık biçimde çelişiyor. Başkan Trump, savaşın 10’uncu gününde CBS News’e yaptığı açıklamada İran’ın “askeri anlamda elinde hiçbir şey kalmadığını” ve füzelerinin “dağıldığını” söylemişti. Savunma Bakanı Pete Hegseth de 8 Nisan’da Pentagon’da yaptığı basın toplantısında, 28 Şubat’ta başlayan ABD-İsrail ortak harekâtı “Operation Epic Fury”nin İran ordusunu “yıllarca savaşamaz hale getirdiğini” savunmuştu.
Ancak NYT’nin ulaştığı istihbarat değerlendirmeleri, bu açıklamalardan bir aydan daha kısa süre sonra hazırlanmış ve İran’ın ciddi bir askeri kapasiteyi muhafaza ettiğini ortaya koyuyor.
Beyaz Saray ise habere sert tepki gösterdi. Beyaz Saray sözcüsü Olivia Wales, Trump’ın daha önceki sözlerini tekrarlayarak İran ordusunun “ezildiğini” savundu. Wales, İran’ın askeri gücünü yeniden toparladığını düşünenlerin “ya hayal gördüğünü ya da İran Devrim Muhafızları’nın sözcülüğünü yaptığını” söyledi.
Pentagon da haberi reddeden sert bir açıklama yaptı. Savunma Bakanlığı Sözcüsü Joel Valdez, The New York Times ve diğer medya kuruluşlarını “İran rejiminin halkla ilişkiler ajanı gibi davranmakla” suçladı ve Operation Epic Fury’nin “tarihi bir başarı” olduğunu savundu.
Ancak Amerikan istihbaratının bulguları, Washington’un savaş sırasında İran’a verilen zararı olduğundan fazla değerlendirmiş olabileceğini gösteriyor. Habere göre ABD’li askeri planlamacılar, İran’ın sertleştirilmiş yer altı füze tesislerini tamamen yok etmek yerine birçok noktada girişleri kapatmaya çalıştı. Bunun nedeni, ABD’nin elindeki sığınak delici mühimmat stoklarının sınırlı olmasıydı.
Pentagon, bu mühimmatların bir kısmını İran’da kullandı ancak tamamını tüketmek istemedi. Çünkü ABD ordusu, Çin ve Kuzey Kore ile olası savaş senaryoları için de bu mühimmatları rezervde tutmak zorunda olduğunu değerlendiriyor.
Haberde ABD’nin İran savaşında kritik mühimmat stoklarını büyük ölçüde tükettiği de vurgulanıyor. Buna göre ABD ordusu savaş boyunca yaklaşık 1.100 uzun menzilli stealth seyir füzesi, 1.000’den fazla Tomahawk füzesi ve 1.300’den fazla Patriot önleme füzesi kullandı. Bu rakamlar, Amerikan savunma sanayisinin yıllık üretim kapasitesinin çok üzerinde.
NYT’ye göre sadece Tomahawk kullanım miktarı, Pentagon’un bir yılda tedarik ettiği miktarın yaklaşık 10 katına denk geliyor. Patriot füzelerinde ise savaşta kullanılan miktar, 2025 üretim hızına göre iki yıldan fazla üretime karşılık geliyor.
Bu nedenle İran’ın füze kapasitesinin büyük bölümünü koruduğuna ilişkin istihbarat, Trump yönetimi açısından ciddi bir stratejik ikilem yaratıyor. Eğer kırılgan ateşkes bozulur ve savaş yeniden başlarsa, ABD İran’ın kalan füze gücünü hedef almak için daha fazla kritik mühimmat harcamak zorunda kalacak. Ancak bu da zaten azalan Amerikan stoklarını daha da eritecek.
Hürmüz Boğazı bu açıdan savaşın en kritik noktalarından biri. Dünya günlük petrol tüketiminin yaklaşık beşte biri bu geçitten taşınıyor. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’na göre bölgede 20’den fazla Amerikan savaş gemisi İran’a karşı uygulanan ablukayı denetliyor.
Habere göre İran’ın Hürmüz çevresindeki füze sahalarının büyük bölümünü yeniden kullanabilir hale getirmesi, sadece Amerikan donanması için değil, küresel enerji piyasaları için de ciddi bir risk oluşturuyor.
Trump yönetimi kamuoyuna İran ordusunun “bitirildiğini” anlatırken, Amerikan istihbaratının elindeki yeni tablo çok daha karmaşık: İran ağır darbe aldı, üst düzey birçok askeri ve siyasi ismini kaybetti, ekonomisi savaş baskısı altında zorlanıyor; ancak füze kapasitesi tamamen yok edilmiş değil. Tam tersine, ABD istihbaratına göre İran hâlâ Hürmüz Boğazı çevresinde ve ülke genelinde ciddi bir füze tehdidi oluşturabilecek güçte.
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.