Hırvatistan temsilcisi LELEK’in Eurovision 2026’da seslendirdiği “Andromeda” adlı şarkı, yayınlandığı günden bu yana sosyal medyada Osmanlı İmparatorluğu’na gönderme yaptığı iddialarıyla gündemde.
Türkiye’de bazı sosyal medya kullanıcıları şarkının Osmanlı’yı hedef aldığını öne sürerek tepki gösterirken, Balkan basınında ise “Türkler Hırvatistan’ın Eurovision şarkısına tepki gösterdi” başlıklı haberler yayımlandı. Tartışmaların ardından Hırvatistan’daki bazı kullanıcılar da Türk sosyal medya paylaşımlarına tepki verdi.
Tartışmalar üzerine konuşan LELEK üyeleri, katıldıkları bir televizyon programında şarkının amacının provokasyon olmadığını söyledi.
Grup üyeleri açıklamalarında şu ifadeleri kullandı:
“Kesinlikle Andromeda’nın amacı provokasyon değil. Biz tarihsel bir konuyu ele aldık; sonuçta tüm tarihsel konulardan olduğu gibi bundan da öğrenilecek şeyler var. Şarkının mesajı sevgi, eşitlik ve saygıdır ve bu şekilde anlaşılmasını isteriz.”
LELEK daha önce yaptığı açıklamada ise “Andromeda”nın, Bosna-Hersek’te Osmanlı döneminde yaşamış Katolik kadınların tarihsel hafızasından ilham aldığını söylemişti.
Grup, özellikle Osmanlı döneminde bazı Katolik kadınların kaçırılmamak, zorla evlendirilmemek ya da köleleştirilmemek için vücutlarına Hristiyan motifli dövmeler yaptırdığını ve bunun kuşaktan kuşağa aktarılan bir gelenek olduğunu ifade etmişti.
Söz konusu gelenek Balkanlar’da “sicanje”, “bocanje” ya da “bockanje” adıyla biliniyor. Kelime, yerel dillerde “batırmak”, “iğnelemek” ve “işaretlemek” anlamına geliyor. Özellikle Bosna-Hersek’teki Katolik Hırvat toplulukları arasında yaygın olan bu gelenekte kız çocuklarının ellerine, bileklerine, parmaklarına, göğüslerine ve bazen alınlarına küçük haçlar, güneş motifleri, geometrik şekiller ve çizgiler işleniyordu.
En yaygın motifler arasında “križ” adı verilen haçlar, bileklik şeklindeki desenler, dal motifleri ve küçük güneş sembolleri bulunuyordu. Dövmeler çoğunlukla anneler, büyükanneler veya köylerde bu işi bilen yaşlı kadınlar tarafından yapılıyordu. İğneyle deriye işlenen motifler, is, kömür ve süt gibi geleneksel karışımlarla kalıcı hale getiriliyordu.
Araştırmacılara göre bu geleneğin kökleri Osmanlı döneminden de eskiye, Balkanlar’daki Hristiyanlık öncesi İlirya ve Trakya kültürlerine kadar uzanıyor. Ancak Osmanlı döneminde bu dövmeler yeni bir anlam kazandı ve Katolik kimliğini görünür kılan sembollere dönüştü.
Balkanlardaki Katolik toplulukların kolektif hafızasında bu dövmelerin kız çocuklarını kaçırılmaktan, zorla evlendirilmekten, haremlere götürülmekten veya din değiştirmeye zorlanmaktan koruduğuna inanıldığı anlatılıyor. Özellikle Bosna-Hersek’te Osmanlı dönemine dair anlatılarda bu gelenek, dini ve kültürel direnişin sembollerinden biri olarak aktarılıyor.
Bununla birlikte tarihçiler, “sicanje” geleneğinin yalnızca Osmanlı’ya karşı korunma amacıyla ortaya çıkmadığını, daha eski pagan gelenekleri, topluluk aidiyeti, süslenme kültürü ve dini kimlik gibi farklı anlamlar taşıdığını vurguluyor.
Gelenek 20. yüzyılın ortalarına kadar sürdü ancak Yugoslavya döneminde büyük ölçüde kayboldu. Bugün ise bu dövmeler daha çok yaşlı Bosnalı Hırvat kadınların ellerinde görülebiliyor. Son yıllarda bazı genç sanatçılar ve kültürel gruplar ise “sicanje” motiflerini yeniden canlandırmaya çalışıyor.
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.