ANALİZ: AK Parti eşcinselliğe değil, onun ‘siyasal meydan okuması’na karşıymış!

Cüneyt Özdemir’in, sosyal medya ağları ve Netflix gibi dijital platformlarla ilgili olarak AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Tanıtım ve Medya Başkanı Mahir Ünal’la gerçekleştirdiği söyleşinin üzerinde ne kadar durulsa az.

Freud’a ve Lacan’a göre gerçek, konuşanın bilinçli olarak kurduğu cümlelerden çok bilincin anlık olarak devre dışında kaldığı “bilinçdışı oluşumlar”da, yani dilin işlemediği “dil sürçmelerinde, sessizlikte, hecelerin birbirine girmesinde” gizlidir.

Mahir Ünal, işte sözünü ettiğimiz o söyleşide muhteşem bir lapsusla (beynin gizlemeye çalıştığını dilin fâş etmesi), AK Parti’nin son dönemlerdeki eşcinsellik karşıtı hararetinin ahlakî mülahazalardan çok siyasi mülahazalardan kaynaklandığını ortaya seriverdi.

Gelin önce Mahir Ünal’ın Özdemir’in sorularına verdiği cevaplara bakalım, ardından birkaç sözümüz daha olacak.

Özdemir, sorular dizisine “Mahir Bey, Türkiye’de eşcinsellik yasaklandı mı acaba? Şu günlerde çok AK Parti’nin gündemine gelmeye başladı. Böyle bir problem mi var, bir sıkıntı mı var” sorusuyla başladı.

Mahir Ünal: “LGBT ile ilgili çok şey söylenebilir. Hukuki olarak her bir bireyin vatandaş olmaktan kaynaklanan hakları vardır. Ama burada eşcinsellik üzerinden, ya da LGBT üzerinden meselenin tartışılmasını açıkçası ben doğru bulmuyorum. (…) Bu ülkede pankart açılıp bu ülkenin değerlerine, inançlarına karşı bir mücadele biçimine eşcinsel ya da başka eğilimleri dönüştürürseniz, ya da LGBT’yi bir siyasi parti gibi, siyasal bir retorikle dil üzerinden konuşan bir yapıya dönüştürürseniz, kaçınılmaz olarak burada kaçınılmaz olarak bir ahlak tartışmasını ve bir kültürel tartışmayı gündeme getirirsiniz.”

“Fakat bu konu hiç yoktu AK Parti’nin gündeminde”

Cüneyt Özdemir burada araya giriyor ve sorulması gereken soruyu soruyor:

“Mahir Bey, fakat bu konu hiç yoktu AK Parti’nin gündeminde. Hatta işte biliyorsunuz, Cumhurbaşkanı Erdoğan 10-15 yıl önceki bir videosunda tam tersine bu konuyu da güvence altına almak lazım, onlar da Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı falan demişti. Ayrıca cinsel kimliğini saklamayan çok ünlü isimlerin zaman zaman Külliye’de misafir edildiğini de gördük. Orada olunca bir şey olmuyor da Netflix’te olunca mı bir sakınca yaratıyor acaba bu durum?”

Mahir Ünal, haber videosunda bu net sorulara herhangi bir cevap vermiyor, 2012’deki siyasi vizyon belgesini hazırlarken bu konuyu da gündeme getirdiklerini anlatıyor. Ardından da defalarca tekrarladığı için Cüneyt Özdemir’in itiraz ettiği “eşcinsellik sorunu”na AK Parti’nin nasıl yaklaştığını hususuna geliyor. Ünal’a göre AK Parti’nin “sorun”u çözmek yerine “sorun”un üstünü örten bir yaklaşımı yoktu:

“Tam tersine, bunun bir siyasal meydan okumaya dönüşmesidir aslında temel sorun. Burada konuştuğumuz şey LGBT değil, burada konuştuğumuz şey eşcinsellik değil, burada konuştuğumuz şey genel manada hermafrodit ya da trans bireylerin sorunu değil. Burada konuştuğumuz şey, LGBT üzerinden ye da eşcinsellik tartışmaları üzerinden bir siyasal meydan okumaya ve bir tarafgirliğe dönüştürülmesi ve kişiselleştirilmesi… Bir sorunu eğer çözmeyeceksiniz, o sorunu alırsınız, siyasetin bir meydan okuma aracına dönüştürürsünüz.

“Ben şunu söylüyorum: Netflix ya da bir dijital platform bir sorun alanını operasyonel bir aparata dönüştürmek isterse bunu iyi niyetli bulmayız.”

AK Parti’nin asıl kaygısı

Mahir Ünal, AK Parti’nin heteroseksüellik dışında kalan kimliklerle bir sorunu olmadığını söylüyor; orası çok su götürür. Fakat “siyasal meydan okuma” meselesiyle birlikte değerlendirdiğimizde, bu kimliklerin uslu uslu oturup taleplerini el altından siyasal iktidara iletmeleri durumunda AK Parti’nin hakikaten onların kimliklerini “sorun” haline getirmeyeceği gibi bir sonuç çıkıyor ki, bence bu doğru. Beştepe’de ağırlanan ünlü konuklar da bunu doğruluyor zaten.

Şimdi anlıyoruz ki, a) AK Parti’nin son yıllardaki eşcinsellik karşıtı harareti, ahlaki kaygılardan ziyade içinde bulunduğu siyasal zorluklarla ilintilidir, b) Siyasal iktidar bu kimliklerin “sert” siyasallaşmasından son derece tedirgindir, c) Tabandaki geleneksel-ahlaki itirazlara cevap veriyor görünürken aslında o duygudan faydalanıp büyüyen yeni “siyasal meydan okuma”yı durdurmak istemektedir.

Buradan belki bir soru da çok sert siyasi muhalefet yaptıklarını düşünen kesimlere çıkabilir: Bakın, iktidar kimin “siyasi meydan okumasından” çekiniyormuş?

Önceki İçerikÖZEL HABER: Aşk 101 sansürü ve Türk dizilerinin RTÜK sansürüne takılmayan eşcinsel karakterleri
Sonraki İçerikSuriyeli Ali’nin davasında tanık olayı anlattı: Çocuk kaçmadı ki?