Anasayfa / Dış Haber / Magyar hızlı başladı: Cumhurbaşkanı’na kukla deyip istifasını istedi, devlet kanalına çıkıp meydan okudu

Magyar hızlı başladı: Cumhurbaşkanı’na kukla deyip istifasını istedi, devlet kanalına çıkıp meydan okudu

Magyar, Orban’a yakın Cumhurbaşkanı Sulyok ile sarayda görüştü, fotoğraf çektirdi, sonra Cumhurbaşkanı’nı istifaya çağırdı: Macar ulusunun birliğini temsil etmeye layık değil.

Macaristan’da Péter Magyar, Viktor Orbán’ın 16 yıllık iktidarını sona erdiren seçim zaferinin hemen ardından hızlı bir siyasi hamle süreci başlattı. Seçimden sadece üç gün sonra Cumhurbaşkanı Tamás Sulyok ile görüşen Magyar, iktidarın mümkün olan en kısa sürede devralınmasını istedi.

Yeni hükümetin 6 ya da 7 Mayıs’ta kurulması bekleniyor, ancak Magyar bu sürecin daha da öne çekilmesini istiyor.

Cumhurbaşkanı’na açık istifa çağrısı

45 yaşındaki Magyar, Orban’a yakın Cumhurbaşkanı Sulyok ile sarayda görüştü, fotoğraf çektirdi, sonra Cumhurbaşkanı’nı etiketleyip mesaj yazdı:

“Macaristan Cumhurbaşkanı, Macar ulusunun birliğini temsil etmeye layık değil. Yasallığın koruyucusu olarak hizmet etmeye uygun değil. Ahlaki bir otorite ya da rol model olarak hizmet etmeye uygun değil.

Yeni hükümetin kurulmasının ardından Tamás Sulyok derhal görevinden ayrılmalıdır.”

Magyar, “Eğer cumhurbaşkanı görevinden istifa etmezse, hükümetlerinin onu ve “Orbán sisteminin üst düzey görevlere atadığı tüm kuklaları” görevden alacak bir yasa çıkaracağını söyledi. Bu görevler arasında başsavcı ve anayasa mahkemesi başkanının da bulunduğunu belirtti.

Orbán balkonda

Seçim yenilgisinin ardından Viktor Orbán kamuoyu önünde sınırlı bir profil çiziyor. Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na yapılan ziyaret sırasında basından kaçınan Orbán’ın, binaya yan kapıdan girdiği görüntülendi.

Magyar ile Sulyok’un saray balkonunda birlikte görüntü verdiği anlarda, Orbán’ın hemen yan binadaki Başbakanlık ofisinin bulunduğu Karmelita Manastırı’nın balkonunda yer alması, iktidar değişiminin sembolik bir karesi olarak yorumlandı.

Devlet kanalına çıkıp meydan okudu

Magyar’ın en hızlı müdahale etmek istediği alanlardan biri medya oldu. Seçim kampanyası boyunca medyanın %70-80’inin Orbán’a yakın isimlerin kontrolünde olduğunu savunan Magyar, devlet televizyonu ve radyosunda kendisine yer verilmediğini söylemişti.

Seçimden sonra ilk kez devlet medyasına çıkan Magyar, hem Kossuth Radio hem de M1 TV yayınlarında sert tartışmalara girdi:

Péter Magyar: “Şöyle bir etrafa bakıyorum da, burada olmak güzel bir duygu. En son 26 Eylül 2024’te, yani yaklaşık bir buçuk yıl önce en büyük partinin liderinin buraya girmesine izin verilmişti.”

Sunucu: Bağışlayın sayın Başkan, ama sizi defalarca davet ettik. Bu konuda e-postalar var, her iki basın birimi de bu konuda karşılıklı yazışacaktır çünkü bu e-postalar mevcut.

Péter Magyar: “Sayın Editör, bunu Kossuth Radyosu’nda da yaşadık. Ocak 2026’ya kadar beni davet etmediniz, içeri bile almadınız. Unuttuysanız hatırlatayım; burada, Kunigunda Caddesi’nde protestolar bile yapıldı. Ama sorun değil, kişisel bir kırgınlığım yok. Sabah, öğle, akşam demeden şahsıma, aileme, yakınlarıma ve sivil insanlara hakaret etmiş olmanız bile sorun değil.”

