Ana SayfaDış HaberCOP28 sonuç metni onaylandı: Fosil yakıtlar ilk kez metinde

COP28 sonuç metni onaylandı: Fosil yakıtlar ilk kez metinde

Dubai’deki COP28 zirvesi uzun müzakerelerin ardından pek çok kez değiştirilen Küresel Stok Sayımı karar metninin yayımlanmasıyla sona erdi. Suudi Arabistan ve Rusya’nın muhalefetine rağmen COP zirvelerinde ilk kez fosil yakıtlardan 'uzaklaşılması bildiriye girdi: “Enerji sistemlerinde fosil yakıtlardan adil, düzenli ve eşitlikçi bir şekilde uzaklaşılması, 2050 yılına kadar bilime uygun olarak net sıfıra ulaşılması için bu kritik on yılda eylemlerin hızlandırılması..."

Birleşik Arap Emirlikleri’nin Dubai kentinde gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi, 28. Taraflar Konferansı‘nda (COP28) uzun müzakerelerin ardından fosil yakıtlardan kademeli geçiş çağrısı yapan anlaşma taslağı onaylandı.

Nihai metinde ülkeler arasında pek çok tartışmanın kaynağı olan ‘aşamalı olarak kaldırma’ ve ‘aşamalı olarak azaltma’ sözcüklerinden kaçınıldığı ve bunun yerine fosil yakıtlardan ‘geçiş’ ihtiyacına atıfta bulunulduğu görülüyor.

COP28 Başkanı Sultan Al-Jaber, anlaşmanın iklim değişikliğine “kapsamlı bir yanıt” sunduğunu ve “1.5 dereceyi ulaşılabilir tutmaya yönelik sağlam bir eylem planını” temsil ettiğini söyledi “Emisyonları ele alan dengeli bir planın ortak bir zemin üzerine inşa edildiğini ve tam kapsayıcılıkla güçlendirildiğini” ifade eden Al Japer, “Bu, iklim eylemini hızlandırmaya yönelik tarihi bir pakettir. Bu BAE’nin fikir birliğidir” diye konuştu ve belirlenen hedeflerden dolayı “gururlu” olduğunu kaydetti.

Metinde neler var?

Pek çok kez değiştirilen Küresel Stok Sayımı karar metninde, katılımcıların birçoğunun talep ettiği gibi, ülkelere enerji sistemlerinde fosil yakıtların kullanımından vazgeçmeleri çağrısında bulunuluyor ve sıcaklık artışlarının 1.5C ile sınırlandırılması için derin, hızlı ve sürekli azaltımlara ihtiyaç olduğu kabul ediliyor. Ancak pek çok ülkenin, iklim örgütlerinin ve bilim insanının ısrarla talep ettiği gibi fosil yakıtların aşamalı olarak durdurulması veya azaltılması yönünde açık bir taahhüt içermiyor.

Bunun yerine, “Enerji sistemlerinde fosil yakıtlardan adil, düzenli ve eşitlikçi bir şekilde uzaklaşılması, 2050 yılına kadar bilime uygun olarak net sıfıra ulaşılması için bu kritik on yılda eylemlerin hızlandırılması” isteniyor.

Anlaşmayla küresel yenilenebilir enerji kapasitesinin 2030 yılına kadar üç katına çıkarılması ve kömür satrallerinin azaltılmasına yönelik çabaların hızlanması çağrısı da yapılıyor.  Aynı zamanda  “yenilenebilir enerji, nükleer enerji, özellikle azaltılması zor sektörlerde ve düşük emisyonlu sektörlerde karbon yakalama, kullanma ve depolama gibi azaltma ve ortadan kaldırma teknolojilerini de içeren düşük karbonlu hidrojen üretimi gibi “sıfır ve düşük emisyon teknolojileri” listesinin geliştirilmesi de talepler arasında.

