Celal Şengör, “Musa diye biri tarihte yok” dediği için ifadeye çağırıldı. Sezen Aksu da şarkısında Hz. Adem’e hakaretle suçlanmıştı. Stand-up'çı Emre Günsal, Atatürk, Mevlana ve Şemsi Tebrizi’ye hakaretten tutuklanmış, gazeteci Oktay Candemir’in evi padişahlarımızla dalga geçtiği için polis tarafından basılmıştı. En son Spotify’da müzik listelerine verilen isimlerden dolayı “din ve devlet büyüklerine hakaret” suçundan dava açıldı. Son zamanlarda açılan ve anlam verilemeyen hakaret davalarını derledik.
29 Ağustos günü Mezopotamya Ajansı’nın servis ettiği bir fotoğraf, bir anda tüm Türkiye’nin gündemine oturdu. 7 yıldır oğlunun cenazesini arayan Erzurumlu Ali Rıza Arslan, oğlu Hakan Arslan’ın kemiklerinin olduğu bir karton kutuyu Diyarbakır adliyesinden torba içerisinde teslim aldı. Serbestiyet, Arslan ailesi ile görüşmek için Erzurum’un Karayazı ilçesine gitti. İstanbul’da inşaatta çalıştığını zannettikleri 22 yaşındaki oğullarının Sur’da hendek olaylarında öldüğünü televizyondan öğrenen anne Melike Arslan: “Ben yıllardır oğlumun bedenini görmek için bekliyordum ama oğlumu, eşimin kucağında bir karton kutunun içerisinde televizyonda gördüm” diyor. Baba Ali Rıza Arslan ise o günü unutmuyor: “O an tüm Diyarbakır’ı kucağıma verseydiler ağırlığını anlamazdım.”
Taşkesenlioğlu ailesi adını 19. yüzyılda Bingöl’den Erzurum’un Taşkesen köyüne irşad için gelmiş Nakşi-Halidi şeyhi Şeyh Ahmed’den alıyor. Binlerce müridi olan ve medreselerinde eğitim veren ailenin ikinci kuşağı da molla. Dördüncü kuşaktan Zehra ve Ali Fuat Taşkesenlioğlu’nun babası Mazhar Taşkesenlioğlu tefsir çevirileri olan, Erzurum’dan taşındığı İstanbul Fatih’te geniş bir çevre edinmiş bir vaiz ve medrese hocası. Amca Fetullah Taşkesenlioğlu ise Yassıadada yargılanmış bir DP milletvekili, daha sonra AP milletvekili olarak da Meclis’e girmiş. Aile Erzurum ve çevresinde “Taşkesenlioğlu uleması” olarak tanınıyor.
Van’ın Çatak ilçesine bağlı Bahçıvan mezrası yöre halkı tarafından Gundê Mirovxwaran (İnsan Yiyen Köyü) olarak biliniyor. Anlatıya göre birkaç yüzyıl öncesine kadar köyde yamyamlar yaşıyormuş, ancak köye gelin gelen bir kadının ifşasıyla köyden kaçmışlar. Kimi anlatılara göreyse yamyamlar civardaki halk tarafından öldürülmüş. Köyün eski bir Ermeni yerleşkesi olması ve rivayetin bir parçasını mezrada yaşayanların Ezidi olduğu inancının oluşturması rivayetin sosyal kökleri hakkında işaretler taşıyor.
Eski Borsa İstanbul Genel Müdürü ve Gelecek Partisi Hazine ve Maliye Politikaları Başkanı Tuncay Dinç: “Son günlerde ortaya dökülen ifşalar ciddi bir şekilde araştırılmalı ve suçlu bulunanlar yargılanmalıdır. 90’larda Susurluk’ta bir mafya lideri, bir komiser, bir vekil aynı araçtan çıkınca toplum buna ciddi şekilde tepki göstermişti. Bugün bir olay var ve içinde yine bir vekil, bir rektör, bir kurul başkanı var.”