Avrupa’da Rusya ile doğrudan bir çatışma ihtimali giderek daha açık biçimde konuşulmaya başlandı.
Son birkaç gün içinde Polonya’dan Fransa’ya, Almanya’dan Litvanya’ya kadar birçok ülkede peş peşe güvenlik önlemleri açıklandı. Hazırlıklar sadece orduların güçlendirilmesiyle de sınırlı değil. Hastanelerin savaş şartlarında nasıl çalışacağından sivillerin hangi güzergâhlardan tahliye edileceğine, elektrik ve haberleşme sistemlerinin saldırı altında nasıl ayakta tutulacağından havaalanlarının drone’lara karşı korunmasına kadar farklı senaryolar üzerinde çalışılıyor.
En ciddi uyarılardan biri Polonya Başbakanı Donald Tusk’tan geldi.
Tusk, 17 Eylül’de parlamentoda yaptığı konuşmada, ellerindeki istihbaratın Rusya’nın önümüzdeki aylarda Ukrayna’ya destek veren Avrupa ülkelerini drone veya füzelerle hedef alabileceğine işaret ettiğini söyledi.
Tusk’a göre böyle bir saldırının doğrudan Rusya tarafından gerçekleştirildiği kabul edilmeyebilir. Drone veya füzelerin NATO topraklarına “yanlışlıkla” girdiği ileri sürülebilir.
Polonya Başbakanı, “Bir veya birkaç NATO ülkesinin doğu kanadındaki topraklarına drone ya da başka tür füzelerin girmesi ve hatta hasara yol açması konusunda gerçek bir risk var” dedi.
Tusk’a göre böyle bir girişimin amacı NATO ülkelerinin vereceği tepkiyi sınamak ve ittifak içinde “Bunun için Rusya’yla karşı karşıya gelmeye değer mi?” tartışması başlatmak olabilir.
Polonya’nın açıklamasının ardından Litvanya da benzer bir uyarı yaptı.
Litvanya Dışişleri Bakanı Kęstutis Budrys, Polonya ve diğer müttefiklerle aynı istihbarat bilgilerine sahip olduklarını söyledi. Budrys, Rusya’nın saldırının sorumluluğunu başka bir tarafa yüklemeye çalışacağı bir operasyon ihtimalinin de müttefikler arasında değerlendirildiğini açıkladı.
Macron siyasi liderleri Élysée’ye çağırdı
Benzer bir hareketlilik Fransa’da da yaşanıyor.
Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 18 Eylül’de parlamentoda temsil edilen partilerin liderlerini Élysée Sarayı’nda topladı. Toplantıya Fransa’nın iç ve dış istihbarat servisleri ile askeri istihbaratın üst düzey yöneticileri de katıldı.
Siyasi liderlere Ukrayna ve Ortadoğu’daki savaşların Fransa açısından doğurabileceği güvenlik riskleri hakkında bilgi verildi.
Macron toplantının ardından özellikle Rusya kaynaklı tehditlerin son haftalarda arttığını söyledi.
Fransa hükümetine de yeni önlemler alınması talimatı verildi. Askeri tesisler, savunma sanayii şirketleri, enerji ve haberleşme altyapısı başta olmak üzere hassas noktaların drone ve siber saldırılara karşı daha iyi korunması için yeni bir plan hazırlanacak.
Fransız makamları özellikle küçük insansız hava araçlarının askeri tesisler ve önemli kamu binaları çevresinde yaratabileceği güvenlik açığı üzerinde duruyor.
Lüksemburg Havalimanı drone alarmıyla kapandı
Avrupa başkentlerinde drone saldırıları tartışılırken, Lüksemburg’da gerçek bir drone alarmı yaşandı.
18 Eylül gecesi Lüksemburg Findel Havalimanı çevresinde izinsiz drone hareketliliği tespit edildi. Güvenlik gerekçesiyle bütün iniş ve kalkışlar durduruldu.
Bazı uçaklar başka havalimanlarına yönlendirildi. Hava trafiği 19 Eylül’ün ilk saatlerinde yeniden açıldı.
Drone’ların kime ait olduğu henüz bilinmiyor. Olayın Rusya ile bağlantılı olduğuna ilişkin de herhangi bir kanıt açıklanmadı.
Ancak havalimanının tamamen kapatılması, Avrupa ülkelerinin son dönemde özellikle drone tehdidine karşı ne kadar hassas hale geldiğini gösterdi.
Almanya hastaneleri, Litvanya tahliye yollarını hazırlıyor
Hazırlıklar yalnızca askeri alanla sınırlı değil.
