Kandil’den Koç’a fıkra tepkisi: “90 yaşına dayanmışsın, Rahmi Koç, Türkiye’deki bir zihniyeti açığa vurmuştur”
Mustafa Karasu: “Vallahi biz de dinledik, şaşırdık. Nasıl oluyor? Sen 90 yaşına dayanmışsın. Belki de 90’ı da geçmişsin. Yeri geldiği zaman da diyorlar, “biz Türkiye’nin aydınlık yüzüyüz”
Örgüte ait Medya Haber TV’ye konuşan KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu, Koç tartışmasına girdi:
“Vallahi biz de dinledik, şaşırdık. Nasıl oluyor? Sen 90 yaşına dayanmışsın. Belki de 90’ı da geçmişsin. Yeri geldiği zaman da diyorlar, “biz Türkiye’nin aydınlık yüzüyüz”. Öyle diyor bu Koç ailesi. Ama gerçekten o söz konusu fıkra, zaten diyorlar böyle bir fıkra da yok.
Uydurulmuş. Kürt düşmanlığının, Kürt karşıtlığının uydurduğu bir fıkradır. Öyle bir fıkrayı kimse bilmez. Biz yeni duyuyoruz. Bu kadar Kürt karşıtlığı, Kürdü geri gören. Ya Türkiye’de Kürtler de var. Senin komşun değil mi? Bu zaten Kürdü yok saymak. Senin için Kürt yok. Böylelikle rahatlıkla bunu söyleyebiliyor. Türkiye’nin bir başbakanı da yanında kahkaha atıyor. Eski başbakanı, AKP’li. Hem de Erdoğan’ın en has adamı. Bu nasıl oluyor? Yanında bir kadın var, o da kahkahayla gülüyor. Düşünmüyor ki orada bir kadına hakaret var. Bir kadın bilinci bile yok. Evet, Türkiye’deki bu sistem kadın bilincinin de önünü alıyor. Bunu tekil bir olay olarak görmemek lazım.
Aslında Rahmi Koç, Türkiye’deki bir zihniyeti açığa vurmuş, patlatmıştır. Ne olduğunu ortaya koymuştur. Tabii ki bundan 100 yıllık Kürt politikası, Kürt soykırımı politikası sorumludur, işte son 25 yıla yakın neredeyse iktidarda olan AKP sorumludur. Bu nasıl anlayış? Bilmem itiraz etmiş AKP’liler. AKP’nin en has adamı yanında gülüyor. Bir de bu. Niye değiştiremediniz 25 yıl toplumdaki zihniyeti? Onların da sorumluluklarını görmeleri gerekiyor. Herkesin… Kürt kadınına, Kürt insanına böyle yaklaşılabilir mi? Kahkaha atıyor eski başbakanı. Diyecek ya bu nedir, sen ne yapıyorsun? Bir yanlışlık oldu. Hatta öyle bir fıkradan sonra, akıllı olan birisi diyebilirdi; bütün kameraları kapatın. Silin bu fıkrayı diyebilirdi.
Ama bu bir tekil olay değil, bir zihniyettir. Filmler yapılıyor, diziler yapılıyor. Her zaman Kürt geridir, ilkeldir. Dizilerle o Kürt algısı yaratılıyor. Bir şey bilmez, anlamaz, cahildir. Bu Türkiye’deki sanat ve edebiyatın da ne kadar geri kaldığını, gerici olduğunu gösteriyor. Onlar yaratıyor, en fazla da diziler, filmler yaratıyor.
Sanıyorum Kemal Tahir miydi? Kimindi? Bu Amasya’da, o tarafta geçen bir roman, Kürtler de var orada. Şöyle bir şey söylüyordu, hatırlıyorum onu hep. Romanda Kürtleri kastederken diyordu, “bunların hiç kafasını kaldırmasına müsaade etmeyecek, hep kafasına vuracaksın ki, dilenmesinler”. Evet, bu romanda vardı. Bunu tekil olarak görmemek lazım. Bu gerçekten Kürtlere yönelik kapsamlı bir saldırıdır. Ya da 100 yıllık zihniyetin yaratıldığı işte budur. Biz biraz da Kürt sorununun çözümü derken, Türkiye değişsin, Demokratik Cumhuriyet olsun derken bunu söylüyoruz. Bu zihniyet kalksın, bu anlayış kalksın.
Şimdi bir de kompleks var, belki de bilinçli yapıyorlar. Kompleks var. Niye? Kürt kadını şu anda dünyada öncü, özgürlük mücadelesinde öncü, Ortadoğu’da öncü, Türkiye’de kadın özgürlük çizgisinin, kadın hareketinin gelişmesinde Kürt kadınları öncü. Geri kalan Türkiye toplumundaki kadın gerçeği. Hâlâ Türkiye toplumundaki kadın gerçeği, gerçekten hâlâ erkek egemenliğinin baskısı altında. Erkek egemenlikçi zihniyet çok fazla. Kürt kadını bunu kırdı. Özgürlük mücadelesini geliştirdi. Türkiye’deki kadın hareketlerini de etkiledi. Bu, sanki Türk devletinde kompleks yaratmış. Türkiye’nin belli kesiminde kompleks yaratmış. Nasıl bunun üstünü örteriz? Kürtlerin bu özgürlük gelişimini, bu duruşunu, artık Kürtlerin en ilerici yüzünü, en özgürlükçü yüzünü, en demokratik yüzünü böyle nasıl kapatırız biçiminde. Bir kompleksin, hatta belli ki bir özel savaş planlamasının sonucu. O kadar dizi yapılıyor, film yapılıyor. Hep hâlâ Kürtler geri, Kürtler şey, Kürtler sizin filmlerinizin, dizilerinizin geri karakterinin sembolü müdür? Hâlâ bunun sürdürülmesi, Türkiye’deki sanatın, edebiyatın, kültürün durumunun ne halde olduğunu gösterir. Tamam, devlet içinde bu olabilir, siyasi olabilir. Ama sanat, edebiyat var. Biraz bundan kurtulması lazım. Kurtulmuyor.
Ben de mahkûm ediyorum. Bu böyle basit bir olay değil. Sorun Rahmi Koç olayında değil. Sorun bir özürle geçiştirilecek bir durum da değil. Sorun, Türkiye’deki durumu ifade ediyor o. Türkiye’deki toplumda hangi zihniyet yaratılmış; bunu ifade ediyor. Sorun bu. Bu nedenle de bir yönüyle de Rahmi Koç, bu toplumun bir gerçeği. Kendi toplumsal gerçeğini, Kürde yaklaşımın nasıl olduğunu ortaya koymuştur. Öyle anlamak lazım.”
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.