Baskın Oran’a hakaret, yine ‘ifade hürriyetinin’ sınırlarını genişletti

Mahkeme Prof. Baskın Oran’ın bir yazısı için, İçişleri Bakanı Soylu’nun yazdığı “her kelimesini alçakça kurgulamış bir uşak Baskın Oran” tivitini AİHM içtihatlarını örnek göstererek ifade hürriyeti saydı, Oran’ın “eleştiriye açık olması gerektiğine” hükmetti. Bu Prof. Oran’ın uğradığı hakaretler hakkında mahkemelerin verdiği kararlarla “ifade hürriyetinin sınırlarını” genişlettiği ilk davası değil.

Prof. Baskın Oran, 23 Haziran 2017’de T24’e  “Kürtler üzerine bazı trajikomik deneyler” başlıklı bir yazı yazdı. Yazı 2016’dan bu yana medya haberleri üzerinden Kürtçe yasakları, yıkılan heykeller, yasaklanan oyunlar, Kürt medyasına yönelik baskıların bir dökümüydü.

https://t24.com.tr/yazarlar/baskin-oran/kurtler-uzerine-bazi-trajikomik-deneyler,17539

Yazının yayınlandığı gün İçişleri Bakanı Süleyman Soylu Twitter hesabından şöyle yazdı:

“Kendisini ilim adamı diye pazarlamış yazısının her kelimesini alçakça kurgulamış bir uşak Baskın Oran hakkında suç duyurusunda bulunuyorum.”

Bakan Soylu, suç duyurusunda bulundu.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve Anayasa’daki basın özgürlüğüne ilişkin hükümleri, Yargıtay ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarını hatırlatılarak Oran’ın yazısının basın özgürlüğü sınırları içinde kaldığı belirtti ve “kovuşturmaya gerek yoktur” kararı verdi.

Ardından bu kez Prof. Oran’ın avukatı,  Bakan Soylu’ya, kendisine “alçak” ve “uşak” diyerek kişilik haklarını zedelediği için Ankara 14. Asliye Hukuk’ta manevi tazminat davası açtı.

Bakan Soylu’nun avukatı, “… davacının söz konusu yazısının şiddete teşvik, halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve terör örgütü propagandası içerdiği”ni söyleyerek savunma yaptı.

Oran: Aynı sözleri Soylu için söylesem ne olurdu?

Prof. Baskın Oran, mahkemedeki ifadesinde şöyle dedi:

“Bana davalının tweet’iyle yöneltilen sözlerin, benim tarafımdan davalıya aynen yöneltilmesi halinde ne karar verecek idiyseniz, o şekilde karar vermenizi talep ediyorum. Eğer ben Bakan Soylu’ya “Kendisini devlet adamı diye pazarlamış, yazısının her kelimesini alçakça kurgulamış bir uşak Süleyman Soylu” diye hitap etseydim ne olurdu, sadece onu düşünerek karar veriniz, yeter.”

AİHM içtihadından faydalanmak için emekli profesör kamu görevlisi yapıldı

Fakat tazminat davasını mahkeme “Davalı bakan suç unsuru taşıdığını değerlendirdiği eylemler konusunda halkı bilgilendirmiş, devlete ve güvenlik güçlerine ağır eleştirilere cevap verme hakkını kullanmış, kişilik hakları ve ifade özgürlüğünü hedef almaksızın davacıyı eleştirmiştir. Bunun, davacının ifade özgürlüğü üzerinde caydırıcı etki yaratacağı söylenemez” diyerek reddetti.

Mahkeme kararına Oran’ın köşe yazısından bildiri, 14 yıl önce emekli olan Prof. Oran’dan da “kamu görevlisi” olarak bahsedilmişti.

Fakat bu hatalı bir bilgi olmaktan çok bir tercihti. Çünkü mahkeme Oran’dan “kamu görevlisi” olarak bahsederek, kamu görevlilerine yönelik eleştirinin sınırının sıradan kişiler için daha geniş olduğunu söyleyen bir AİHM içtihadından faydalanıp, Soylu’nun sözlerinin hareket sayılamayacağına hükmetmişti.

