Oral Çalışlar

Türkiye ‘terörist devlet’ mi?

"Kürt sorunu bitmiştir" gibi milliyetçiliğe prim veren açıklamalara, tepki gösterebilirsiniz. Gerçekten de bizim de bu konularda eleştirilerimiz oldu. Ancak insaf edelim "Türkiye IŞİD'i destekliyor, Türkiye terörü destekliyor" şeklindeki ifadeler ölçüsüz, gerçeklere dayanmayan bir propogandadır.

AK Parti-CHP koalisyonu mümkün mü…

Eğer liderler, süreci iyi yönetebilirler, 'öfke odakları'nı aşabilirlerse; yeni bir düzleme girebiliriz. AK Parti- CHP koalisyonu; birçok meselenin normalleşmesi, farklı toplumsal 'kanal'ların yeniden birbirini dinlemeye ve anlamaya çalışması, birlikte yeni şeyler üretilebilecek ortamın bulunması gibi açılardan; şans olabilir.

Meclis’in açılışındaki Baykal

Deniz Baykal, uzun ve örselenmiş bir siyasi yaşamın önemli dönemeçlerinden birinde, "demokrasi"nin Türkiye'de ulaştığı yeni bir düzleme eşlik ediyor... Baykal, doğrusuyla yanlışıyla, siyasi kültürümüzün yaşayan tarihidir.

Why all these sudden kisses from the German press?

What is the matter with these leading German papers and periodicals? Why should Germany be so concerned? Why should the US be so concerned? For months now, the press in these two countries has been promoting roughly the following image: “Under Erdoğan’s leadership, there has emerged a Turkish régime that is power-crazy, displaying various irrational aspects, and distancing itself from the modern world.”

Alman basını bizi neden öpüyor?

Önde gelen Alman gazete ve dergilerinin derdi ne? Almanya'ya ne oluyor? ABD'ye ne oluyor? Bu ülkelerin basınında, aylardan beri kabaca şöyle bir yaklaşım öne çıkıyor: "Türkiye'de; Erdoğan önderliğinde, güç odaklı, irrasyonel yönleri olan, modern dünyaya mesafeli bir rejim kurulmuş durumda."

‘PYD, IŞİD’den tehlikeli’ demek, yeni bir strateji mi…

Türkiye'nin sınırlarında, eskisinden farklı olarak, bir Kürt varlığı, kendisini kabul ettirmiş durumda. Batı, bunu; bir realite olarak görmenin ötesinde, 'IŞİD'e ve İslamcı akımlara karşı bir teminat' olarak da kabul ediyor.

Pushing the HDP into a coalition with the MHP…

What is behind the last few days’ banner headlines to the effect that “the PYD is more dangerous than IS”? Is this an attempt to prepare the ground for an AKP-MHP coalition? Is the idea to create a common cause for conflict with the Kurds?

HDP’yi MHP ile koalisyona itenler…

AKP-MHP koalisyonu mu olgunlaştırılıyor? Kürtlerle çatışmacı bir zemin mi oluşturulmak isteniyor? Türkiye'nin yeni bir milliyetçi kalkışmaya itilmesi mi arzulanıyor?

What if Öcalan were to enter the picture?

It is not out of the question for Abdullah Öcalan to exert his influence in favor of “the PKK laying down its arms and for some new moves between the HDP and the AKP.” Could the calls now coming from the HDP side be a signal in that direction?

Derviş ne diyor, Kılıçdaroğlu ne söylüyor?

Kılıçdaroğlu'nun önerileri, siyasi belirsizlik tehlikesi ve dolayısıyla kriz potansiyeli içeriyor. Derviş ise, yukarıdan bakıyor, çözüm arıyor, gerçeğin peşinden koşuyor. Tabii ki karar mevkiinde değil ama çözüm formüllerinin karşılığı var. Bakalım hangi "sosyal demokrat" yaklaşım, hayatla buluşacak...

Kimin restorasyonu: CHP’nin mi, MHP’nin mi, HDP’nin mi, Cemaat’in mi?

Restorasyon nereden başlayacak nerede duracak? Çok karmaşık bir geriye dönüş projesinden söz ediyoruz... Bu bir intikam projesi mi olacak, bir demokratikleşme projesi mi, temel hak ve özgürlüklerin yeniden tanımlanması mı? Yoksa vesayetin restore edilmesi mi? Medyanın eski ellere geri dönmesi mi?

Öcalan’ın devreye girmesi…

Öcalan'ın, "PKK'nın silah bırakması ve HDP ile AK Parti arasında oluşabilecek yeni arayışlar" için etkili olması mümkün. HDP cephesinden gelen çağrılar, bu yönde değerlendirilebilir mi?

Uzlaşmaya evet; kaos ve çatışmaya hayır

AK Partisiz bir koalisyonda ısrar edenler var. Bu işbirliğini savunanlardan bir kesimin, "Tayyip Erdoğan'dan hesap sorulsun" düşüncesinden hareket ettikleri görülüyor. Bu tür arayışların olması, anlaşılabilir bir durum. Burada ince ve sorunlu bir nokta var:

‘Göbeğini kaşıyan adam…’ yine makulu seçti…

Şimdi ne oldu? "Seçmen yani, göbeğini kaşıyan adam iktidara ders verdi..." Öyle değil mi? Toplumun kendisine karşılıksız bir destek verdiğini sanan iktidar zihniyeti, seçmen tarafından hizaya davet edildi. Göbeğini kaşıyan adam, rüştünü bir kez daha kanıtlamış oldu.

