ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Joe Rogan’ın “The Joe Rogan Experience” programına konuk oldu. Neredeyse üç saat süren röportajda hem İsrail’e hem de Epstein dosyalarına dair oldukça sert açıklamalarda bulundu.
“Epstein’ın İsrail istihbaratıyla bağlantısı vardı”
Vance, ölen ve cinsel suçlardan hüküm giymiş iş insanı Jeffrey Epstein için “en üst düzey İsrail istihbaratıyla açıkça bağlantısı vardı” dedi.
Epstein’ın İsrail’de sağ değil, merkez sola yakın çevrelerle daha derin bağları olduğunu iddia eden Vance, “bunu hep büyüleyici bulmuşumdur” diyerek bunun kendisi için ilginç bir detay olduğunu ama ne anlama geldiğini bilmediğini ekledi.
İran anlaşmasına karşı “kampanya” iddiası
Röportajın en dikkat çeken kısmı, Vance’in geçen ay arabuluculuğunu yaptığı İran anlaşmasına yönelik açıklamalarıydı.
Vance, İsrail hükümeti içinde bazı kişilerin ABD’yi müzakerelerden uzaklaştırmaya çalıştığını iddia etti:
Hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde biliyorum ki, İsrail hükümeti içinde, bizi bu politikadan uzaklaştırmaya çalışan kişiler var. Çünkü onlar askeri kampanyanın sürmesini istiyor.
Yine söylüyorum; İsrail sistemi içinde, savaşı belirsiz bir süre daha devam ettirebilmek için Amerikan kamuoyunu manipüle etmeye ve değiştirmeye çalışan insanlar olduğunu hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde biliyoruz.
Üstelik bu, belirli bir hedefe ulaşmak için de değil; sadece savaşın süresiz biçimde devam etmesi için.”
Time dergisinde çıkan bir habere atıfta bulunan Vance, İsrail’in eski Trump kampanya yöneticisi Brad Parscale ile yapılan 45 milyon dolarlık bir lobi sözleşmesinden gelen fonların, kendisine yönelik saldırılarda bulunan bazı çevrimiçi hesapları finanse etmek için kullanıldığını iddia etti.
Vance, İsrail hükümetindeki kişilerin anlaşmayı eleştirmesine ya da ABD politikasını etkilemeye çalışmasına itirazı olmadığını, bunun “işin doğası” olduğunu belirtti.
Asıl rahatsızlığının, “Amerikan liderliğinin bu etkinin kendi kararlarını etkilemesine izin vermesi” olduğunu söyledi:
İsrail hükümetinin Amerikan siyasetini ne kadar etkilediği hakkında çok fazla konuşma var ve İsrail hükümeti içinde anlaşmayı nefret eden bazı kişiler kesinlikle var.
Kesin kanıtları görüyoruz. Dün çıkan bir Times haberi, temelde Amerika’daki bazı etkileyicilerin anlaşmaya saldırmak için para aldığını söylüyordu.
Bu, 9 milyon nüfuslu bir ülke. Bizim 330 milyon nüfusumuz var. Ve tabii ki, Amerikalıları ikna etmeye çalışacaklar.
Amerikalıları bir yöne ya da diğerine çekmeye çalışacaklar.
Bence İsrailliler, çoğu kişiden çok daha etkili bu konuda.”
İsrail’in ABD’deki kamuoyu mücadelesini kaybettiğini öne süren Vance şunu ekledi:
“İsrail Amerika’da kamuoyu savaşını kaybediyor, bu basit ve açık bir gerçek.”
Epstein dosyalarında “iletişimi batırdık”
Trump yönetiminin geçen yıl Epstein dosyalarını kamuoyuna açıklama sürecine dair de konuşan Vance, sürecin iletişim boyutunda ciddi hatalar yapıldığını kabul etti:
“Epstein dosyalarının iletişimini kesinlikle batırdık, öylesine batırdık.” Ancak “iletişimi batırmamızın nedeninin bir şey gizlemeye çalışmamız olduğunu mu düşünüyorum? Hayır” diyerek bunun bir gizleme çabasından kaynaklanmadığını savundu.
Dönemin Adalet Bakanı Pam Bondi’nin masasındaki dosya klasörlerine ilişkin açıklamalarının güven sorununa yol açtığını belirten Vance, Bondi’nin kötü niyetli davranmadığını ama “elimizde olan ve olmayan bilgiyi olduğundan fazla göstermiş olabileceğini” söyledi.
Kara harekâtı yok, göçmen akını uyarısı
Bölgesel politikaya dair konuşan Vance, ABD’nin İran’da rejim değişikliği için 150 bin kara askeri konuşlandırmayacağını netleştirdi.
ABD ordusunun İran halkına ait görevleri üstlenmeyeceğini belirtti ve Avrupa’ya ve ABD’ye yönelik olası kitlesel göçmen hareketlerinin istikrarsızlaştırıcı etkilerine dikkat çekti. “We’re not just going to bomb and bomb and bomb” (“Sadece bombalayıp bombalayıp durmayacağız”) diyen Vance, geniş çaplı terör altyapısının oluşma riskinin önemli bir tehlike olduğunu vurguladı.
Trump’a şantaj iddialarını reddetti
Vance, Trump’ın dış baskı ya da şantaj altında hareket ettiği yönündeki teorileri “çılgınlık” olarak nitelendirip reddetti. Trump’a yönelik reşit olmayanlarla ilgili iddiaları da kanıttan yoksun, “saçma” bir hikaye olarak tanımladı.
Ekonomi ve yapay zeka üzerine
Röportajın iç politika bölümünde Vance, genç Amerikalıların mülk sahibi olabilmesini sağlayacak bir ekonomi politikasının sosyalizmi kaçınılmaz olmaktan çıkarmak için şart olduğunu savundu. Aynı mantığı yapay zekaya da uyguladı: Teknolojinin büyük bir zenginlik yaratacağını ama bu zenginlik geniş kesimlere yayılmazsa komünizme zemin hazırlayabileceğini söyledi.
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.