Prof. Oran’ın avukatları karara İstinaf Mahkemesi’nde itiraz etti.

Ama istinaf mahkemesinde birinci derece mahkemenin kararına katılarak kararına şöyle dedi:

“Bakan Soylu’nun tweet’i kendisinin kişisel değer yargısı niteliğindeki görüşleri ve davacının değerlendirmelerine karşılık cevapları olup, ifade ve düşünce özgürlüğü kapsamı sınırları içinde kaldığı ve davacının da eleştiriye açık olması gerektiği için, davacının isteminin tümden reddine karar verilmesi doğrudur.”

Davada son sözü Yargıtay söyleyecek.

Baskın Oran’a hakaret daha önce de ifade hürriyeti sayılmıştı

Ama bu Prof. Baskın Oran’ın Türkiye’deki ‘ifade özgürlüğünün sınırlarının ‘genişlemesine’ vesile olan ilk davası değil.

2005 yılında Prof. Dr. Baskın Oran ve Prof. İbrahim Kabaoğlu, Başbakanlığın daveti üzerine üyesi oldukları Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu’nda hazırladıkları Azınlık Raporu, yüzünden raporlarını açıkladığı sırada fiziki saldırıya uğramış, haklarında dava açılmış, rapor yüzünden siyasetçiler ve gazetelerden işittikleri hakaretlere karşı açtıkları 12 davadan da 11!i reddedilmişti. Sadece bir davada Baskın Oran’a “faşist” diyen bir dergi, 3 bin TL tazminata mahkûm olmuştu.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin “Azınlık Raporu’nu hazırlayan iki akademisyenin bu tür sert eleştirilere katlanmaları gerektiği gerekçesiyle” ret kararı vererek hakaret olarak görmediği bazı sözler şunlardı:

Servet Kabaklı (Türkiye): Servet Kabaklı’nın köşe yazısında yazdığı “kanişler, uyanık geçinen şapşallar, salak, tescilli hain, zavallılar”

Arslan Tekin (Yeniçağ): “Bence bu adamlar dövülseydi milletin içi soğurdu”, “Sevrciler tekme tokadı hak etmişlerdi”, “Bölücü, ihanetçi, yalakalar”

Kamu-Sen Başkanı Bircan Akyıldız: “Toprağın bedeli kandır, gerekirse dökülür.”

Kemal Yavuz (Akşam): “Bir avuç zibidi”, “Ekmek yediğin kapıya ihanet etme, sonra nimet çarpar.”

Eski Kültür Bakanı Namık Kemal Zeybek (Radikal): “Hainler korkak olur derler; peki bunlar niye bu kadar atak?”, “Siz o uydurma azınlıklarınızı alın da gidin Avrupanıza sokun.”

Özcan Yeniçeri (Yeniçağ): “Tamamen dışarıdan beslenen ve yabancıların Türkiye üzerindeki emellerinin aracı olarak hareket eden bu örgütlü azınlık unsurlar, bu güruh”, “Örgütlü entelektüel çete, şer ittifakı.”

Eski ANAP milletvekili Süleyman Sarıbaş: “Bu kepazelik raporunu hazırlayan entel devşirme takımı zehirli salyalarını akıtmayı başardılar”, “Azınlık arayanlar, analarına, babalarının kim olduğunu bir kez daha sorsunlar.”

Sırrı Yüksel Cebeci: “Bunlara Türkiyeli demek, Türkiyeli yılanlara, kurbağalara ve çakallara haksızlık oluyor.”

Selcan Taşçı (Yeniçağ): “Şu toprağa küfrederek basan var, hain desen, işbirlikçi desen var, köpek gibi, bir kemikle susan var.”

http://www.gazetevatan.com/baskin-oran-in-isyani-249016-gundem/

Önceki İçerik‘Ülke’ ile ‘ilke’ arasında
Sonraki İçerikErdoğan: Medyamız bizim sesimizi ve nefesimizi yansıtmıyor