Analiz

ANALİZ – Soylu’nun daveti, Ağar’ın davete icabeti ya da ‘sürç-i lisan’daki gizli hakikat

Mehmet Ağar’ın “Biz olmasa idik oraya mafya çökecekti” cümlesi, bilinçdışının kendisine oynadığı apaçık bir itiraftır. Kendinizden pay biçin: Bir araziyi satın almışsınız (sıradan bir vatandaşsınız), fakat bir yandan da o araziye mafyanın “çökme” planları yaptığından eminsiniz. “Ben burayı satın aldım, benden başkası alsaydı buraya mafya çökerdi” gibi bir cümle aklınızın ucundan geçer miydi?

ANALİZ – ‘Hep haklı’ televizyon yorumcularının ‘Mısır’ tornistanı

‘Gerçekçi’ dış politikayı savunanları daha düne kadar yerin dibine geçirenler şimdi ağız birliği etmişçesine ‘İngilizvari’ dış politikanın gerçekçiliğine övgüler düzmede birbirleriyle yarışıyor: “Ülkelerin dostları ya da düşmanları yoktur, menfaatleri vardır.”

Hamaset dışarı, diplomasi içeri: Mısır’la görüşmeler bugün başlıyor

Türkiye, Mısır’da 2013’teki Sisi darbesinden sonra ilan ettiği “eli kanlı darbe yönetimini tanımama” kararından sekiz yıl sonra bugün Mısır’a diplomatik heyet gönderiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz ay iki ülke arasındaki temasların şimdilik en tepenin “bir tık altında” olduğunu, fakat sıranın ona da gelebileceğini söylemişti. DW Türkçe’den Hilal Köylü, görüşmelerin başlayacağı bugün iki ülke arasındaki ilişkilerin muhtemel seyrini ele alan bir haber-analiz hazırladı. Bu haber-analizi okurlarımızla paylaşıyoruz.

ANALİZ – Gazeteciler Cumhurbaşkanına ‘the soru’yu sormadı… Hangi ihtimal daha kötü?

Cumhurbaşkanı Erdoğan dün (25 Nisan) sağlıkçılarla iftar açtı, ardından gazetecilerle konuştu. “Normal” bir ülkede, “acaba ülkenin bir numaralı gündem maddesi hakkında ne diyecek” diye ağzının içine bakılan kişiye ilk soruyu sormak için orada bulunan gazeteciler birbirleriyle yarışırdı. Fakat tabii ki öyle olmadı.
- Advertisement -

ANALİZ – Kabahat senin, demeğe de dilim varmıyor ama sevgili okur!

Her şey, başka hiçbir şekilde anlaşılması mümkün olmayacak şekilde gözümüzün önünde gerçekleşiyorken, sanki bunun tam tersi oluyormuş gibi ‘yorum’ yazanlar, hakikatin değil duymak istediğinin peşinde olan ve dolayısıyla yapılanı kendisine bir saygısızlık olarak görmeyen okurlara güvenerek yapabiliyorlar bunu.

En Son Çıkanlar