Aşırı milliyetçi ve kutuplaştırıcı dil

AK Parti'nin oy kaybetmesinin temel nedenlerinden birisi de "başkanlık sistemi" dayatmasıdır. Parti tabanı, seçmen kitlesinin önemli bir çoğunluğu, bu konuyu da benimsememiştir.

Türkler, Kürtler, Aleviler, dindarlar, laikler ve partiler…

Partilerin kendilerini sosyolojik kimlikler etrafında tanımlamaları, belki de ülkemizdeki temel sıkıntılardan biri. Kamplaşma ve kutuplaşmayı; biraz da, bu kimlik vurgusu içinde anlamak gerekebilir.

HDP barajı aşınca…

Görünen o ki, HDP barajı rahatlıkla aşabilecek bir noktada. "Statüko yanlısı" olarak tanımlayabileceğimiz taraflarda ise, pek bir yükseliş yok.

Seçmen sakin, liderler gergin…

Seçmenlerin sakinliği, ülkemizin siyasi atmosferi açısından olumlu. Geç de olsa bir normalleşme... Bu durum, sadece Türkiye'ye özgü değil. Gelişmekte olan ülkelerin birçoğunda, siyaset artık eskisi kadar "heyecanlı" değil.

Diyarbakır’da iki miting: AK Parti ve HÜDA-PAR…

Diyarbakır'da hava, HDP yönünde esiyor. Sokakta göze çarpan psikoloji, HDP'den yana... Ancak, AK Parti'nin de, geleneksel bir gücünden söz ediliyor.

Diyarbakır sakin ve umutlu…

AK Parti'liler, “Mahalle baskısı nedeniyle, kime sorsanız HDP'ye oy vereceğini söylüyor, ama gerçek bu değil" diyor. HDP'liler kendinden emin, yüzde 70'lerin üzerinde bir oy alacaklarını dile getiriyorlar.

Dini ve eşcinselliği siyaset malzemesi yapınca…

Siyasi mücadelede faul yapılan bir konu da, "eşcinselleri aday gösteriyorsunuz" suçlamaları. Özellikle de, Cumhurbaşkanı'nın bu yola başvurması, ötekileştirmeyi şiddetlendiriyor…

3 kadın aday: Selina, Fatma ve Hürriyet

7 Haziran seçimlerinin dikkat çeken yönlerinden birisini, kadın adaylar oluşturuyor. Geçen seçimlere oranla daha fazla kadın adayın Meclise girmesi bekleniyor. Ancak, sayının yeterli olduğu söylenemez.

Türkiye, ‘Müslüman Kardeşler’ ve Mursi’ye idam

Mısır'da seçimleri kazanan ve Müslüman Kardeşler'in desteğini alan Mursi; bir yılı bulmayan Cumhurbaşkanlığı döneminde, eski rejimin gücüyle başa çıkamadı. Mübarek kalıntısı militarist birikim, bir darbeyle onu devirdi.

İhracatın lideri otomotiv sektöründe direniş…

İşçiler haklarını arıyor ve direniyorlarsa, asıl olarak haklıdırlar. Ülkemizdeki sistemin; işçilerin örgütsüzlüğünden, iş güvencesi olmamasından, yasaların onları korumamasından da yararlanarak yoluna devam ettiği; bir gerçek.

HDP’ye bombadan, Suriyeli ırkçılığına…

HDP binalarının bombalanması, şiddet dilinin kışkırttığı ortamın bir ürünü. Zaten, geçmişten beri, Kürt siyasi hareketine karşı, “aşırı milliyetçi bir saldırganlık” ve “şiddet eğilimi”, hep var olmuştur. Çok acı tecrübeler yaşadık.

Türkiye İran olmadı, İran, Türkiye olacak mı?

20-30 yıldır, "Türkiye İran oldu, olacak," diyen 'endişeli'lerin çevrelediği bir atmosferde yaşıyoruz. AK Parti iktidarıyla birlikte, bu 'endişe refleksi'nin, daha da 'rutin'leştiği söylenebilir... Aslında İran bizim için uzun zamandır bir kutuplaşma konusu. Hem hayranlık, hem rahatsızlık duyulan bir yer.

Adnan Menderes: Paralel yapının ekseni kaydı…

Paralel Yapı, "Başbakan’a kelepçe geçireceğiz" ruh haliyle yola çıktı. Kazanamadı. Şimdi bir bedel ödüyorlar. Elbette, bu noktada, onların da hukuka ihtiyaçları bulunuyor. Ancak belli ki, “kavga ve yok etme ruh halleri” de, sona ermemiş. Menderes örneği, kötü bir ruh halinin yansıması...

CHP-Saadet Partisi: Yarım kalmış bir ittifak öyküsü

Pastanede buluşanlar, “CHP listelerinden Saadet Partisi adına girecek isimleri ve yerlerini” konuşurken; Necmettin Erbakan'ın oğlu Fatih Erbakan'a da ulaşılıyor, onun da ittifaka katılımı için onay alınıyor.

AK Parti-HDP gerilimi

AK Parti yönetiminin HDP'yi bu denli hedef almasının, değişik nedenlerinden söz edilebilir. Anketlerin gösterdiği şu: HDP'nin barajı aşması da, baraj altında kalması da, mümkün. Çok kritik bir eşikteler.

Kenan Evren…

Kenan Evren ve 12 Eylül rejiminin, temel "ideolojik malzeme"si, askeri cunta için yorumlanmış bir "Atatürkçülük"tü. Cezaevlerinde sopayla "Atatürkçülük" eğitimi veriliyor, okullarda, askeri birliklerde, devlet dairelerinde "Atatürkçülük" okutuluyor, "laiklik" de bu "eğitim"in ambalajlarından birisini oluşturuyordu.