İklim zirvelerinden çıkan kararlar bağlayıcı değil ve ülkelerin uymaması halinde bir yaptırımı yok. İklim krizinin etkilerine karşı en savunmasız olan küçük ada devletlerine göre, sonuç metni dünyanın sera gazı emisyonlarını sınırlamaya yetecek kadar şiddetli bir şekilde azaltmasını engelleyecek “bir dizi boşluk” içeriyor. Ada ülkeleri, bu metinde vaat edilenlerin tümü gerçekleşse bile küresel ısınma sanayi öncesi seviyelerin 1,5 derece üzerine çıkacağının kesin olduğunu söylüyor. Bu, onlar için kendi ifadeleriyle bir “ölüm fermanı” haline geliyor.

Finansman hala büyük sorun

Gelişmekte olan ülkelerin fosil yakıtların yarattığı tahribattan uzaklaşmalarına yardımcı olmak için hâlâ yüz milyarlarca dolarlık finansmana ihtiyaçları var.

Kayıp ve Hasar işbirliğinden Julie-Anne Richards , kayıp ve hasar konusunda bir miktar “iyileşme” olduğunu ve bunun finans bölümü gibi metnin çeşitli bölümlerinde bahsedildiğini söyledi: “Ki bu çok önemli. Ancak, kayıp ve hasarı iyileştirmek için bir gecede kaçırılan birçok fırsat vardı.”

Metinde kayıp ve hasardan bahsedilmeyen, Paris Anlaşması‘nda yansıtıldığı gibi iklim eyleminin üçüncü ayağı olarak azaltım ve uyumun yanı sıra entegre edilmesi gereken bölümler de bulunuyor.

Richards, “Bu, kayıp ve hasara yönelik çabaların, iklim eyleminin kritik bir bileşeni olmaktan ziyade bir seçenek gibi görülmesine neden oluyor. Daha da önemlisi, kayıp ve hasara ilişkin bağımsız bir gündem maddesini hâlâ kaçırıyoruz. Bu da gelişmekte olan ülkelerin bu konuyu tartışacak alan bulmak için her zirvede kavga etmesine neden oluyor” diye konuştu.

Karşı çıkanlar

Anlaşma, eksikleri olsa da konuşulan maddeler zirve boyunca dünyanın petrol üreten ülkelerinin inatçı muhalefetiyle karşılaştı. Suudi Arabistan, fosil yakıtlarla ilgili tüm atıfları kaldırmaya çalıştı, ardından sevdiğini iddia ettiği ancak hiç bir şekilde yatırım yapmadığı karbon yakalama ve depolama teknolojisine atıf eklemeye çalıştı. Anlaşma metninin son halinde çıkmaması için Rusya da muhalefetini zirve boyunca sürdürdü.

AB ve batı dünyası memnun

Anlaşmada “ilk kez fosil yakıtlardan bahsedilmesi” müzakerecilerin çoğu  tarafından önemli bulundu.

AB iklim şefi Wopke Hoekstra toplantıda başkana liderliği, vizyonu ve ‘muazzam azmi’ için teşekkür etti: “Hepinizle birlikte çalışmanın, ekip oluşturmanın, ayrılıkları ortadan kaldırmanın ve birleşmenin muazzam bir ayrıcalık olduğunu gördük. Çünkü sevgili dostlar, hepimiz gittiğimizde çocuklarımız, onlara bıraktığımız iyi ve kötü her şeyle uğraşmak için orada olacaklar. Ve onları göz önünde bulundurduğumuzda bu, bir şükran ve sessiz kararlılık günü haline geliyor. İnsanlık sonunda uzun süredir yapılması gerekeni yaptı. Fosil yakıtların sonunun başlangıcına gelmek için 30 yıl harcadık.”

