Aydın Ünal: ‘Pelikancı diye bilinenler aslında ayak takımı; asıl güç arkada’

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eski metin yazarı ve eski AK Parti milletvekili Aydın Ünal, Medyascope TV’de Ruşen Çakır’a ‘Pelikancılar’ ve AK Parti içindeki güç mücadeleleri hakkında açıklamalarda bulundu: “Pelikancı deyince akla gelen isimler sadece ayak takımı, onları yöneten asıl güç arkada.” Ünal’a göre partide artık herkes bu yapıya biat etmek zorunda hissediyor kendisini.

Medyascope TV’de Ruşen Çakır’ın konuğu olan Aydın Ünal, başta Pelikan yapılanmasının parti içindeki etkisi olmak üzere AK Parti’deki güç mücadeleleri hakkında önemli açıklamalarda bulundu.

Aydın Ünal’a göre bu mücadeleler sonucunda AK Parti’den istifa ederek yeni partiler kuran Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan’ın bu hareketleri bir tercih değil. Ünal, “Ben Sayın Ahmet Davutoğlu’nu da Sayın Ali Babacan’ı da çok iyi tanıyorum. Birlikte uzun mesailerimiz oldu. Ben her ikisinin de partiden uzaklaştırılmasına kuvvetli bir şekilde itiraz ettim. Benim en büyük itirazlarımdan biri buydu” diye konuştu.  

Aydın Ünal, Pelikancıların, Davutoğlu’nun partiden ayrılmak zorunda kalması sürecinde kurnaz bir taktik güttüklerini; aslında meşhur bildirinin yayımlanmasından önce partide Davutoğlu’yla ilgili kararın kesinleştirildiğini, Pelikancıların bunu bilmelerine rağmen o bildiriyi kaleme alarak sanki Davutoğlu’nun partiden uzaklaştırılmasını kendilerinin sağlamış olduğu gibi bir görüntü yarattıklarını söyledi.

Ünal, AK Parti’den tekrar milletvekili gösterilmediği, parti çevresinden de dışlandığı halde neden yeni kurulan partilere katılmadığını, “Ben hâlâ umudumu muhafaza ediyorum AK Parti’ye dair. AK Parti çok ciddi bir tecrübeye sahip, aynı zamanda da siyasi ve bürokratik anlamda Türkiye’nin en iyi kadrolarına sahip. Ben o yüzden hâlâ bir umut olduğuna, hâlâ partinin kendini toparlayabileceğine inanıyorum. İleride iktidarda olmasa bile muhalefette büyük bir parti olarak dahi Türkiye siyasetine yön vereceğini düşünüyorum” ifadeleri ile açıkladı.

“Erdoğan iyi çevresi kötü değerlendirmesine katılıyorum”

Ruşen Çakır’ın, “Recep Tayyip Erdoğan’ın iyi, çevresinin kötü olduğu; çevresinin onu yanlış bilgilendirdiği için yanlış yollara saptığı” değerlendirmesini inandırıcı bulmadığını söylemesi üzerine Ünal, kendisinin bu değerlendirmeye katıldığını dile getirdi ve şöyle devam etti:

“Ben oradaki mekanizmayı biliyorum. Yukarıda işlerin nasıl yürüdüğünü biliyorum. Özellikle de sayın Cumhurbaşkanı’nın nasıl bilgilendirildiğini, bu enformasyon akışının nasıl yapıldığını biliyorum. Devleti yönetiyorsunuz, uluslararası ilişkilerle uğraşıyorsunuz, partiyle uğraşıyorsunuz. Aşırı yoğun, aşırı meşgul bir insansınız. Eğer o bilgilendirme bir kanaldan ya da birkaç kanaldan olursa sayın Cumhurbaşkanı’nı yönlendirmek çok kolay oluyor. Bunu eskiden de söylerlerdi.”

Berat Albayrak döner mi?

Berat Albayrak’ın yeniden görevlendirilmesine ihtimal vermediğini söyleyen Ünal, “Cumhurbaşkanı’nın konuşması sayın Berat Albayrak’ı koruma konuşmasıydı. Sonuçta damadı kendisi. Fakat parti ya da devlet kademelerinde bir göreve getirilmesi hem kendisi için hem de parti için bir haksızlık olur” dedi.

“Pelikan bir kara delik”

Pelikan yapılanmasının tehlikesine “kara delik” benzetmesi ile vurgu yapan Ünal, bu yapının sanılandan çok daha tehlikeli olduğu kanaatinde:

“Buzdağının bir de alt kısmı var. Artık partiyi, medyayı, bürokrasiyi çok fazla etkiliyorlar. Bu artık bir kara deliğe dönüştü. Birçok kişi görüyor bunu, oradaki riski ama sesini çıkartmıyor. Bu yapı için eleştirmeyi geçin, biat etmemek bile bir sorun. Bu yapıyı övmüyorsanız ya da yakın görünmüyorsanız bundan bile rahatsız olup hedefe koyabiliyorlar. Artık çok etkililer. Bunu bürokrasi de biliyor, medya da biliyor, siyaset de biliyor. Herkes buna itaat etmeye başladı artık. Kimse bir eleştiri dile getiremiyor. Parti içerisinde oluşan bu ikinci güç merkezinin, gücünü aileden alıyor olması da onları bizim gördüğümüzden çok daha etkili bir hale getirdi. Bizim görmediğimiz bir sürü insana operasyon yapıyorlar, biz bile bazen fark etmiyoruz. Milletvekili ve bakanlara şantaj yaptıklarına şahit oluyoruz. Sürekli bir dizayn etme halindeler. Bu da tabii partiye çok zarar veriyor.”

Pelikancılığın FETÖ benzeri bir paralel yapılanma olduğunu ifade eden Ünal, “Piyasada birileri çıkıp Pelikan biziz diyorlar fakat onlar değil Pelikan. Beni de savcıya şikâyet edenler aslında Pelikan’ın ayak takımı. Bu çok daha büyük ve tehlikeli bir yapı. Ben bunun FETÖ’den daha tehlikeli olduğuna inanıyorum” dedi.

Aydın Ünal yayının sonunda 15 Temmuz gecesi köprüde oğlu ile birlikte hayatını kaybeden Erol Olçok ile ilgili bir anısını da anlattı. Ünal’ın anlatımına göre, darbe girişiminden 6 ay önce Pelikan yapılanmasından bazı kişiler kalabalık bir ortamda Erol Olçok’u “Reisi yeterince savunmamakla” ve “hainlikle” itham etmişti.  

Programın videosunu izlemek için:

Önceki İçerikPapa, Şiilerin lideri Sistani ile görüştü
Sonraki İçerikBabacan’dan İnsan Hakları Eylem Planı için sert sözler: Siz hukuku katlettiniz