ÇEVİRİ – Washington Post editörleri Trump’ın Belarus sessizliğini kınadı

“Reagan olsa iki kez çıkıp konuşma yapmıştı... Trump’ın, Belarus’u uzunca bir süredir Rus eyaletine çevirmeye çalışan Vladimir Putin’i üzmeye pek niyeti yok.”

Dünyanın yakından takip ettiği Belarus protestoları ikinci haftasını doldururken, seçim gününden beri ülkedeki gelişmelerle ilgili soruları kısa cevaplarla geçiştiren Trump’ın Lukaşenko ve kurmayları konusunda yaptırım uygulama, çağrıda bulunma gibi seçeneklere başvurmadığına dikkat çeken Washington Post editörleri, ortak bir görüş yazısı kaleme aldı. Yazının çevirisini sunuyoruz. 

Her ne kadar demokrasi ülkede son yıllarda köşeye sıkışmış bir halde olsa da, Belarus halkının oylarına saygı gösterilmesi ve çalınmaması için artan talepleri ABD yönetimi için sıradan bir mesele olarak görülüyor.

Onbinlerce insan, Lukaşenko’nun kendini galip ettiği 9 Ağustos seçimlerindeki bariz oy hırsızlığını protesto etmeye ve grev yapmaya başladı. Ama Başkan Trump, bu konuya dair pek bir şey söylemedi.

Gerçi birkaç kelime sarf etti, Lukaşenko’nun alt üst ettiği seçimlerden tam 9 gün sonra, Salı günü “Demokrasiyi görmek güzel, Demokrasi önemli bir kelime, Belarus’ta pek demokrasi varmış gibi gözükmüyor” dedi, protestoları “barışçıl” diye adlandırırken Lukaşenko hükümetinin şiddetli müdahalelerine tek kelime etmedi: “Demokrasinin yanındayım, tamam başka soru var mı?” 

Evet birkaç soru var: Amerika neden Belarus konusunda sesini çıkartmıyor? Özellikle Sayın Trump, konu Lukaşenko’ya başkaldıran Belaruslular olduğunda neden ağzına bez tıkalıymış gibi oluyor? Niye bu güçlü adama, Svetlana Tikhanovskaya’yı seçen halkın iradesine saygı göstermesi konusunda harekete geçirici bir çağrıda bulunmadı?

Sayın Trump neden tutukluları vahşice döven Belaruslu yetkililere yaptırım uygulamıyor?

Demokrasinin açık sözlü bir destekçisi olmak için Amerikan değerlerine ve tarihine vakıf olmak gerekir ama Sayın Trump bunu taşımaktan aciz bir halde. Demokrasinin önemli bir kelime olduğunu söylüyor ama harekete geçme konusunda bir planı yok -daha kötüsü, bir isteği yok.

Zannederiz Sn. Trump’ın, Belarus’u uzunca bir süredir Rus eyaletine çevirmeye çalışan Vladimir Putin’i üzmeye pek niyeti yok.

Cumhuriyetçi Başkan Ronald Reagan olsaydı, şimdiye dek en az iki konuşma yapmış olurdu.

Avrupa Birliği protestoculara yardım eli uzatıp şiddetin sorumlusu Belaruslu resmi görevlilere yönelik yaptırım uygulamaya ve Lukaşenko’yu iktidardan uzaklaştırmaya  hazırlanırken, Sn Trump işi bu raddeye vardırmadı.

Dışişleri Bakanı Mike Pompeo diplomatik bir dille alışılageldik açıklamalara başvurdu: “Seçimlerdeki ciddi eksiklikler konusunda derin endişe duyuyoruz” ve “bilinçli güç kullanımını güçlü bir şekilde kınıyoruz.” Bu da çok zayıf bir tepki. 

Demokrasi önemli. Eylemler de öyle.

Çeviren: Enis Aydın

Önceki İçerikÖlüm orucundaki avukatlar için dikkat çekici çağrı
Sonraki İçerikNew York’tan İdlip’e sonu hayal kırıklığıyla biten bir radikalizm hikâyesi