AB delegasyonunun eş başkanı ve İspanya‘nın çevre bakanı Teresa Ribera da şunları söyledi:  “Samoa’nın söylediklerine dikkat ediyoruz; iklim adaleti hâlâ bizim katılımımıza ve çalışmamıza ihtiyaç duyuyor. Ancak ileriye doğru attığımız bu adım ve ortak taahhüdümüz, kritik bir on yılda çok daha fazlasını ortaya koyuyor. Tüm delegelerin güçlü liderliğini memnuniyetle karşılıyoruz. Bunun ileriye yönelik çok anlamlı ve olumlu bir adım olduğunu düşünüyoruz ve bu adımı hepinizle birlikte atmaktan çok mutluyuz.”

BM genel sekreteri António Guterres, anlaşmanın kabul edilmesinin ardından tweet attı: “İsteseniz de beğenmeseniz de, fosil yakıtların aşamalı olarak ortadan kaldırılması kaçınılmazdır. Umalım ki çok geç olmasın.”

ABD‘nin iklim elçisi John Kerry de hiç kimse görüşlerinin tam olarak yansıtıldığını görmese de sonuç belgesinin dünyaya çok güçlü bir sinyal gönderdiğini kaydetti: “1,5°C’ sınırına bağlı kalmamız gerekiyor. Özellikle bir sonraki ulusal olarak belirlenmiş taahhütlerimiz bununla uyumlu olmalı.

Kerry, dünyanın en büyük iki emisyon salıcısı olan ABD ve Çin‘in “uzun vadeli stratejilerini güncelleme niyetinde olduğunu ve diğer tarafları da kendilerine katılmaya davet etmek konusunda anlaştıklarını duyurdu.

Küçük ada devletleri: Yeterli değil

Küçük Ada Devletleri İttifakı’nın (AOSİS) başkanı olarak Samoa baş müzakerecisi Anne Rasmussen, “Bu süreç bizi başarısızlığa uğrattı” dedi.

Rasmussen, metnin kabul edildiği duyurulduğunda AOSİS’in odada olmadığına işaret etti ve başkan Al Jaber’e ithafen şunları söyledi: “Sana ve ekibine teşekkür etmeme izin ver. Ayakta alkışlamayı bölmek istemedik ama kafamız karıştı. Görünüşe göre kararı az önce verdiniz ve küçük ada devletleri odada değildi.

Elinizdeki taslak metnin birçok güçlü unsuru var. Teknolojiyi memnuniyetle karşılıyoruz. Düşündüğümüz soru bunların yeterli olup olmadığıdır. İhtiyacımız olan rota düzeltmesinin sağlanamadığı sonucuna vardık. “Bilime referans verip bilimin bize yapmamız gerektiğini söylediği şeyleri göz ardı etmek yeterli değil.”

Antigua ve Barbuda delegesi Aaliyah Tuitt, genel kurulu “geçiş yakıtları” hakkındaki ifadeler ve boşluklarla ilgili endişeler konusunda uyardı: “LNG ve doğal gazın tümü fosil yakıtlardır ve hepsinden uzaklaşmamız gerekiyor; gelişmekte olan ülkelerde geçiş yakıtının kalıcı olacağı yönünde alarm vermek istiyoruz.”

Başkana yaptığı çalışmalardan dolayı teşekkür eden delege, “Metinde ilk kez fosil yakıt geçişinden bahsettiğiniz için teşekkür ederiz” dedi.

AOSİS metnin bazı kısımlarından (özellikle bilim, geçiş yakıtları ve finans konularında) memnuniyetsizliğini dile getirirken, metnin bu şekilde geçmesine itiraz ettiklerini veya meşruiyetine itiraz ettiklerini söylemedi.

Şilili delege ise fosil yakıt sübvansiyonları ve geçiş yakıtlarına ilişkin ifadeler hakkındaki endişelerini dile getirdi.

Birçok gelişmekte olan ülkenin ortak kanısı, gazın kömürden elde edilen bir geçiş yakıtı olarak değil, metan ağırlıklı bir fosil yakıt olarak görülmesi ve aşamalı olarak tamamen kullanımdan kaldırılması gerektiği. Ancak metinde buna ilişkin bir madde bulunmuyor.

