BEŞ SORUDA | Birleşik Krallık-Ruanda sığınmacı anlaşması: AİHM nasıl engelledi? Gönderilen mültecilerin yolu Türkiye’den nasıl geçti?

Birleşik Krallık’ın anlaşma imzaladığı Ruanda’ya 30 sığınmacıyı göndermesine AİHM “dur” dedi. Peki, Ruanda ve Birleşik Krallık arasındaki sığınmacı anlaşmasının içeriğinde neler var? Kimler Ruanda’ya gönderiliyor, kim bu anlaşmaya karşı çıkıyor, ulusal ve uluslararası mahkemeler anlaşmanın uygulanmasını nasıl engelledi? Birleşik Krallık hükümeti nasıl bir tepki verdi? AİHM’in kararıyla Ruanda’ya gönderilirken uçaktan indirilen Iraklı ve İranlı iki sığınmacının yolu Türkiye’den nasıl geçti?

14 Nisan 2022’de Ruanda ve Birleşik Krallık arasında Göç ve Ekonomik Kalkınma Ortaklığı adında bir anlaşma imzalandı. Bu anlaşma kapsamında, Birleşik Krallık’a yasadışı yollardan gelen göçmenlerin ve sığınma talebinde bulunanların uçakla Ruanda’ya gönderilmesi öngörülüyor. İlk uçuşun 14 Haziran 2022’de yapılması planlanıyordu, fakat hem Birleşik Krallık mahkemeleri hem de Birleşik Krallık’ın da  üyesi olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) verdiği kararlar nedeniyle bu uçuş durduruldu ve zorla Ruanda’ya gönderilmek istenen sığınmacıların gönderilme kararları iptal edildi.

  1. Birleşik Krallık-Ruanda sığınmacı anlaşmasının içeriği ne?

Anlaşmaya göre, İngiltere sığınmacıları ve yasadışı göçmenleri Ruanda’ya uçakla gönderecek ve bu kişiler iltica talepleri sonuçlanana kadar Ruanda devletinin gözetimindeki konaklama tesislerinde kalacak. İltica taleplerinin olumlu sonuçlanması durumunda sığınmacılar Ruanda’da kalabilecek, çalışabilecek ve Ruanda yasalarının öngördüğü koşulları sağlamaları durumunda vatandaşlık kazanabilecek. Talebin olumsuz sonuçlanması durumunda ise Ruanda’dan da sınır dışı edilecekler. Her iki durumda da sığınmacıların bir daha Birleşik Krallık’a dönmesine izin verilmeyecek, böylece Birleşik Krallık, ülkeye gelen bütün yasadışı göçmenleri ve sığınmacıları Ruanda’ya gönderebilme imkânına sahip olacak.

Birleşik Krallık, buna karşılık Ruanda’ya ekonomik dönüşüm ve sığınmacıların entegrasyonunun sağlanması amacıyla Ruanda’ya toplam 120 milyon sterlin verecek ve sığınmacı başına da 20-30 bin sterlin arasında bir meblağ ödeyecek.

  • Birleşik Krallık kimleri Ruanda’ya gönderiyor?

Birleşik Krallık hükümet yetkilileri, ilk aşamada sadece bekâr erkekleri Ruanda’ya göndereceklerini açıkladı. Anlaşmanın imzalanmasının ardından sığınma merkezlerinde iltica taleplerinin sonuçlanmasını bekleyen yaklaşık 100 kişiye Ruanda’ya gönderileceklerine dair yazı yollandı. Ruanda’ya gönderilme yazısının kaç kişiye ve kimlere gönderildiği net bir şekilde kamuya açıklanmıyor, çünkü sivil toplum örgütleri ve hukukçular isimleri öğrendiği zaman bu kişilerin gönüllü avukatı oluyor ve mahkemeye başvurarak bu süreci engellemeye çalışıyor.

Ruanda’ya gönderilmesine karar verilen sığınmacıların hepsi Ortadoğu ve Afrika ülkelerinden geliyor. Guardian’ın haberine göre bu isimlerden birisi, muhalif bir İranlı polis memuru. Anonim kalmayı tercih eden İranlı polis memuru, ülkesinden önce Türkiye’ye kaçmış, Türkiye’de İran kamu görevlilerinin peşine düşerek yerini tespit etmeye çalışması üzerine Avrupa’ya yasadışı yollarla kaçmış ve bir botla Birleşik Krallık’a ulaşmış. Bir diğer kişi, K.N. ise Nisan 2022’de Irak’tan Türkiye’ye kaçtıktan sonra Avrupa’ya giden, sonrasında Manş Denizi’ni diğerleri gibi botla geçip iltica talebinde bulunan Iraklı bir sığınmacı. Doktor raporuna göre K.N. ve birçok sığınmacı kendi ülkelerinde işkenceye uğramış, kötü muamele görmüş.

Sivil toplum örgütleri 15-16 yaşındaki veya halihazırda Birleşik Krallık’ta akrabası bulunan sığınmacıların da Ruanda’ya zorla gönderilmeye çalışıldığını belirtiyor.

3- Kimler karşı çıkıyor?

