2017’den bu yana Gezi davası sebebiyle cezaevinde bulunan iş insanı ve sivil toplum aktivisti Osman Kavala, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Daire’nin hakkındaki ikinci kararının ardından yaptığı açıklamada, “AİHM son kararıyla mahkemelerin olaylarla ilgili genel değerlendirmeler ve faaliyetlerin amacı hakkında niyet okuma içeren akıl yürütmelerle mahkûmiyet kararı verebileceği anlayışının kabul edilemez olduğunu belirtmiş oldu” ifadelerini kullandı. Kavala, yasalarca suç sayılan bir eylemde bulunmayan insanların özgürce yaşama haklarının kısıtlanamayacağının temel insan hakları ilkesi olduğunu belirtti.
AİHM Büyük Daire, Kavala’nın ikinci başvurusunda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) maddelerinin ihlal edildiğine hükmetmişti. Mahkeme, Türkiye’nin AİHS’nin 3 (işkence yasağı), 5 (özgürlük ve güvenlik hakkı), 6 (adil yargılanma hakkı), 10 (ifade özgürlüğü), 11 (toplantı ve dernek kurma özgürlüğü), 18 (haklara getirilecek kısıtlanmaların sınırlandırılması) maddelerini ihlal ettiğine hükmetmişti. Mahkeme, kararında Kavala’nın Anayasa Mahkemesi başvurusunun karar sürecinin uzaması nedeniyle AİHM’e başvurmadan önce bu sürecin tamamlanmasını beklemesinin gerekmediğini ifade ederek, yerel mahkemelerin “kötü niyetli olarak Kavala’yı özgürlüğünden mahrum bıraktığını” söylemiş, Gezi Parkı protestolarının barışçıl olduğunu vurgulayarak düşünce özgürlüğü, toplantı ve gösteri özgürlüğünün ihlal edildiğini belirtmişti. Büyük Daire, Kavala’nın en kısa sürede serbest bırakılması gerektiğini belirtmişti.
Hakkındaki ikinci kararın açıklamasının ardından Kavala, açıklamada bulundu. Kavala’nın açıklamasının tamamı şöyle:
“AİHM’in benimle ilgili aldığı Büyük Daire kararı, mahkûmiyet sürecinin incelenmesini kapsıyor. Bu kararda da, bundan önceki iki AİHM kararında olduğu gibi, suç işlendiğini gösteren ikna edici somut delil olmadan özgürce yaşama hakkının kısıtlanamayacağı vurgulandı. İlk Gezi davası kapsamında 2020 yılında verilen beraat kararında da suç işlediğime dair delil olmadığı gerçeği ortaya konulmuştu.
“AİHM, niyet okuma içeren akıl yürütmelerle mahkûmiyet kararı verebileceği anlayışının kabul edilemez olduğunu belirtmiş oldu”
AİHM son kararıyla mahkemelerin olaylarla ilgili genel değerlendirmeler ve faaliyetlerin amacı hakkında niyet okuma içeren akıl yürütmelerle mahkûmiyet kararı verebileceği anlayışının kabul edilemez olduğunu belirtmiş oldu.
“Özgürce yaşama hakkının korunması hukuk devletinin yurttaşlara karşı yükümlülüğü”
Yasalarca suç sayılan bir eylemde bulunmayan insanların özgürce yaşama haklarının kısıtlanamayacağı temel insan hakları ilkesidir. Bu hakkın korunması, kamuda bu ilkeye mutlak biçimde riayet edilmesinin sağlanması da hukuk devletinin yurttaşlara karşı yükümlülüğüdür.
AİHM kararlarına uyulması asıl olarak bu yükümlülüğün yerine getirilmesi ile ilgilidir, bunun için gereklidir.”
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

