Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu cinayetinin firari şüphelisi, Bulgaristan’da tutuklu bulunan eski Özel Kuvvetler MAK Alay Komutanı Levent Göktaş hakkındaki iade talepnamesinin ayrıntıları belli oldu. T24’ten Asuman Aranca talepnamenin önemli noktalarını haberleştirdi. Eski MİT’çi Enver Altaylı ve Fetullah Gülen’in sağ kolu olarak bilinen Mustafa Özcan’ın cinayetin planlayıcısı olduğu belirtilen tebliğnamede, Göktaş’ın ise cinayetin azmettiricisi olduğu anlatıldı. Talepnamede, soruşturma kapsamında tutuklanan ve olay yerinde keşif yapan Bozkır’ın da ifadesinde, eylem talimatını Göktaş’ın verdiğini söylediği aktarıldı. Tarkan Mumcuoğlu'nun da tetiği çeken kişi olduğu kaydedildi.
İngiltere eski başbakanı Boris Johnson, Pegasus'un tarifeli seferiyle İstanbul'a geldi. Johnson, İstanbul'un ardından İklim Zirvesi'ne katılmak için Mısır'a uçacak.
Adalet Bakanı Bozdağ’ın başörtüsüyle ilgili anayasa değişikliğini görüşmek için muhalefet partilerini ziyaretini değerlendiren Erdoğan: “Ailede herhangi bir sıkıntıya fırsat vermeyecek şekilde aile kavramını buraya yerleştirelim dedik. Bundan endişe etmiş herhalde muhalefet. ‘Sayın başkan aile kavramı ile ne demek istiyor’ falan demişler. Adalet Bakanımız ve yanında giden arkadaşlarımız, ‘Burada endişe edilecek, korkulacak, herhangi bir şey yok’ demişler.
Adı uyuşturucu kaçakçılığına karışan, Interpol’ün Kırmızı Bülten’le aradığı Sırbistanlı mafya lideri Bojanic, Sarıyer’deki villasında yakalandı. Polis ekipleri, 2020’de ortadan kaybolan Sırbistanlı Rosto Mijonovik'in cesedinin gömülmüş olabileceği şüphesiyle villanın bahçesinde kazı çalışması başlattı. Kılıçdaroğlu: “Kara para, sahibini getirir dedim. Dünyanın ne kadar mafya pisliği varsa, paraları ile birlikte şehirlerimize geldi. Kartellere sesleniyorum; şehirlerimizi terk edin. Sizi yok edeceğiz. Kirli paranızı alın gidin. Size kurban vereceğimiz tek bir evladımız yoktur.” Kılıçdaroğlu kartellere seslendiği tweetini Sırpça olarak da tekrarladı.
Francis Fukuyama yazdı: Liberal demokratlar, demokrasilerin kaçınılmaz bir düşüşte olduğu yönündeki Rusya ve Çin merkezli algıyı kabul eden bir kaderciliğe teslim olmamalıdır. Modern kurumların uzun vadeli ilerlemesi ne doğrusal ne de otomatik bir süreçtir. 1930'larda faşizm ve komünizmin yükselişi ya da 1960'ların ve 70'lerin askeri darbeleri ile birlikte, yıllar içinde liberal ve demokratik kurumların ilerleyişinde büyük aksaklıklara ve tökezlemelere şahit olduk. Bütün bunlara rağmen liberal demokrasi, alternatifler çok kötü olduğu için dayanabildi ve tekrar tekrar geri geldi. Hiçbir otoriter hükümet, uzun vadede liberal demokrasiden daha çekici bir toplumsal tasavvur sunmaz. Bu yüzden liberal demokrasi tarihsel ilerlemenin amacı veya bitiş noktası olarak kabul edilebilir. Yoksul, yozlaşmış veya şiddete meyilli ülkelerden yeni bir hayat için ayrılmak isteyen milyonlarca insan tercihini Rusya, Çin veya İran'dan yana değil; liberal ve demokratik Batı ülkelerinden yana kullanıyor.