Şilili delege, adaptasyona yönelik küresel hedefle ilgili yapılacak çok iş olduğunu da ekledi. Orta gelirli ülkelerin iklim finansmanına erişim durumundan endişe duyduğunu belirterek, bu ülkelerin çoğunun en iddialı hedeflere sahip olduğunu ancak hırs ve bağlılıklarının ödüllendirilmediğini, hatta göz ardı edildiğini kaydetti: ” Çabalarımızın yeni finansal desteklere ve özel sektörü teşvik edecek koşullarla ödüllendirildiği bir duruma ihtiyacımız var.”

İklim örgütlerinden tepkiler

İklim adaleti savunucuları, metnin adil bir geçiş için gerekenin çok altında kaldığını açıkladı.  Gelişmekte olan ülkelerin kömürden, petrolden ve gazdan uzaklaşmaya yardımcı olmak için ihtiyaç duyduğu yüz milyarlarca dolarlık finansmanı toplamanın yolunun eksikliğine de vurgu yapıldı.

London School of Economics‘teki Grantham Araştırma Enstitüsü başkanı ve iklim finansmanıyla ilgili Stern raporunun yazarı Lord Nicholas Stern , Cop28’in sonuçları hakkında şu yorumu yaptı:

“Küresel değerlendirmenin sonuçları, dünyanın Paris Anlaşması‘nın hedeflerini gerçekleştirme görevinden fena halde sapmış olduğunu açıkça gösteriyor. Paris anlaşmasının sağlanamaması dünyayı çok tehlikeli bir durumda bırakacaktır.

Bugün varılan anlaşma tarihi ve gerçek değere sahiptir. Küresel stok sayımına ilişkin karar, Birleşmiş Milletler iklim değişikliği zirvesinin sonuçlarında ilk kez dünyanın tüm fosil yakıtlardan uzaklaşarak daha temiz alternatiflere, özellikle de yenilenebilir kaynaklara yönelmesi gerektiğini açıkça kabul ediyor. Bu geçişin dünya çapında, geniş ölçekte ve acil olması gerektiği açıktır. Kararın metni bazılarının umduğu kadar güçlü olmasa da, 2050 yılına kadar küresel olarak net sıfır sera gazı emisyonuna ulaşmak için bu geçişin güçlü ve acil olması gerekiyor.

Ülkelerin artık COP28’in sonuçlarına, özellikle gelişmekte olan ülkelerde sıfır emisyon ve iklime dirençli ekonomik kalkınma ve büyümeye yatırımlarda büyük bir artış yoluyla yanıt vermesi gerekiyor. Küresel Stok Sayımı kararının metni, sera gazlarındaki kesintileri hızlandırmak, adaptasyonu ve dayanıklılığı güçlendirmek ve kayıp ve hasara yanıt vermek için trilyonlarca dolarlık yatırımı harekete geçirme ihtiyacını haklı olarak vurguluyor.

Paris Anlaşması’nın hedefleri, özellikle yükselen piyasalarda ve gelişmekte olan ülkelerde yatırımlarda büyük ve hızlı bir artış olmadan gerçekleştirilemeyecek.”

Metne diğer örgüt temsilcilerinden ilk tepkiler de şöyle:

İklim Analitiği’nden Bill Hare: “Genel olarak metin, petrol ve gaz üreten ülkeler ve fosil yakıt ihracatçıları için büyük bir zafer gibi görünüyor:

  • Fosil yakıtların aşamalı olarak durdurulması taahhüdü yok
  • ⁠ 2025 yılına kadar emisyonların zirveye ulaşması taahhüdü yok
  • ⁠ Karbon yakalama vb. gibi geniş ölçekte yanlış çözümlere kapı açan metin
  • “Geçiş yakıtları”na atıfta bulunuluyor ve gaz ihracatçıları tarafından destekleniyor. “