Sunucu: Ailenize hakaret ettiğimiz iddiasını, tüm çalışma arkadaşlarım adına reddetmek zorundayım.

Péter Magyar: “Bu stüdyoda defalarca reşit olmayan çocuklarımın benimle konuşmadığı söylendi; oysa benimle yaşıyorlar ve daha dün onları antrenmana ben götürdüm.”

Sunucu: Bir sunucunun böyle bir şey söylediğine inanmıyorum.

Péter Magyar: “Her halükarda kişisel bir kırgınlığımız yok ama programımızın temel maddelerinden biri, Tisza hükümetinin kurulmasından sonra bu “yalan fabrikasına” son vermektir

Burada yürütülen bu asılsız haber hizmetini derhal askıya alacağız. Diğer parlamento partileri ve meslek kuruluşlarıyla birlikte; bağımsız, objektif ve tarafsız bir medyanın koşullarını oluşturacağız.

Biliyoruz ki mükemmel bir medya yoktur. Ancak 2010’dan beri burada dönen ve Goebbels’i ya da Kuzey Kore diktatörünü bile kıskandıracak, tek bir doğru kelimenin konuşulmadığı bu propaganda düzeni kesinlikle devam edemez.
Görüyorum ki Macar halkı 12 Nisan’daki seçimlerde eşi benzeri görülmemiş bir yetkiyle sistemi değiştirdiğinden beri bir şeyler hareketlenmeye başladı. O günden beri burada da bazı değişimler görüyorum; örneğin bir buçuk yıl sonra ilk kez bir basın toplantımı canlı yayınladınız.”

AB ile yeni dönem: 33 milyar euro masada

Yeni hükümetin önündeki en kritik başlıklardan biri Avrupa Birliği ile ilişkiler olacak. Orbán döneminde hukukun üstünlüğü ve yolsuzluk iddiaları nedeniyle dondurulan fonlar, Macar ekonomisi üzerinde ciddi baskı yaratmış durumda.

Magyar, seçimden hemen sonra Ursula von der Leyen ile görüşerek süreci hızlandırmaya çalıştı. AB tarafı, Macaristan’ın “ortak Avrupa değerleriyle yeniden hizalanması” ve hukuk devleti reformlarının hızla hayata geçirilmesi gerektiğini vurguluyor.

Halihazırda yaklaşık 17 milyar euroluk fon askıda bulunurken, Macaristan ayrıca 16 milyar euroluk savunma kredisi onayı da bekliyor.

Ukrayna vetosu ve dış politika belirsizliği

Geçiş sürecinin en karmaşık başlıklarından biri de Ukrayna meselesi. Orbán hükümeti, seçim öncesinde AB’nin Ukrayna’ya yönelik 90 milyar euroluk yardım paketini veto etmişti. Magyar ise bu vetonun “artık siyasi olarak geçerli olmadığını” savunuyor.

Ancak veto kararının teknik olarak nasıl kaldırılacağı ve geçici olarak görevde kalacak Orbán’ın bu süreçte nasıl bir rol oynayacağı belirsizliğini koruyor.

Trump’tan dikkat çeken yorum

ABD Başkanı Donald Trump, seçim öncesinde açık şekilde Orbán’a destek vermişti. Ancak sonuçların ardından Magyar için “iyi bir iş çıkaracak” değerlendirmesinde bulundu. Bu açıklama, Washington’un yeni yönetimle çalışmaya açık olduğu şeklinde yorumlandı.

“Seçimli otokrasi”den çıkış iddiası

Magyar, kampanya boyunca Orbán dönemini sert şekilde eleştirerek ülkenin “boşaltıldığını” ve devlet kaynaklarının kötüye kullanıldığını savundu. Avrupa Parlamentosu’nun Macaristan için kullandığı “seçimli otokrasi” tanımını tersine çevirmeyi hedefleyen Magyar, hızlı ve kapsamlı bir dönüşüm programı vaat ediyor.

Seçimden üç gün sonra başlayan bu hızlı tempo, Macaristan’da sadece bir hükümet değişimi değil, devletin kurumsal yapısında köklü bir dönüşüm sürecinin de başlayabileceğine işaret ediyor.

Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?

Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.

Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

Bu Sayfayı Paylaşın