Etyen Mahçupyan’la İnsanı Anlamak: Otların hışırtısı, bilinçdışının patronajı, Ay’a yolculuk

İsmail İçen: “Otların hışırtısını kalkıp kontrol eden ve bu sayede hayatta kalan ataların devamı olduğumuzu söylüyorsunuz?” Mahçupyan: “Evet ama hem 6 milyon yıldır tedbirli olmayı, temkinli olmayı, ön almayı öğrenmişiz hem de işi kadere bırakmak gibi bir eğilimimiz var. Bu nasıl açıklanabilir? Bütün zihniyetlerde aynı değil mesela bu.”

İsmail İçen: Otların hışırtısını kalkıp kontrol eden ve bu sayede hayatta kalan ataların devamı olduğumuzu söylüyorsunuz?

Etyen Mahçupyan: Öyle dedim ama bakıyoruz biz kendimiz biraz otların hışırtısına kulak asmayan atalarımız gibi de davranıyoruz. Hâlâ biraz öyle lakayt, biraz işi oluruna bırakan davranışlar sergiliyoruz. Dolayısıyla bu bir çelişki. Yani hem 6 milyon yıldır tedbirli olmayı, temkinli olmayı, ön almayı öğrenmişiz hem de işi kadere bırakmak gibi bir eğilimimiz var. Bu nasıl açıklanabilir? Bütün zihniyetlerde aynı değil mesela bu. Kadere inanıp beklemeye yatkın olan zihniyetler var; ataerkillik gibi. Öyle bir toplumdaysanız, çok fazla tedbir almadan, işi oluruna bırakarak ya da olumsuz bir şeyler yaşadığınızda da kısmetimiz böyleymiş diyerek devam edebiliyorsunuz.

Demokrat zihniyete sahipmiş gibi davranıp gerçek zihniyetimi saklayarak karşımdakini kandırabilir miyim?

İlişkide yoğunluk yoksa rol yapabilirsin. Gevşek bir ilişkide kendini belirli bir zihniyettenmiş gibi gösterebilirsin. Ama bu defa karşı taraf senin mesafeli biri olduğun gözlemini yapar. Gerçek bir şeylerden konuşuyorsanız ve gerçekten ilgilendiğiniz bir konuda tartışıyorsanız ilk üç beş dakika içinde gerçek zihniyetinizi karşınızdaki mutlaka görür. Çünkü bilinçdışı kendiliğinden ortaya çıkar. 6 milyon seneden gelen refleksle karşımızdakinin bilinçdışını okumaya odaklanmışız. Kendi bilinçdışının nerelerde seyrettiği hakkında hiçbir fikre sahip değilsin. Bu üç beş dakikalık ilişkide bile karşılıklı birbirinizi anlarsınız ama kendinizi kendi kendinize anlamanız mümkün değil.

Sinema ve tiyatro oyuncularıyla yapılan deneyler var bu konuda. Olduklarından başka karakterleri çok başarılı bir şekilde canlandırmaya çalışsalar bile mimik ve jestleriyle kendilerini ele veriyorlar.

Bilinçdışı otomatik pilot diyebilir miyiz? Anlattıklarınıza göre manuel kontrolümüz nadiren söz konusu, yani bilincimiz çok az devrede öyle mi?

Evet, zihin için adaptasyon cihazı böyle çalışıyor. Çünkü o kadar çok etki var ki etrafımızda bunların her biriyle ilgili düşünüp karar vermek ve uygulamak çok fazla enerji gerektiriyor. Otomatik pilota muhtacız aslında. Yoksa hayatımızı idame ettiremeyiz. En temel ihtiyaçlardan biri olarak ortaya çıkan bir işlev bu. Bilinç bazı hayvanlarda; bazı memelilerde ve bazı kuşlarda belirli bir miktarda var. İnsanda tabii çok gelişmiş vaziyette. Hayatın ve evrimin bize doğal olarak önerdiği bir şey değil bu. O bizim kendi evrim sürecimizin içinde bir anlamda mecburen ürettiğimiz ilave kapasite. Çünkü giderek karmaşık bir dünyada yaşıyoruz ve tercihler önümüze çıkıyor sürekli. Mesela bir kedinin hayatında tercih diye bir şey yok. Varsa biz ona öğretmişizdir.

Hocam, Ay’a gidersek her şey düzelecek mi?

Devamı ve daha fazlası Serbest TV YouTube kanalımızda ve SerbestPod’da.

Önceki İçerikKadir Topbaş hayatını kaybetti
Sonraki İçerikİstanbul Üniversiteli akademisyenlerin Boğaziçi’ne destek açıklamasına polis izin vermedi