Climate Action Network International küresel siyasi strateji başkanı Harjeet Singh: On yıllardır süren kaçamaklardan sonra, Cop28 nihayet iklim krizinin gerçek suçlularına göz kamaştırıcı bir ışık tuttu: Fosil yakıtlar. Kömür, petrol ve doğalgazdan uzaklaşmak için gecikmiş bir yön belirlendi. Ancak çözüm, fosil yakıt endüstrisine kanıtlanmamış, güvensiz teknolojilere dayanan çok sayıda kaçış yolu sunan boşluklar nedeniyle gölgeleniyor. Zengin ulusların, özellikle de ABD’nin, fosil yakıt operasyonlarını büyük ölçüde genişletmeye devam ederken, bir yandan da yeşil geçişe sözde bağlılık göstermeleri konusundaki ikiyüzlülüğü açığa çıkıyor.”

350.org’un Genel Müdürü May Beove: “Halkın gücü bizi tarihin eşiğine itti ancak liderler ihtiyacımız olan geleceğe girmekte yetersiz kaldı. 30 yıllık kampanyanın COP28 metninde ‘fosil yakıtlardan geçiş’ konusunu ele almayı başarması sinir bozucu, ancak etrafı o kadar çok boşlukla çevrili ki, zayıf ve etkisiz hale getirildi.”

Power Shift Africa‘dan Mohamed Adow:  30  yıllık iklim müzakerelerinde ilk kez fosil yakıtlar kelimeleri COP’un bir sonucuna dönüştü. Cin asla şişeye geri dönmeyecek ve geleceğin iklim zirveleri kirli enerjinin vidalarını daha da fazla çevirecek. Ancak bu güçlü bir sinyal gönderse de fosil yakıt şirketlerinin kirli enerjiyi yaşam desteğinde tutmak için deneyecektir ve karbon yakalama ve depolama gibi kanıtlanmamış ve pahalı teknolojilerde hala çok fazla boşluk bulunuyor. “

CAFOD Savunuculuk Drektörü Neil Thorns: “Cop28, fosil yakıtların olmadığı bir dünyaya açıkça atıfta bulunarak ne yapmamız gerektiğini doğruladı. Ancak yeni finansmanın çok az olması nedeniyle, nüfusları iklim krizinden musdarip olan düşük gelirli ülkelerin ihtiyaçlarını karşılamanın adil ve hızlı bir şekilde ‘nasıl’ gerçekleşeceği açık değil. Bu ülkeleri daha da borç krizine itme riski taşıyor.”

ODI küresel düşünce kuruluşundan Michael Jacobs: “Elbette bu bir uzlaşma ama fosil yakıtları aşamalı olarak ortadan kaldırma çabası artık tartışmasız yükselişte. Artık tüm gözler 2025’e kadar geçerli olacak ulusal emisyon planlarında olacak. Burada alınan kararlar yalnızca onlara rehberlik ediyor: halklarının baskısıyla hükümetlerin bu anlaşmayı yerine getirmeleri için sadece iki yılı var.”

Türkiye’den COP31 çağrısı

Türkiye’nin baş müzakerecisi Fatma Varank, sonuç metninin yayımlanmasının ardından  “her açıdan çok başarılı bir organizasyona şahit olduk” dedi. Genel Kurul’da konuşma yapan Varank, “COP29’un önümüzdeki yıl kardeş ülkemiz Azerbaycan’da düzenlenmesinden son derece memnunuz. IPCC’nin gelecek yıl ilk toplantısının Ocak ayında İstanbul’da yapılacak olması iklim eylemine ne kadar önem verdiğimizi gösteriyor” diye konuştu.

Türkiye, COP31‘e ev sahipliği yapma teklifini de yineledi. (Yeşil Gazete)

- Advertisment -