İngiliz anket şirketi Yougov’un düzenlediği Haziran 2022 anketine göre, halkın %44’ü hükümetin zorla gönderme planını desteklerken, %40’ı karşı çıkıyor. Destek oranı iktidardaki Muhafazakâr Parti destekçilerinde %74’e çıkarken, İşçi Partisi destekçilerinde %19’a, Liberal Demokrat Parti destekçilerinde %26’ya düşüyor. Muhalefet plana etik nedenler ve Ruanda’daki kötü koşullar nedeniyle karşı çıkarken toplumdaki önemli figürler de rahatsızlıklarını dile getiriyor. Örneğin, İngiltere Kilisesi’nin en yetkili piskoposu olan Canterbury Başpiskoposu Justin Welby, bu sürecin etik olmadığını, Tanrı’nın isteklerine aykırı olduğunu belirtti. Yine The Times gazetesinin kulis haberine göre, Prens Charles da bu anlaşmanın doğru olmadığını ve ülkenin prestijine zarar verebileceğini düşünüyor. Ruanda muhalefeti de anlaşmaya sert bir şekilde karşı çıkıyor ve ülkenin Birleşik Krallık’tan gönderilen sığınmacıları ekonomik açıdan kaldıramayacağını belirtiyor.

En sert muhalefeti ise Care4Calais gibi sivil toplum örgütleri ve sığınmacı dernekleri gerçekleştiriyor; Care4Calais Ruanda’ya gönderilmek istenen sığınmacıları teker teker tespit edip gönüllü avukatlıklarını üstlenerek ulusal ve uluslararası mahkemelere başvuruyor, hem bireysel hem de genel kararlar alınmasını sağlayarak sığınmacıları taşıyan uçuşları iptal ettirmeye çalışıyor.

4- Birleşik Krallık ve Avrupa mahkemeleri nasıl karar veriyor?

Sivil toplum örgütlerinin Birleşik Krallık mahkemelerinde açtığı bireysel davalar genellikle başarıya ulaştı. 14 Haziran 2022’deki ilk uçuşta gönderilecek olan 30 sığınmacıdan 23’ünün sivil toplum örgütlerinin desteğiyle açtığı bireysel davalar Ruanda’ya gönderilme kararı aleyhinde sonuçlandı ve 23 kişi böylece uçağa bindirilmedi.

Fakat, Birleşik Krallık mahkemelerinde açılan ve Ruanda’ya gönderilme uygulamasının genel olarak hukuka aykırı olduğunun tespiti ve yürürlüğün durdurulması taleplerini içeren davalar ilk ve ikinci derece ulusal mahkemelerince reddedildi. Böylece uygulamanın genel olarak uygulanması henüz hukuka aykırı kabul edilmedi, bireysel durumlar haricinde uygulamanın devam etmemesi yönünde ulusal çapta hukuki bir engel yok.

Ruanda uçağının ilk seferindeki 30 sığınmacıdan 23’ünün mahkeme kararlarıyla kapsam dışı bırakılmasının ardından, diğer 7 kişiden 5’i için sivil toplum örgütleri AİHM yoluna başvurdu. AİHM ise meseleyi ivedilikle gündemine alarak Ruanda’ya ilk uçuşun yapılacağı 14 Haziran günü bir basın açıklamasıyla K.N. adındaki sığınmacı hakkındaki kararını açıkladı. AİHM’in kararına göre, K.N.’nin gönderilme kararı hakkındaki ulusal iç hukuk yolları tüketildikten ve K.N. hakkındaki karar kesinleştikten sonra 3 hafta geçmedikçe K.N.’nin sınır dışı edilmesi hukuka aykırılık teşkil ediyor. AİHM, Ruanda’nın sığınmacılar için güvenli bir üçüncü ülke olup olmadığına dair gerçekçi endişeler mevcut olduğu için bu ara kararı alarak başvuruyu ivedilikle incelediğini belirtti. 15 Haziran 2022 günü ise iki sığınmacı hakkında daha aynı kararı verdiğini, fakat kalan iki sığınmacının başvurularını iç hukuk yollarına başvurmadıkları gerekçesiyle reddettiğini açıkladı. Fakat AİHM kararından sonra bu yolcular da yerel mahkemelere başvurarak gönderilme kararlarını durdurmayı başardı, bütün sığınmacılar uçaktan indirildi. AİHM, uygulamanın geneliyle ilgili hukuka uygunluk kararını ise önümüzdeki günlerde verecek ve konu hakkında tarafların dinlendiği bir duruşma gerçekleştirecek. AİHM, sığınmacıların sınır dışı edilmemesi hakkında verdiği kararında Ruanda ile uzlaşılan gönderme planının hukuka uygunluğu konusunda bir karar vermedi, sadece ulusal mahkeme süreçlerinin kesin bir şekilde sonlanması gerektiğini belirtti ve 3 haftalık bir süre sınırı koydu.

Böylece hem ulusal mahkemeler hem AİHM üzerinden 30 kişilik ilk Ruanda uçuş seferi organize bir sivil toplum ve hukukçu çabasıyla iptal edildi. Şimdilik uçakta  bulunan sığınmacıların Ruanda’ya gönderilme süreci durduruldu, fakat uygulama genel olarak hukuka aykırı kabul edilmedikçe farklı sığınmacılar farklı seferlerle Ruanda’ya gönderilmeye devam edebilir.

5- Birleşik Krallık hükümeti mahkeme kararlarına nasıl tepki verdi?

Birleşik Krallık İçişleri Bakanı Priti Patel, uygulamanın hukuka aykırılığının hiçbir mahkeme tarafından tespit edilmediğini vurguladıktan sonra bir sonraki uçuş için hazırlıkların başladığını belirtti, uygulamanın devam edeceğini açıkladı.

Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson ise Ruanda’ya gönderilme kararının uygulanması için her türlü yasal değişikliğin yapılmasının gündemde olduğunu belirtti ve AİHM’e yetki tanıyan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nden çekilme sinyali verdi. Her ne kadar kabinesindeki bazı bakanlar tarafından bu ihtimal gerçek dışı olarak tanımlansa da başbakanlık yetkileri AİHM’den çekilme olasılığının değerlendirildiğini açıkladı.

(BBC, The Guardian, The Times, The New York Times, The Independent).