Almanya’da sağlık sisteminin büyük bir savaş durumunda nasıl çalışacağı üzerinde hazırlık yapılıyor. Hastanelerin aynı anda çok sayıda yaralı gelmesi halinde kapasitelerini nasıl artıracağı, ilaç ve tıbbi malzeme stoklarının nasıl korunacağı ve askeri yaralılarla sivillerin aynı sağlık sistemi içinde nasıl tedavi edileceği değerlendiriliyor.
Litvanya ise olası bir savaş veya büyük güvenlik krizinde sivillerin tahliyesi için plan hazırladı.
Planlarda başkent Vilnius dahil olmak üzere riskli bölgelerden insanların ülkenin daha güvenli kesimlerine veya Polonya yönüne taşınabileceği güzergâhlar bulunuyor.
Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb da halktan olası sabotaj ve drone olaylarına hazırlıklı olmasını istedi. Stubb aynı zamanda paniğe kapılmama çağrısı yaptı.
NATO savaşta hayatın nasıl devam edeceğine hazırlanıyor
NATO’nun 17 Eylül’de açıkladığı yeni hazırlık planında da benzer bir yaklaşım var.
İttifak, olası bir çatışmada yalnızca orduların değil, ülkelerin günlük hayatı sürdürebilme kapasitesinin de önemli olduğunu düşünüyor.
Bu nedenle üye ülkelerden savaş veya büyük bir saldırı sırasında hükümetin çalışmaya devam etmesi, elektrik ve suyun kesilmemesi, gıda dağıtımının sürmesi, telefon ve internet sistemlerinin ayakta kalması ve hastanelerin çok sayıda yaralıyı kabul edebilmesi için hazırlık yapmaları isteniyor.
Ulaşım sistemleri de bu planların parçası. Limanların, demiryollarının, yolların ve havalimanlarının gerektiğinde hem siviller hem de askeri birlikler tarafından kullanılabilmesi gerekiyor.
NATO’nun hazırlıklarında sabotaj ve siber saldırılar da önemli bir yer tutuyor. Elektrik şebekeleri, iletişim sistemleri veya ulaşım ağlarının savaş ilan edilmeden hedef alınabileceği ihtimali üzerinde duruluyor.
Tarafsız İsviçre bile güvenlik stratejisini yeniledi
Avrupa’daki değişen havanın dikkat çekici örneklerinden biri de İsviçre.
NATO üyesi olmayan ve tarafsızlık politikasıyla bilinen İsviçre, 18 Eylül’de 2026 Güvenlik Politikası Stratejisi’ni kabul etti.
İsviçre hükümeti yeni stratejinin gerekçeleri arasında Rusya’nın Ukrayna’ya karşı savaşını ve Avrupa’da artan güvenlik risklerini gösterdi.
Federal Konsey, dünyadaki tabloyu “uluslararası düzen giderek zayıflıyor, silahlı çatışmalar küresel ortamı giderek daha fazla şekillendiriyor” sözleriyle tarif etti.
Yeni stratejide ülkenin enerji, iletişim ve ulaşım sistemlerinin saldırılara karşı korunması, halkın büyük krizlere hazırlanması ve İsviçre ordusunun ülkeyi savunma kapasitesinin artırılması öngörülüyor.
Plan 10 hedef ve 46 ayrı önlemden oluşuyor ve uygulanmasına başlanmış durumda.
İsviçre hükümeti ülkeye yönelik doğrudan bir kara saldırısını yakın gelecekte düşük ihtimal olarak görüyor. Buna karşılık drone ve uzun menzilli füzelerle yapılabilecek saldırılar ile sabotaj ve siber saldırıları daha gerçekçi tehditler arasında sayıyor.
Putin: Avrupa’ya saldırmayacağız
Bütün bu hazırlıklara rağmen NATO, Rusya’nın yakın zamanda bir üye ülkeye askeri saldırı düzenleyeceğine ilişkin bir açıklama yapmış değil.
Moskova da Avrupa ülkelerinin dile getirdiği tehdidi reddediyor.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya’nın Avrupa’ya saldırmak gibi bir planının bulunmadığını söyledi:
“Tekrar söylemek istiyorum: Rusya’nın Avrupa’ya veya Avrupa ülkelerine karşı saldırgan niyetleri yok. Bunun için hiçbir temelimiz yok. Avrupa komşularımızla işbirliğine ve ilişkileri yeniden kurmaya hazırız.”
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.
