“Kimlik bir veridir. Hepimiz bir kimlik içinde doğuyoruz ama kimlik bir ana yönlendirici, insan tabiatını belirleyici bir unsur değildir. Bir kimlikten olup sahtekâr da olabilirsiniz dürüst de… Kılıçdaroğlu'nun verdiği mesajın en güçlü taraflarından bir tanesi, kimlik özelliklerinin kişilik özellikleriyle karşılaştırıldığında geri planda tutulması. Bireysel nitelikleri, bireysel erdemleri; adaletli olmak, vicdanlı olmak, sağduyulu olmak gibi pek çok hususları ise öne çıkarıyor.”
"Kılıçdaroğlu’nun arkasında yavaş yavaş bir kümelenme başlıyor. Adaylığına gelen çeşitli itirazların anlamını kaybetmeye başladığını ya da etkilerinin çok azaldığını görüyoruz. Bunu daha önce de konuşmuştuk, benim çok uzun süredir öngördüğüm bir şeydi. Konjonktür değişince, aday tek kalınca, karşıdaki adayla yarış başlayınca muhalefetin o adayın etrafında toplanması eğilimi her zaman daha güçlü olur diyordum. Oldu."
“İnce'nin oy dokusuna baktığımız zaman, varsayıldığı gibi tümüyle CHP'den gelen seçmenlerin desteğini aldığını söyleyemeyiz. Kamuoyu araştırmalarına göre adeta eşit bir dağılım var. Üçte bir önceki seçimde AK Parti'ye, üçte bir CHP'ye oy vermiş kişiler ve üçte biri de ilk kez oy verecek seçmenler. Yani İnce'nin seçmeni sadece Kılıçdaroğlu'nun aday olmasına ya da İmamoğlu ve Yavaş'ın aday olmamasına itiraz edenlerden oluşmuyor. Demek ki sistemik bir memnuniyetsizliğin, bir rahatsızlığın merkezi durumunda İnce. Ortada bu sistemik memnuniyetsizliği temsil eden, özellikle genç kuşağın bir kısmını çeken bir siyasi parti varsa burada bir durup düşünmek gerekir.”
“Kılıçdaroğlu özür diledi ama özür dilemesini bile ben fazla buldum. Çünkü özür dilenecek bir şey yapmadı. Örneğin camiye ayakkabılarıyla ya da kutsal bir mekâna, o mekâna uygun olmayan bir kıyafetle girmedi. Yanlışlıkla, görmeden, halının üstüne bırakılmış bir seccadeye bastı. Aslında Kılıçdaroğlu'nun söylemesi gereken şey şuydu: “Biz değerler barışı peşindeyiz. Siz kavga peşindesiniz.”
“Kürt hareketi içinde bir dizi gerilim var. Bu gerilimlerin esası HDP'nin kendisiyle PKK arasında. PKK, şiddeti temsil eden taraf. HDP siyaset yolunu açmaya çalışan taraf. Bunlar arasında tabii bir geçişkenlik var. Örgüt ile siyasi parti arasında sosyolojik ve politik akrabalık olduğu muhakkak. Ancak gerilimin olduğu da muhakkak. Demirtaş bu gerilimin de merkezinde yer alan aktörlerden biri.”