Kürtçe ve öğretmenleri*

Hâlihazırda Kürtçenin hiç olmazsa seçmeli olarak eğitiminin verilmesinde yasal bir engel yok. Ancak uygulamada birçok sorun var. Mesela, velilere eğitim-öğretim döneminin başlangıcından Kürtçe seçimlik dersler hakkında yeterli bir bilgilendirme yapılmıyor. Kürtçe dersini seçmek isteyen velilere, okullarda bu dersi verecek öğretmen olmadığı söylenerek velilere başka seçimlik derslere yönlendiriliyor. Öğrenci olmadığı için Kürtçe öğretmenleri branş değiştirmek zorunda kalıyor.

Dil, bir halkı halk yapan en önemli öğelerden biri. İnsanlar dil sayesinde birbirlerini anlayabilir, birbirleriyle ilişki ve iletişim kurabilirler. Medeniyet, dil ile inşa edilir ve kuşaktan kuşağa dil ile aktarılır. Dil, geçmiş ile gelecek arasındaki köprüdür; bugünün kültürü yarına ancak yazılı ve sözlü dille devredilebilir. Bir toplumun bireyleri arasında aidiyet duygusu dil ile oluşturulur ve kuvvetlendirilir. Dil, bu itibarla, her açıdan bir toplumun can damarıdır.

Dilin gelişmesi ve kendinden beklenen işlevleri yerine getirmesi ancak geniş çaplı kullanımıyla mümkün olabilir. Kullanılmayan, yaşama temas etmeyen ve mühim sektörlerde iş görmeyen bir dil zamanla daralır, güdükleşir ve varlığını kaybeder.

Bir dilin büyümesi için başlıca dört alanda etkin bir şekilde kullanılması gerekir: Kamusal hizmetler, iletişim organları, ekonomik ilişkiler ve eğitim. Bir başka ifadeyle bir dil, ancak devlet dairelerine girdiğinde, başta radyo ve televizyon olmak üzere geleneksel ve sosyal medyada dolaştığında, çarşı-pazarda kullanıldığında ve mekteplerde eğitimi yapıldığında güçlenir ve tesir alanını genişletir.

Başa bela bir dil!

Eğitim, bunların içinde merkezi bir önem sahiptir. Zira bir dilde farklı sahalarda üretim yapılabilmesi için öncelikle o dille eğitim yapılması ve o dilin inceliklerine vakıf bireylerin yetişmesi gerekir. Bir dile eğitimde ne kadar yer verir, bir dilde ne kadar çok okuyup yazarsanız, o dilde bilimsel, sanatsal ve edebi eserlerin ortaya çıkarılma ihtimalini de o kadar çok artırırsınız. Velhasıl eğitim, bir dilin geleceğidir; okullara girmeyen bir dil belki hayatiyetini sürdürebilir ama kaçınılmaz olarak kısırlaşır.

Kürtçe, maalesef Türkiye’de uzun yıllar boyunca ağır baskılara maruz kaldı. Eğitimde kullanılması bir yana konuşulması bile yasaklandı. Eşi nadir görülür bir baskı politikasına uğradı Kürtçe; küçümsendi, aşağılandı, horlandı. Dünyanın en doğal işini yapıp anasıyla kendi dilinde hasbıhal edenler cezalara çarptırıldı. Dahası milyonlarca Kürt hayatını onunla sürdürmesine rağmen Kürtçenin varlığı reddedildi. Devlet, Kürtlere “Sizin aslında bir diliniz yok” dedi ve gerçekte “yok” olan dillerinde ısrar etmelerinin başlarına beladan başka bir şey getirmeyeceğini zihinlerine nakşetmeye çalıştı.

Devletin Kürtçeyi tanıması

Ancak bütün bu sert asimilasyonist politikaya rağmen Kürtlerin dilleriyle olan irtibatlarını muhafaza etmeleri, devleti Kürtçeyi tanımaya ve eğitim sistemi içinde kısıtlı da olsa ona bir yer açmaya mecbur bıraktı. Kürtçe hep vardı fakat devletin onu tanıması gecikti.

Eğitimde ilk adım 2011’de Yükseköğretim Kurumu (YÖK) tarafından atıldı ve YÖK, üniversitelerde “Kürt Dili ve Edebiyatı” bölümlerinin açılmasına karar verdi. Kararı takiben, Mardin Artuklu Üniversitesi, Muş Alparslan Üniversitesi ve Bingöl Üniversitesi’nde “Kürt Dili ve Edebiyatı”, Bingöl Üniversitesi ve Dersim Üniversitesi’nde de  “Zaza Dili ve Edebiyatı” bölümleri açıldı.

