Anasayfa / Haberler / Kılıçdaroğlu’ndan sürece destek: “Hiçbir siyasi menfaat düşünmeden elimizi taşın altına koyuyoruz.”

Kılıçdaroğlu’ndan sürece destek: “Hiçbir siyasi menfaat düşünmeden elimizi taşın altına koyuyoruz.”

Kılıçdaroğlu kürsüye SHP’nin 1989 Doğu Sorunu raporuyla çıktı, Demirel ve İnönü’nün 1991’deki Kürt realitesini tanıyoruz açıklamasını hatırlattı: “İlk adımı biz atmıştık”

Kılıçdaroğlu, CHP Genel Merkezi’nde konuştu:

“Buraya elimde CHP kütüphanesinden bir raporla geldim. Raporun tarihi 1989.  1980’li yıllar, Kürt demenin bile zor dillendirildiği darbe sonrası yıllar. O yıllardaki CHP olan Sosyal Demokrat Halkçı Parti (SHP), bir tabuyu yıkarak”Doğu ve Güneydoğu Anadolu Sorunu” adlı kapsamlı bir rapor hazırladı.

Raporda “Kürt realitesinin” kabuledilmesi, anadil yasaklarının kaldırılması savunuluyordu.O günlerde bu rapor yüzünden SHP çok eleştirildi, yerden yere vuruldu.Soruşturmalar açıldı…Ama iki yıl sonra kurulan DYP – SHP koalisyon hükümeti ilk ziyaretini Diyarbakır’a yaptı. Rahmetli Süleyman Demirel ve rahmetli Genel Başkanımız Erdal İnönü kürsüye çıktılar ve o meşhur”Kürt realitesini kabul ediyoruz”açıklamasını yaptılar.

O açıklama Cumhuriyet tarihimiz içinönemli bir andı ve çok önemli bir adımdı…Buna biz öncülük etmiştik. İlk kez biz cesaretle bu sorunun çözülmesi için önemli bir adım atmıştık. Daha sonraki yıllarda da CHP  çok sayıda benzer Kürt raporları hazırladı.

Bu raporların tümü Partimizin arşivlerinde. Değerli Basın Mensupları… Bu sorunun aşılması için 2013 yılındaki ilk çözüm sürecine de bu yüzden CHP olarak destek verdik ve “Buyurun sorunu çözün” dedik. Ama öyle gizli kapaklı yapmayın, Meclis’e getirin, orada çözelim diye TBMM’ni de adres gösterdik.2020 yılında yaptığımız kurultayda da yine bu soruna değinmiş ve  “Başta Kürt sorunu olmak üzere, tüm toplumsal sorunlarımız demokrasi temelinde ve TBMM’nin öncülüğünde çözülecek; Türkiye’nin tam bağımsızlığı, demokrasisi ve üniter yapısı güçlendirilecektir” demiştik. Nihayet 13 yıl sonra yani 2026’da bizim önerimize gelindi. Sorunun çözüm adresi olarak TBMM gösterildi ve Meclis bu görevi üstlendi…

Değerli Basın Mensupları… Gerçekçi bir çözüm mimarisi en az dört ayrı boyutu birlikte içermek zorundadır:

1. Terör örgütünün doğrulanabilir biçimde silahsızlanması ve örgütsel tasfiyesi;

 2. Türkiye’nin bütün yurttaşlarını kapsayan demokratik ve hukuki reformların yapılması; 

3. Irak ve Suriye’deki bağlantılı silahlı yapıların geleceğini kapsayan bölgesel güvenlik düzenlemesinin hayata geçirilmesi; 

4. Dış güçlerin vekil yapılanmalar üzerinden müdahalesini sınırlayacak bir egemenlik stratejisinin oluşturulması. 

Bu dört boyut, her aşamada dikkate alınmak zorundadır.

Çünkü Türkiye kendi iç barışını kurarken dış jeopolitik hesaplara karşı da dikkatli olmak zorundadır.  Bu mesele, Türkiye’nin kendi tarihsel ve toplumsal gerçekliği içinde, kendi Meclisiyle, kendi hukukuyla, kendi yurttaşlarıyla çözmesi gereken bir meseledir.

Dolaysıyla Türkiye hem güvenlik mimarisini hem de toplumsal barışını hukuk ve demokrasi temelinde oluşturmak zorundadır.   

