Kızılay’ın eski başkanı Tekin Küçükali: “Afete her yönden hazırlıklı 50 bine yakın sertifikalı Toplum Lideri yetiştirdik. Bu gruplar, afetin ilk dakikalarında alana çıkacak sivil inisiyatifin ‘çağrılmadan koşan’ bilinçli neferleriydi. Nereye kayboldu bu insanlar, en çok ihtiyaç duyulan anda yoklar, neden? Çünkü yok edildiler, yok sayıldılar! Kızılay’ın kurumsal kimliği ve birikimi onu yöneten iradenin çok üzerindedir ama maalesef bizden sonra bu iradeye gereken saygı gösterilmedi ve iyilik duygusu büyük yara aldı.”
Hablemitoğlu davasında savunmasına başlayan Levent Göktaş kaçtığı için pişman olduğunu belirterek, “Türk milleti ve Türk adaletinden özür diliyorum” diye konuştu. Hablemitoğlu ailesinin avukatı Ersan Barkın, Hablemitoğlu adını suikasttan yıllar sonra duyduğunu duruşmada da tekrarlayan ve “bunu söyleyince kızıyorsunuz ama” diyen Göktaş’a “Sadece bir Türk subayının onu tanımamasından utanıyorum” karşılığını verdi. Göktaş ayrıca, “2002 seçimlerinden önce Sayın Recep Tayyip Erdoğan’la haftada 2-3 kez yemek yerdim. Talebim olsa ona söylerdim. Kaldı ki, Sayın Erdoğan bir talebim olup olmadığını sorduğunda teşekkür ettim" dedi.
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, deprem felaketi nedeniyle yaşanan "seçim ertelensin mi?" tartışmaları hakkında konuştu: "Savaş ortasında bile TBMM çalışmıştır bu ülkede. Savaş döneminde seçim yapılmıştır bu topraklarda. Bu ülkenin bu kabiliyeti var."
Madencilerin arama kurtarma çalışmalarına katılması için saatlerce AFAD’ı ikna etmek için uğraşan CHP’li Deniz Yavuzyılmaz sahada yaşanan hataları anlattı: “Deprem olduktan hemen sonra süreci yönetmesi gereken AFAD, kendisi bir afet olduğu için bu süreci yönetemedi. Sadece bir ekip talep etti. Bir ekip, 12 madenci demek. Yani düşünün on binin üzerinde yıkılmış bina var. Ve AFAD sadece 12 madenci istiyor.”
Serbestiyet muhabiri Mücahit Enes Turbil, depremin 29. Saatinde Antalya Belediyesi’nin itfaiye ekipleri tarafından eşi ve çocukları enkaz altından kurtarılan Ferhat Kavas ile konuştu: "200 arkadaşım varsa 175'i ölü", "25. saatten sonra AFAD'ı gördüm. "Buradan adam çıkaramayız" dediler. Bir tanesi 'bekarım' dedi. 'Çocuğum burada yatıyor. bu hissi tadamazsın' dedim".