Sovyet işgalinin sona ermesinin ardından iç savaşların ülkeyi kasıp kavurduğu, savaş ağalarının kendi bölgelerinde derebeylik tarzı hüküm sürdüğü, yolsuzlukların, infazların ve rüşvetin ayyuka çıktığı...
Meclis yaz tatiline girmeden önce birbirinden alakasız kanunların doldurulduğu “Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” başlıklı torba yasayı kabul etti. Böylece 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında ilan edilen OHAL kapsamında çıkarılan kararnamelerle getirilen bazı düzenlemelerin süresi 1 yıl daha uzatıldı. Yasanın komisyonda kabul edilen ilk halinde bu süre üç yıldı. Muhalefetin eleştirileri sürenin bir yıla indirilmesini sağladı.
Trump’ın 2016 seçim zaferi nasıl dünyadaki birçok popülist liderin seçim kampanyalarına ilham olduysa, aynı Trump’ın 2021’de seçim sonuçlarını kabul etmemesi, bu süreçte kullandığı sloganlar, söylemler de seçimleri kaybeden popülistlere örnek olmaya başladı. İsrail’de seçim sonrası Netanyahu’nun koalisyon için “hile” demesi, Peru seçimlerinde Fujimori’nin “Sayımı durdurun” sloganı ve seçime giden Brezilya’da Bolsonaro’nun “Seçim sonuçlarını hile olmazsa kabul ederim” çıkışı maalesef Trump’ın örnek olmaya devam edeceğini gösteriyor.
Süheyl Laurez, Halep’te doğdu. Suriye savaşı sürerken Şam Üniversitesi’nde İngilizce okudu. Savaş yıllarında sürekli BBC izleyerek İngilizcesini ilerletti. 2018 yılında mezun olduğunda önünde iki seçenek vardı: Ya eline silah alıp birilerine ateş açacaktı ya da ülkeyi terk edecekti. Sınırdan nehri geçip Türkiye’ye kaçtı. İstanbul’a geldi. Aylarca kimliksiz yaşadı. Bir İngilizce dil kursu, iş başvurusunu kabul etti. Ama dil kursunun bir şartı vardı. Suriyelilere yönelik önyargılar yüzünden artık Suriyeli Süheyl değil, İngiliz Simon olacaktı. Kursta Simon olarak Türklere İngilizce anlattı. Bir süre sonra kursun diğer İngilizce öğretmeni Mark’ın da aslında Suriyeli Muhammed olduğunu öğrendi