Değerli Basın Mensupları… Bugün konuştuğumuz mesele yalnızca bir güvenlik başlığı, yalnızca bir yasa hazırlığı, yalnızca bir örgütün silah bırakması veya kendini feshetmesi meselesi değildir.

Terörün bitmesi Türkiye için tarihsel bir fırsattır. Bu süreç, ancak Cumhuriyet’in kurucu ilkeleriyle, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin demokratik meşruiyetiyle, hukuk devletiyle, eşit yurttaşlıkla, üniter yapıyla, üretken kalkınmayla ve bağımsız dış politika iradesiyle başarıya ulaşabilir.

Çünkü bugün konuştuğumuz mesele, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında Türkiye’ninnasıl bir ülke olacağı meselesidir.Bu nedenle asıl soru şudur:Terör sonrasında nasıl bir Türkiye kurulacaktır?

Silahların susması kendi başına kalıcı bir barışa dönüşecek midir?İşte onu yapabilecek vizyona ve iradeye sahip parti CHP’dir.  Çünkü bu ülkeyi biz kurduk, mimarı biziz. Sorunlarını da çözümlerini de en iyi biz biliyoruz. 

Değerli Basın Mensupları… Biz bu sürece “Cumhuriyet’i demokrasiyle taçlandırma” sürecidiyoruz. Cumhuriyet’i demokrasiyle taçlandırmak nedir?Cumhuriyet’i demokrasiyle taçlandırmak,Güvenliği hukukun yerine koymadan, özgürlüğü de güvenliğin karşısına dikmeden, bu iki değeri aynı anayasal düzen içinde birleştirebilmektir.

Cumhuriyet’i demokrasiyle taçlandırmak; Silahın siyasetten tamamen çıkması, siyasetin de kapalı pazarlıklardan çıkarak Meclis’in, hukukun ve milletin denetimine girmesidir.Cumhuriyet’i demokrasiyle taçlandırmak; Farklı toplumsal aidiyetleri çatışma alanı olmaktan çıkarıp ortak Cumhuriyet yurttaşlığı içinde güvence altına almaktır.

Cumhuriyet’i demokrasiyletaçlandırmak; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarının gereğini yapmaktır. Dolayısıyla, sürecin başarısı yalnızcasiyasi iradeye bağlı değil, hukukigüvenceye, şeffaflığa, toplumsal katılımave güven duygusunun yeniden inşasınabağlıdır. Biz cumhuriyetçi eşit yurttaşlık vaatediyoruz.

Benim ne hakkım varsa Kürt vatandaşımızın da o hakkı olacak bu kadar basit.  

Değerli Basın Mensupları…Bu mesele sadece bir demokrasi ve hukuk meselesi de değildir.

Bu mesele Türkiye’nin güvenliği ve dış politikası için de hayati bir meseledir.Hiç kimse unutmasın, biz bu meselemizi çözmeden, güçlü bölgesel bir aktörolamayız. Şunu da unutmamak gerekir.

Önce Kürt vatandaşlarımızla, ardından Kürt komşularımızla kuracağımız güçlü bağlar, Türkiye’nin gelecek vizyonunu da şekillendirecek. Bu noktada açık bir ilkesel çerçeve ortaya koyuyoruz.

Terörün bitmesi ve üniter devlet yapısı kırmızı çizgimizdir.  Bu bağlamda;Silahın siyasetin dışına çıkmasına evet.TBMM merkezli sürece evet.Hukuk devletine evet.Eşit yurttaşlığa evet.

Demokratik siyasetin güçlenmesine evet.Üniter yapının korunmasına evet.Bölgesel barışa evet. Bu nedenle çağrımız açıktır:Sürecin tüm aşamaları bundan sonra da TBMM merkezli yürütülmelidir.

Çerçeve yasa, açık hukuk ilkelerinin ürünü olmalıdır.Silahsızlanma gerçek, denetlenebilir ve geri dönüşsüz olmalıdır.Demokratik siyasetin alanı genişletilmelidir.

Üniter yapı ve egemenlik ilkesi korunmalıdır.Bu ülkeyi kuran parti olarak,sorumluluğumuzu biliyoruz.Hiçbir siyasi menfaat düşünmeden elimizi taşın altına koyuyoruz.

Ülkemizin huzuru, bölgenin huzuru için açıkladığım çerçeve içinde çözümTürkiye’yi rahatlacaktır. Yeter ki bir kişi daha ölmesin, yeter ki Türkiye bu meseleden kurtulsun.”

Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?

Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.

Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

Bu Sayfayı Paylaşın