İkinci adım ise 2012 yılında Milli Eğitim Bakanlığı’ndan (MEB) geldi. MEB, ilkokul beşinci sınıftan itibaren Kürtçenin seçmeli ders olarak okullarda okutulmasının önünü açtı. Buna göre, bir okulda Kürtçe seçimlik dersinin verilmesi için en az on öğrencinin talebi gerekiyordu. 2012’de 28 ilde 18.847 öğrenci Kürtçe (Kurmanci-Zazaki) dersini seçti. Kürtçeyi en çok tercih edenler Diyarbakırlı öğrencilerdi; Diyarbakır’da Kürtçeyi seçen öğrencilerden 4.469 öğrenciden 4.298’i Kurmanci, 171’i de Zazaki dersi aldı.

Seçmeli Kürtçe derslerinin, üniversitelerin Kürdoloji bölümlerinden mezun olanların vermesi planlanıyordu. Nitekim yüzlerce öğrenci, pedagojik formasyonlarını da tamamlayarak, bu bölümlerden mezun oldu. Her yıl en az yüz öğrenci Kürdoloji bölümünden mezun oluyor. Son verilere göre, bölüm ilk açıldığından bugüne kadar mezun olan bin 500 kişiden 112’si atandı.

Öğrencilerin ve öğretmenlerin hakkı

Hâlihazırda Kürtçenin hiç olmazsa seçmeli olarak eğitiminin verilmesinde yasal bir engel yok. Ancak uygulamada birçok sorun var. Mesela, velilere eğitim-öğretim döneminin başlangıcından Kürtçe seçimlik dersler hakkında yeterli bir bilgilendirme yapılmıyor. Kürtçe dersini seçmek isteyen velilere, okullarda bu dersi verecek öğretmen olmadığı söylenerek velilere başka seçimlik derslere yönlendiriliyor. Öğrenci olmadığı için Kürtçe öğretmenleri branş değiştirmek zorunda kalıyor. MEB, ihtiyacı karşılayacak sayıda öğretmen ataması yapmak yerine, özellikle sembolik sayıda atama yapmakla yetiniyor. 2020’de atanan Kürtçe öğretmen sayısı sadece 2; rakamla da 2 yazıyla da iki!

Devletin hukuki olarak tanıyan ama tatbiki olarak mümkün mertebe sınırlayan bu yaklaşımına dikkat çeken Kürtçe Öğretmenleri İnisiyatifi, MEB’in atama ve seçmeli ders uygulamalarının anadilde eğitim hakkının kullanılması fiilen ortadan kaldırdığını belirtiyor. İnisiyatif, Kürtçe eğitimin hak ettiği düzeye çıkarılması için başlıca üç talebi dile getiriyor:

  • Kürtçe seçmeli dersi için öğretmen atamalarında kontenjan sayısının artırılması
  • Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı illerdeki tüm özel okul, kreş ve kolej gibi eğitim kurumlarında Kürtçeye zorunlu ders olarak yer verilmesi
  • Kürt diline dönük ayrımcılığın sonlandırılarak Kürtçe anadilde eğitimin önündeki tüm engellerin kaldırılması

Talepler önemli; bunların karşılanabilmesi iki taraflı sorumluluk gerektiriyor: Bir taraftan Kürt kamuoyunun siyasi partileri ve sivil toplumuyla dil meselesinde son derece hassas olmalı, dil farkındalığı yaratmak için kampanyalar düzenlemeli ve Kürt veliler de Kürtçe dersi seçiminde ısrarcı davranıp okulları Kürtçe dersi verecek öğretmen istihdamına zorlamalı. Diğer taraftan da devlet velilerin Kürtçe ders seçme hakkını kullanabilmesine dönük şartları oluşturmalı, anadilde eğitim modellerinin geliştirilmesinin üzerinde düşünmeli ve her şeyden önce kontenjanı artırıp daha fazla sayıda Kürtçe öğretmen atamalıdır.

Dillerini öğrenmek isteyen öğrenciler ile öğretmenlerini buluşması hem onların hakkı hem de herkesin hayrına olandır.

Kürdistan 24, 04.11.2020

https://www.kurdistan24.net/tr/opinion/6aacbb5e-9883-4f9b-a254-46feb7a8d05a

Önceki İçerikABD seçimlerinden ilginç anlar…
Sonraki İçerikABD seçimleri: Trump’ın usulsüzlük iddiaları neye dayanıyor, doğruluk payı ne kadar?